İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 03.12.2015 tarihli ve 1859 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“IMC TV logolu DYT Yayıncılık Hizmetleri A.Ş. yayın kuruluşunda 24.11.2015 tarihinde saat 10.15'te moderatörlüğünü Güler Yıldız'ın yaptığı ve Gazeteci Veysi Sarısözen'in konuk olduğu "Güncel Yorum" isimli program yayınlanmıştır. Hafta içi her gün aynı saatte yayınlanan ve güncel politik konuların konuşulduğu programın bu bölümünde Suriye sınırına uçak düşmesi, Bayırbucak'taki çatışmalar, Cizre ve Lice'de hendek kazılması, özyönetim tartışmaları, Selahattin Demirtaş'a suikast iddiaları ve Türkiye AB görüşmeleri gibi konularda Veysi Sarısözen yorumlarda bulunmuştur.
Aşağıda yer alan deşifre metninde Şırnak'ın Cizre ve Silopi ilçelerinde PKK terör örgütünün kazdığı hendeklere dair Veysi Sarısözen'in yaptığı yorumlar yer almaktadır:
"Hendekler üzerine çok konuşuluyor. Şimdi bu hendekler yeni birşey değil. Bu geçtiğimiz yıl Kobani saldırısı olduğu sırada şimdiki Cumhurbaşkanının Kobani düştü düşecek demesi üzerine ve hakkaten de düşme tehlikesinin hat noktaya çıktığı esnada halkın büyük tepkisine karşı, hükümetin kitlesel tutuklamalarına karşı tedbir olarak açılmaya başlandı ve bildiğim kadarıyla sadece Cizre ve Silopi'de açıldı.Gençler sokağa çıkan polisin bir av aracı nesnesi haline gelmemek için bu yola başvurdular. Öyle bir durum oldu ki ben o sırada bölgedeydim, hendek açılmayan yerlerde yüzlerce genç tutuklandı, ama hendek açılan Cizre ve Silopi'de tek bir genç tutuklanmadı.Bir süre sonra da zaten devletle dolaylı bir anlaşmayla sorun çözüldü. Şimdi bugün de bu hendeklerin özerklik için açıldığı iddiası saçmadır.Bu hendekler 24 Temmuz'dan beri başlayan savaş ve kitlesel tutuklama metoduna karşı gençleri mecbur eden devletin marifetidir.Devlet bunu kendisi kışkırtmış oldu,çünkü orada haksız kitlesel tutuklamalar yapıldı. Belediye başkanları şu an hapiste, bunlar mı hendek açtı? Hendek açanlar bunlar mı, yüzlerce HDP üyesi cezaevinde. Bu dönem içinde oldu bütün bunlar.Ve tabi orada o genç insanlar bu tür tavşan avı gibi yapılan tutuklama, sürek avlarına karşı kendilerini savunma ihtiyacı duydular. Bu ihtiyacı yaratan Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümeti. Çünkü orada bu tür tutuklamalar yapılmıyor olsa hiç kimse oraya kalkıp da hendek mendek açmayacak.Amaçları şudur, mahallelere girip sabaha karşı, evlerin basılması genç genç çocukların hatta çocuk yaştaki insanların polis tarafından alınması ve hapse atılması.Buna karşı bir direnç ortaya çıkmıştır. Şimdi bu direnci savunup savunmamak ayrı bir husustur. Biz durduğumuz yerde devletin kanunlarını kendi başımıza bela etmek istemeyiz fakatnesnel olan hadise şudur ki bu çukurların kazılmasının müsebbibi orada hukuksuz adaletsiz sistematik tutuklamalar yapan devletin ta kendisidir."(Klip 1 Güncel Yorum)
Yukarıda yer alan ifadelerden de anlaşıldığı üzere programa katılan konuğun, bahse konu ilçelerde terör örgütünün kazdığı hendekleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin meşru olmayan operasyonlarının bir sonucu olarak gösterdiği görülmektedir. Devletin terör örgütüne yönelik yürüttüğü askeri operasyonları Kürt halkına yönelik kitlesel tutuklamalar şeklinde ifade etmekle terör örgütünün faaliyetlerini meşru gösterme amacı taşındığı izlenimi oluşmaktadır. Terör faaliyetlerinin önlenmesi amacıyla güvenlik güçleri tarafından muhtelif bölgelerde terör örgütü mensuplarına yönelik olarak düzenlenen operasyonları,sivil halkı avlamak, tutuklamak, çocukların hapse atılmasıolarak nitelemenin ve bu doğrultuda hendek kazılmasını bir meşru müdafaa olarak göstermenin terör örgütünün faaliyetlerini haklı göstermekten başka bir amaca hizmet etmeyeceği düşünülmektedir. Kaldı ki devletin hukuka aykırı bir biçimde tutuklamalarda bulunduğuna dair iddialara yönelik olarak hak arama yolunun kamu malına zarar veren ve kamu düzenini olumsuz etkileyenhendek kazmak şeklinde değil, adli mahkemelerden Anayasa Mahkemesi'ne uzanan ve meşru yolları ifade eden hukuki süreçlerin takip edilmesi biçiminde olması, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda da yer alan hukuk devleti anlayışının en somut göstergelerinden birisidir.
Yukarıda belirtilen şekilde ifadelerin ulusal yayın yapan bir platformda çok açık bir şekilde dile getirilmesi medya hizmet sağlayıcı kanallardan beklenen kamusal yayıncılık sorumluluğu ile bağdaşmamaktadır. Bu noktada kamusal yayıncılık sorumluluğu ile hareket etmesi gereken medya hizmet sağlayıcı kuruluştan beklenen, böylesine ağır bir suçlamanın hangi argümanlara dayandığını sorgulamak ve buna dair somut delilin olup olmadığını araştırmak olmalıdır. Oysa söz konusu kanalda bu suçlamalar ve ağır iddialar dile getirilirken programın sunucusu hiç bir müdahalede bulunmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı çocukları avlayan, evlere baskın düzenleyen, sistematik tutuklamalarda bulunan, örgütün bir baskı aygıtı olarak değerlendiren ifadeler ve kavramsallaştırmaların devlet ve millet bütünlüğüne zarar vereceği gibi, halkı tahrik etme amacı güden ve terör örgütünün faaliyetlerini haklı gösteren bir biçimde olduğu düşünülmektedir.
Bu hususlar göz önüne alındığında IMC TV logolu DYT Yayıncılık Hizmetleri A.Ş. yayın kuruluşu yaptığı yayın ile 6112 sayılı Yasa'nın 8. maddesinin (d) bendinde yer alan"Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz. Terör eylemini, faillerini ve mağdurlarını terörün amaçlarına hizmet eder şekilde sunamaz."ilkesini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.”
Şeklindeki değerlendirmelere yer verilmiş olduğu,
Anılan yayında; 6112 sayılı Yasa'nın; 8. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin ihlal edildiği kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği, anlaşılmaktadır.
Gerekçe : Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığınınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
İhlal konusu yayında, yukarıda (Uzman raporunda) ayrıntılı deşifre metinlerinde belirtilen ifadelerle terör örgütünü övücü açıklamalara yer verilmiş ve bu nedenle 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere, IMC TV logosuyla yayın yapan DYT YAYINCILIK HİZMETLERİ A.Ş. unvanlı kuruluş hakkında; 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan; “Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz. Terör eylemini, faillerini ve mağdurlarını terörün amaçlarına hizmet eder şekilde sunamaz.” ilkesinin ihlali nedeniyle, 32 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca;
1- İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ekim 2015 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 231.876,37 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezası 10.000 (onbin) (2015 yılı için yeniden değerleme oranına göre belirlenen 13.601 (onüçbinaltıyüzbir - )Türk Lirasından az olamayacağından 13.601TL. İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
2- İdari para cezasının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Ankara Kamu Girişimci Şubesi TR98 0001 0025 3300 9999 9951 93 no’lu hesabına “6112 sayılı Kanunun 32 nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiği veya 6112 sayılı Kanunun 32 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, dava açma süresi içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi İsmet DEMİRDÖGEN, Süleyman DEMİRKAN ve Ersin ÖNGEL’in karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 05.01.2016 gün ve 01 sayılı toplantıda aldığı 43 no.lu karara karşı oy yazısı.
Ersin ÖNGEL Şerhidir.
Üst Kurulun 05.01.2016 gün ve 01 sayılı toplantıda aldığı 43 no.lu karara karşı oy yazısı.
İsmet Özdal DEMİRDÖĞEN Şerhidir.


