İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 06.01.2016 tarihli ve 08 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“IMC TV logolu DYT Yayıncılık Hizmetleri A.Ş. yayın kuruluşunda 29.11.2015 tarihinde Diyarbakır Barosu Başkanu Tahir Elçi'nin öldürülmesi ile ilgili olarak gün boyunca canlı yayınlar yapılmıştır. Diyarbakır'dan yapılan canlı yayınlarda cenaze için Diyarbakır'da bulunan çeşitli konukların yaşanan hadise ilgili değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Diyarbakır'dan canlı yayın yapan IMC TV muhabirinin mikrofon uzattığı Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ali Özcan çeşitli değerlendirmelerde bulunmuş ve sunucunun sokağa çıkma yasaklarını değerlendirmesini istediği bölümde şu ifadeleri kullanmıştır:
15:24:16 "Dedim ya bir ay önce biz oraları gezdik.Tahir canımızın katledildiği yeri gezdik, Cizre'yi gezdik. Yani şu anda korkunun verdiği bir tepkidir, korkuyor. Yani Cizre'de niye 9 günde 23 kişi öldürdü, korku. Orda oy çıkmadı yani Kuranı Kerim'le çıkıp 5 vakit namaz kılanları 9 gün eve hapis eden bir müslüman anlayışı. Böyle bir müslüman olur mu olmaz. Bunun ki müslümanlık değil, müslümanları katletmeye gelmiştir. Onun için bizim anlayışımız bu. Var olan, sokaklardaki isyanlara da sokaktaki yasaklara da varız, çıkacağız, çıkmalıyız. Korkutamayacak bizi o korkuyor. Sokağın yasağı onun korkusudur, bizim korkumuz değil. Artık Kürdistan, Kürt kimliğini aşmıştır, Kürdistan sorununu tartışıyor, bundan korkuyor. Şimdiye kadar kimlikti, ama bugün artık kimlik Kürtlerin kimliğini gördük bugün. Herkes kimliğini haykırdı. Şu anda Kürdistan sorunu tartışıldığı için Kürt halkının birliğinin beraberliğinin olduğu için bu sokağa çıkma onun korkularıdır.Faşist diktatörlerin darbe yapan Kenan Evren gibilerinin, Kenan Evren öldüğü zaman cenazesinde belki onun dışında kimse yoktu lanetlediler, bu ondan beter olacak. "(Klip 1)
Yine Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy'un Elçi'nin öldürülmesi ve sokağa çıkma yasaklarını değerlendirdiği bölümde aşağıdaki ifadeleri kullandığı görülmektedir:
15:44:59 "Çünkü biz 7 Haziran'dan bu yana işletilen bir programı bizzat bu ülkede yaşayanlar birlikte yaşıyoruz. Bu program bir katliam ve ölüm düzeni ve bu ölüm düzeni ve katliam düzeni yıkılmadan bu halklar arasında bir barış umudu mümkün değil. Demokrasi bu ülkede mümkün değil. Bu ülke halklarının rahata ve huzura kavuşması mümkün değil.Bunu bizzat buradan Türkiye'nin her tarafında hissedilmesi gerekir. Bu sadece Diyarbakır'ın sorunu değil. Korku hissediliyor. Haziran isyanında sokağa çıkan milyonlar tehlikeli onlar için, biliyolar. Yaptıkları, artık halklara vadecekleri hiç bişey yok. O nedenle de bu katliam ve ölüm düzeniyle iktidarda kalmaya çalışıyorlar. Uzatmaları oynuyorlar."
15:46:41 "Türkiye'nin batısında muhalefet sindirilmiş durumda, Haziran isyanında sokağa çıkan milyonlar sindirilmiş durumda.Korku egemen. Ama korkunun da ecele faydası yok. Ancak örgütlenerek, halkın kendi örgütlü özgücünü yaratarak bu korkuyu yıkabiliriz. Ve katliamlar düzeninin ölümle iktidarda kalamayacaklarını göstermediğimiz sürece her gün birimiz ölecek, her gün aramızda bombalar patlayacak."(Klip 2)
Gün boyu yapılan özel yayınlarda HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş da canlı yayına konuk olarak katılmıştır. Tahir Elçi'nin ölüm anından bir süre önce 2 polisin bir taksinin önünde şehit edildiği, bu taksiden çıkan şahısların Tahir Elçi'nin bulunduğu bölgeye doğru hareket ettiği ve sonrasında olay yerinde polisin kaçan şahıslara ateş ettiği görüntülere ilişkin yorumlar yapılırken HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın aşağıda yer alan ifadeleri kullandığı tespit edilmiştir.
22:09:39 "Yani bu ülkede Bahtiyar Aydın öldürüldü devlet tarafından. Diyarbakır Emniyet Müdürü öldürüldü Abdülgaffar Okkan. Bu ülkede bu vakıalar çok fazladır ve bunların hepsi zamanında örgüte yüklenen ve sonrasında failleri ortaya çıkan bir çok cinayet var. Maalesef çok acı deneyimler bunlar ama Bahtiyar Aydın'ın faillerinin devlet güçleri olduğu 20 yıldan fazla bir süre sonra ortaya çıktı. Yani burdabu kadar vahim bir tabloda polislerin de gözden çıkarıldığını söylemek çok abartılı olmayacak... bu yönüyle cinayetler tarihine bakınca çok abartılı bir yaklaşım değil."
22:12:24 "Diğer mesele Tahir Sur'dan gelen bir silahla ölmüyo. Arkadan Balıkçılarbaşı tarafından Diyarbakırdan olanlar bilirler, diğer yönden bir silah geliyor. Bi kez Sur'dan taraf gelmemesipolisin, güvenlik gücünün öldürdüğünü kesin ortaya koyuyor.Çünkü bu taraftan geliyor silah, Balıkçılarbaşı tarafından geliyo yani." (Klip 3)
Deşifre metninden de anlaşıldığı üzere söz konusu yayınlarda Tahir Elçi'nin öldürülmesi konusundan yola çıkılarak Güneydoğu'da yaşananlar, sokağa çıkma yasakları gibi meselelerin dile getirildiği görülmektedir. Program konuklarından Ali Özcan Güneydoğu'da sokağa çıkma yasakları ile insanların öldürüldüğü, aslında iktidarın sokağa çıkma yasaklarını Kürt kimliğinden de öte Kürdistan sorununun tartışılmasından korktuğu için uyguladığı iddialarını ileri sürmüştür. Benzer şekilde Oya Ersoy da 7 Haziran'dan bu yana Güneydoğu'da yaşanan olayları ölüm ve katliam düzeni olarak tanımlamış ve halkın kendi örgütlü özgücünü yaratarak sözünü ettiği katliam düzenini yıkabileceklerini belirtmiştir. HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş da, Tahir Elçi'nin öldürülmesinden sonra ortaya çıkan olay anına ilişkin görüntülerden yola çıkarak Elçi'nin kesin olarak güvenlik güçlerince öldürüldüğü, hatta bu suikast için olayda öldürülen polislerin de feda edildiği iddialarını öne sürmektedir.
Yukarıda yer alan ifadelerden de anlaşıldığı üzere programa katılan konukların terör faaliyetlerinin önlenmesi amacıyla güvenlik güçleri tarafından muhtelif bölgelerde terör örgütü mensuplarına yönelik olarak düzenlenen operasyonları, Kürt halkını bastırmaya sindirmeye yönelik operasyonlar şeklinde ifade ettikleri ve Güneydoğu'da yaşanan olayları devlet tarafından yürütülen ölüm ve katliam düzeni şeklinde yorumlayıp bu düzene karşı halkı örgütlenmeye davet ettikleri görülmektedir. Askeri operasyonların sebebi olan terör örgütünün faaliyetlerini görmezden gelerek Kürt halkını devlete karşı kışkırtma amacı güttüğü düşünülen söz konusu ifadelerin ulusal yayın yapan bir platformda çok açık bir şekilde dile getirilmesi, medya hizmet sağlayıcı kanallardan beklenen kamusal yayıncılık sorumluluğu ile bağdaşmamaktadır. Terör örgütünün faaliyetlerini haklı göstermekten başka bir amaca hizmet etmeyeceği düşünülen bu suçlamalar ve ağır iddialar dile getirilirken hiç bir müdahalede bulunulmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni Güneydoğu'da katliam yapmakla suçlayan ve buna karşı halkın kendi örgütlü gücünü oluşturması çağrısında bulunan ifade ve kavramsallaştırmaların devlet ve millet bütünlüğüne zarar vereceği gibi, halkı tahrik etme amacı güden ve terör örgütünün faaliyetlerini haklı gösteren bir biçimde olduğu düşünülmektedir.
Bu hususlar göz önüne alındığında IMC TV logolu DYT Yayıncılık Hizmetleri A.Ş. yayın kuruluşu yaptığı yayın ile 6112 sayılı Yasa'nın 8. maddesinin 1. fıkrasının a) bendinde yer alan"Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı olamaz."ile(d) bendinde yer alan"Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz. Terör eylemini, faillerini ve mağdurlarını terörün amaçlarına hizmet eder şekilde sunamaz."ilkelerini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.” Şeklindeki değerlendirmelere yer verilmiş olduğu,
Yayın Kuruluşu'nun söz konusu yayını ile 6112 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bendini ihlal ettiği kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği, anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
İhlal konusu yayında kullanılan dil ve olayların aktarımı dikkate alındığında tarafsızlık ile doğruluk-gerçeklik ilkelerinin esas alınmadığı ve dolayısı ile 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde ifade edilen,yayın hizmetleri"Tarafsızlık,gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır;..."hükmünün ihlal edildiği değerlendirilmiştir
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere;
IMC logosuyla yayın yapan DYT YAYINCILIK HİZMETLERİ A.Ş. unvanlı kuruluş hakkında; 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; "Tarafsızlık,gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır;...” hükmünün ihlali nedeniyle, aynı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre “UYARI” YAPTIRIMININ UYGULANMASINA,6112 sayılı kanunun 32 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, aynı yayın ilkesinin tekraren ihlali halinde, Kanunun 32 nci maddesinin İkinci fıkrasında yer alan; “Uyarının ilgili kuruluşa tebliğinden sonra ihlalin tekrarı halinde medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası yaptırımı uygulanacağının, yapılacak tebligatta bildirilmesine, Üst Kurul Üyesi Ersin ÖNGEL’in karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 28.01.2016 gün ve 06 sayılı toplantıda aldığı 125 no.lu karara karşı oy yazısı.
Ersin ÖNGEL Şerhidir.


