İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 11.12.2015 tarihli ve 1886 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“IMC TV logolu DYT Yayıncılık Hizmetleri A.Ş. yayın kuruluşunda 27.11.2015 tarihinde saat 20.18'de moderatörlüğünü Banu Güven'in yaptığı "Artı Haber" isimli program yayınlanmıştır. Hafta içi her akşam ekrana gelen ve güncel politik konuların konuşulduğu programın bu bölümünde Mit tırları haberi ile ilgili olarak Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün tutuklanmaları hakkında yorumlarda bulunulmuştur. Programa Cumhuriyet Gazetesinin Avukatı Tora Pekin, Cumhuriyet Gazetesi Haber Koordinatörü Ayşe Yıldırım ve gazetenin yazarlarından Tayfun Atay konuk olarak katılmışlardır.
Banu Güven'in, "Böyle gürültülü bir şekilde artı bölümümüze de geçtik. Evet gürültü çıkarıcağız, onu yapıcağız. Can Dündar'ın ve Erdem Gül'ün bugün Silivri'den bizlere bizim aracılığımızla sizlere aktardığı mesajlarda da bu var. O baskıya karşı sesi, özgürlüğün sesini yükseltmek." diyerek başladığı programda sözü edilen gazetecilerin tutuklanmasıyla ilgili Banu Güven'in ve konukların yorumlarına ilişkin deşifre metninin bir kısmına aşağıda yer verilmektedir:
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının konuyla ilgili açıklamalarını değerlendirirken;
20:31:11 (Banu Güven) Devamı da var. Ayrıca diyo ki biz Mit'e ait yardım tırlarının herhangi bir yasadışı örgüte gittiğine yönelik hiç bir belge, bilgi, delil ya da emare bulamadık. Bunu da söylüyo.
(Avukat Tora Pekin) Yani işte saçma sapan tutarsız bi açıklama. Bunu bulduk dese kabul ettik dese silah olduğunu söylemiş olacak ikrar etmiş olacak o yüzden bu yalanı sürdürmeye devam ettiriyo, yapacak bişey yok.
(Banu Güven) Bi de suç oluşturan bir faaliyeti devlet faaliyeti olsa, devletin gizli bir faaliyeti bile olsa haber yapmak hiçbir zaman suç olamaz diyoruz ya ona dair bi gönderme de var gibi geliyo burda yani bi.
(Avukat Tora Pekin) Yani bilemiyorum kendi meslek etik kurallarını tanımayan bir başsavcı hiç bilgi sahibi olmadığı, tecrübe sahibi olmadığı basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü hakkında nasıl tutarlı cümle kurabilir ki, o da kuramamış.
Yine söz konusu tutuklamaların zamanlamasıyla ilgili olarak;
20:34:19 (Avukat Tora Pekin) Erken seçim, 1 Kasım beklendi. 1 Kasım'a kadar daha sonra Erdem Gül'ün de haberi yayınlandı. Bu korkunç suçluların, bu teröre yardım eden casusların 5,5 ay aramızda dolaşmasına izin verdiler ve gazete yapmasına izin verdiler.
(Banu Güven) İstediği gibi seyahat etmesine izin verdiler.
(Banu Güven) Kaldı ki AİHM'nde buna ışık tutabilecek başka bi takım dava sonuçları var.
(Avukat Tora Pekin) Olmaz mı var tabi.
(Banu Güven) E işte.
(Avukat Tora Pekin) Hatırlattık da, bi tek onu söyleyim.
(Banu Güven) Ama ne olmuş olacak. Bütün bu süreç oraya kadar geldiğinde aradan yıllar geçmiş olacak ve yani olan olmuş olacak ve biz böyle olmasını istemeyeceğiz tabi. Umarız buralara kadar götürecek durumla karşılaşmayız.
20:38:01 (Ayşe Yıldırım) Neden şimdi, neden beklediler? 1 Kasım dedi. Evet 1 Kasım'da % 49.5 oy aldı. Kendisini en güçlü hissettiği bir zamanda şimdi. Tabi temel neden şu: Erdoğan'ın başkanlık hayali. Hepimiz bunu biliyoruz. Şimdi bu Başkanlık hayalini gerçekleştirmek için toplumdaki karşı çıkan muhalefetin iradesini bastırmaya çalışıyo. Burda geliyo basını susuturuyo, el koyuyo, kapatıyo, hapse atıyo. Yapabileceği her şeyi yapıyo. Güneydoğu'da gidiyo sokağa çıkma yasakları ile insanları öldürüyo. Bir irade kırma ve insanlara tamam al başkanlık senin olsun da bizi rahat bırak dedirtmeye çalışıyo. Neden şimdinin yanıtı bu aslında ve nereye kadar süreceği de onun bu başkanlık sevdasını ....
(Banu Güven) Tam da Rusya'nın bugün Fransa Dışişleri Bakanının da neler söylediğini ekledik. Türkiye'nin Suriye'deki cihatçı gruplarla ilişkilerini gittikçe her gün biraz daha ortaya çıkardığı günlerdeyiz. Yani böyle bi zamana denk gelmesi de medyada buna dönük artık ajanslara yansıyan açıklamalar şeklindeki haberlerin de yansımasını engellemeye de yönelik bir adım olarak görülebilir mi?
(Ayşe Yıldırım) E muhakkak tabiki yani. Bu şu demektir, yazmayın susun.
(Banu Güven) Putin'in Anadolu Ajansında yer almayan açıklamasını hatırlatmak lazım.
(Ayşe Yıldırım) Elbette tabiki. Temel mesele o zaten. Her türlü hukuksuzluk yapılsın, yapılan her hata, suç konuşulabilir dışarıda. Ama asla medya aracılığıyla televizyonlarla, gazetelerle duyurulmasın.
(Banu Güven) Kim bilir daha neler çıkacak bu Suriye meselesiyle önümüze.
20:41:07 (Banu Güven) Memleketin bi bölümünde peşi sıra sokağa çıkma yasakları var, orda bitakım direniş var tamamen güvenlikçi bitakım yöntemlerle vesaire üzerine gidiliyo, daha da büyüyo sorun. Öteki tarafta işte bu tür gazete baskınları, kayyum atamalar, başka bi takım gözaltılar vesaire. Toplum ne kadar acaba etkileniyo bunlardan ve nasıl etkileniyo... Yani gözdağı çünkü. Can'ın da o belgeseline koyduğu isim gibi gözdağı.
20:47:39 (Avukat Tora Pekin) İç savaş yaşayan komşu bi ülkeye Meclis'ten karar almaksızın halktan gizleyerek silah gönderebilir misiniz? Bu soru sorulacak ve tartışılacak.
(Banu Güven) Bu da bütün bu sürecin iyi tarafı.
(Avukat Tora Pekin) Bu fırsatı verdiği için sayın savcıya teşekkür etmek lazım. Şu ana kadar bunun üstünü örtmeyi başardılar medyalarıyla herşeyleriyle...
(Banu Güven) Davada gizlilik bile olsa bu soru sorulacak ve bu soruya verilen cevap ya da verilemeyen cevaplar da ortaya çıkacak değil mi? E bu böyle devam edecek. Bu, bu açıdan evet meslektaşlarımız içerde ama bir vesile.
Yukarıda yer alan deşifre metninden de anlaşıldığı üzere söz konusu programda Dündar ve Gül'ün tutuklanmalarına sebep olan haberden yola çıkılarak Güneydoğu'da yaşananlar, Türkiye Rusya krizi gibi güncel birtakım meselelerin de dile getirildiği görülmektedir. Program konuklarından Ayşe Yıldırım söz konusu tutuklamaları muhalefetin bastırılması, basının susturulması ve Güneydoğu'da sokağa çıkma yasakları ile insanların öldürülmesi iddialarıyla ilişkilendirmekte; program moderatörü Banu Güven de benzer doğrultuda söz konusu tutuklama kararını Güneydoğu'da sokağa çıkma yasakları ile insanların öldürüldüğü ve Türkiye'nin Suriyeli cihatçı gruplarla işbirliği iddiaları ile birlikte gözdağı olarak nitelemektedir.
Adli mahkemelerden Anayasa Mahkemesi'ne uzanan ve meşru yolları ifade eden hukuki süreçlerin takip edilmesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda da yer alan hukuk devleti anlayışının ve hukukun üstünlüğü ilkesinin en somut göstergelerinden birisidir. Hukuka intikal etmiş bir konuda özellikle program koordinatörü Banu Güven tarafından tarafsızlıktan uzak, konukların görüşlerini belli doğrultuda kanalize etmeyi amaçlayan ve hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı ifadelerin dile getirildiği görülmektedir. Bu ifadelerin dile getirilmesi, adı geçen yayın kuruluşunu temsil konumunda olan moderatörden beklenen kamusal yayıncılık sorumluluğu ile bağdaşmamaktadır. Bu noktada kamusal yayıncılık sorumluluğu çerçevesinde medya hizmet sağlayıcı kuruluştan beklenen, hukuki süreçlerin devam ettiği esnada toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmayacak biçimde tarafsızlık ilkesine uygun hareket edilmesidir.
Bu hususlar göz önüne alındığında IMC TV logolu DYT Yayıncılık Hizmetleri A.Ş. yayın kuruluşunun söz konusu yayını ile 6112 sayılı Yasanın 8. maddesinin (c) bendinde yer alan "Yayın hizmetleri hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamaz." ilkesini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.”
Şeklindeki değerlendirmelere yer vermiş olduğu,
Yayın Kuruluşunun 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükmünü ihlal ettiği kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği, anlaşılmaktadır.
Gerekçe : Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığınınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
Her ne kadar Dire Başkanlığınca yayında 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan; "Yayın hizmetleri hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamaz.” hükmünün ihlal edildiği kanaati belirtilmiş ise de, söz konusu yayına ait deşifre kayıtlarının ve video görüntülerinin tetkiki sonucunda;
Bilindiği üzere, Anayasanın 28 inci maddesine göre, “Basın hürdür, sansür edilemez.” maddede düzenlenen basın özgürlüğünün amacı, kamuoyunun ilgisini toplayan olaylarda toplumun bilgi sahibi olmasını, aydınlatılmasını sağlamak ve kamuoyu oluşturmaktır. Ancak; bu özgürlük sınırsız ve mutlak değildir. Bu nedenle, medya organlarının yayınlarında, 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen kamusal sorumluluk anlayışı çerçevesinde, toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmayacak biçimde tarafsızlık ilkesine uygun hareket etmeleri gerekmektedir.
Söz konusu programda Dündar ve Gül'ün tutuklanmalarına sebep olan haberden yola çıkılarak Güneydoğu'da yaşananlar, Türkiye Rusya krizi gibi güncel birtakım meselelerin de dile getirildiği görülmektedir. Program konuklarından Ayşe Yıldırım söz konusu tutuklamaları muhalefetin bastırılması, basının susturulması ve Güneydoğu'da sokağa çıkma yasakları ile insanların öldürülmesi iddialarıyla ilişkilendirmekte; program moderatörü Banu Güven de benzer doğrultuda söz konusu tutuklama kararını Güneydoğu'da sokağa çıkma yasakları ile insanların öldürüldüğü ve Türkiye'nin Suriyeli cihatçı gruplarla işbirliği iddiaları ile birlikte gözdağı olarak nitelemektedir.
Böylece, tarafsızlıktan uzak, konukların görüşlerini belli doğrultuda kanalize etmeyi amaçlayan bir yayın politikasının sergilendiği açık olan mezkur yayında 6112 sayılı Kanunun 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinden ziyade, (ı) bendinde ifade edilen, yayın hizmetleri "Tarafsızlık,gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır;..." hükmünün ihlalinin ön plana çıktığı değerlendirilmiştir.
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere; IMC logosuyla yayın yapan DYT YAYINCILIK HİZMETLERİ A.Ş. unvanlı kuruluş hakkında;
1-6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; "Tarafsızlık,gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır;...” hükmünün ihlali nedeniyle, aynı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre “UYARI” YAPTIRIMININ UYGULANMASINA,6112 sayılı Kanunun 32 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, aynı yayın ilkesinin tekraren ihlali halinde, Kanunun 32 nci maddesinin İkinci fıkrasında yer alan; “Uyarının ilgili kuruluşa tebliğinden sonra ihlalin tekrarı halinde medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası yaptırımı uygulanacağının, yapılacak tebligatta bildirilmesine, Üst Kurul Üyeleri İsmet DEMİRDÖĞEN, Süleyman DEMİRKAN ve Ersin ÖNGEL’in karşı oylarıyla, oy çokluğuyla,
2-6112 sayılı Kanunun 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında herhangi bir İDARİ YAPTIRIM UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA, Üst Kurul Başkanı İlhan YERLİKAYA ile Üst Kurul Üyeleri Hamit ERSOY, Nurullah ÖZTÜRK ve Taha YÜCEL’in karşı oyları ve oy çokluğu ile,
Karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 06.01.2016 gün ve 02 sayılı toplantıda aldığı 06 no.lu karara karşı oy yazısı.
Ersin ÖNGEL Şerhidir.
Üst Kurulun 06.01.2016 gün ve 02 sayılı toplantıda aldığı 06 no.lu karara karşı oy yazısı.
Süleyman DEMİRKAN Şerhidir.
Üst Kurulun 06.01.2016 gün ve 02 sayılı toplantıda aldığı 6 no.lu karara karşı oy yazısı.
İsmet Özdal DEMİRDÖĞEN Şerhidir.
Üst Kurulun 06.01.2016 gün ve 02 sayılı toplantıda aldığı 6 no.lu karara karşı oy yazısı.
Taha YÜCEL Şerhidir.
Üst Kurulun 06.01.2016 gün ve 02 sayılı toplantıda aldığı 6 no.lu karara karşı oy yazısı.
Doç Dr. Hamit ERSOY Şerhidir.
Üst Kurulun 06.01.2016 gün ve 02 sayılı toplantıda aldığı 6 no.lu karara karşı oy yazısı.
Nurullah ÖZTÜRK Şerhidir.


