İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 05.01.2016 tarihli ve 04 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda
“İLGİ : Aydın DOĞAN vekili AV. Aslıhan DURMAZ'ın 12.11.2015 tarih ve 33789 sayılı
şikayet dilekçesi.
A Haber logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 23.10.2015 tarihinde saat 15:00'te sunuculuğunu Duygu LELOĞLU'nun yaptığı "Ajans Gün İçi" adlı program yayınlanmıştır. Söz konusu programla ilgili olarak, Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş, Aydın DOĞAN vekili Av. Aslıhan Dumlu DURMAZ ilgi yazı ile Üst Kurula başvurarak A HABER adlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 23.10.2015 tarihinde Ajans Gün İçi adlı haber bülteninde yayınlanan haberde yer alan ifade ve beyanların Aydın DOĞAN hakkında karalayıcı, hukuka aykırı, kişilik haklarını ve ticari itibarı zedeleyici, gerçeğe aykırı olduğunu ve yayın kuruluşunun söz konusu yayınıyla 6112 sayılı Yasa'nın 8. Maddesinde düzenlenen;
c) Hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamaz
ç) İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi va da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez
ı) Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur.
i) Suçlu olduğu vargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimse suçlu ilân edilemez veva sucluymuş gibi gösterilemez; vargıya intikal eden konularda yargılama süresince, haber niteliği dışında yargılama sürecini ve tarafsızlığını etkiler nitelikte olamaz.
j) Haksız çıkarlara hizmet eden ve haksız rekabete yol açan unsurlar içeremez
Yayın Hizmeti İlkelerini ihlal ettiğini ve yayın kuruluşuna gerekli müeyyidelerin uygulanmasını talep etmiştir. Söz konusu yayın ve dilekçede yer alan deşifre metinleri incelenmiş olup, şikayet edilen hususlara ilişkin tarafımızca yapılan deşifre metnine ve tespitlere aşağıda yer verilmiştir.
Şikayete konu olan haberin saat 15:18:55'te yayınlandığı tespit edilmiştir. Klip1'den de görüleceği üzere haberde geçen ifadelerin deşifresi şu şekildedir:
Duygu LELOĞLU:Aydın DOĞAN Medyası Kalyon Grup'tan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne su temin edecek olan asrın projesinde ilan alamayınca çılgına döndü. İftira kampanyaları ile şantaja başladı. Aydın DOĞAN, gazetesi üzerinden Turkuaz Medya ve Kalyon Grup'a saldırdı. İftiraların arkasında yatan gerçeği ise Sabah Gazetesi gözler önüne serdi.
Haber Seslendirmesi:Medya patronu Aydın DOĞAN 28 Şubat soruşturmasında POAŞ dosyası ile köşeye sıkıştı. Hemen ardındansa Sabah Gazetesi, Hilton Oteli arazisi üzerinden 3 milyar dolarlık rant planını deşifre etti. Kirli çamaşırları ortalığa saçılınca hırçınlaşan Doğan için bardağı taşıran son damla reklam alamaması oldu. Çünkü asrın projesi ile Türkiye'den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne su temin eden projenin açılışı için Doğan Medya Grubu'na reklam verilmedi. Bunun üzerine çılgına dönen Aydın DOĞAN iftiralarla şantaja başladı. CHP'yi yanına alarak gazetesi Hürriyet üzerinden kirli çamaşırlarını ortaya seren Sabah Gazetesi ve reklam vermeyen Kalyon Grup'a saldırdı. CHP Milletvekili Aykut ERDOĞDU'nun çirkin ve asılsız iftiralarını gazetesi aracılığıyla manşete taşıdı. Doğan'ın gerçek yüzü ise Kalyon Grup'a gelen e-mail ile ortaya çıktı. Sabah Gazetesi'nin haberine göre Doğan'ın televizyon kanalı Kanal D asrın projesinin açılış yapılmadan önce Kalyon Grup'la reklam görüşmesi yapmak için temasa geçti. Kanal D'nin reklam satış yöneticisi Zeynep RENDECİ Kalyon Grup'a, "Kanal D reklam satış ekibi olarak pazarlama departmanınızla görüşme yapmak istiyoruz" maili atarak randevu istedi. Aydın DOĞAN'ın televizyon kanalından Kalyon Grup'a gelen e-mail, Hürriyet Gazetesi'ndeki haberin amacını da belli etmiş oldu. Medyasını bugüne kadar pek çok kez şantaj ve tehdit amacı ile kullanan Doğan, ihale almak, arazilerindeki emsalleri yükseltmek, reklam toplamak için hep aynı taktiği uyguluyor. Doğan grubu'nun tehdit ve şantajlara saldırmasının nedenlerinden biri de geçmişte reklam pastasından aldığı payın iyice erimesi. 2014'te Grup'un yazılı basındaki reklam gelirleri %6 düştü. Aynı düşüş görsel medyada da yaşandı. Doğan Grubu'nun yazılı basındaki reklam geliri de bu yılın ilk yarısında %15 azalarak 269 milyon liraya düştü. Görsel medyadaki reklam gelirleri ise %10.3 azalarak 270, 7 milyon liraya indi.
İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin “ifade özgürlüğü” başlıklı 10'uncu maddesinde yer alan “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar...” düzenlemesi ile ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı görülmektedir.
(AvrupaİnsanHaklarıSözleşmesi,http://www.anayasa.gov.tr/files/bireysel_basvuru/AIHS_tr.pdf, Erişim Tarihi, 14.12.2015). Anayasa’nın 25'inci maddesinde “Düşünce ve kanaat hürriyeti” başlığı altında yer alan “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.” ve 26'ncı maddesinde “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlığı altında yer alan “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” hükümlerinden anlaşılacağı üzere ifade hürriyeti Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile de güvence altına alınmaktadır. Anayasa’nın “Basın hürriyeti” başlıklı 28'inci maddesinde düzenlenen “Basın hürdür, sansür edilemez.” ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3'üncü maddesinde yer alan “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.” hükümleri ise basın hürriyetinin güvence altına alındığını göstermektedir. Bununla birlikte İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme, Anayasa ve Basın Kanun’unda ifade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkan basın özgürlüğünün kullanımına ve sınırlamasına yönelik belirli düzenlemelerin olduğu da unutulmamalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2007/7-28 E. ve 2007/34 K. numaralı "İçtihat Metni"nde, demokratik toplumlarda basının önemini vurguladıktan sonra, “Geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlar üzerinde kamuoyunu düşünmeye çağıracak tarzda tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu yöntemlerle denetlemek, ayrıca içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek durumunda olan basına, bu ödevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bir kısım haklar da tanınmıştır. Bunlar; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarıdır. Temelini Anayasa’nın 28'inci vd. maddelerinden alan ve 5187 sayılı Basın Yasasının 3'üncü maddesinde düzenlenen bu haklar, basın yoluyla işlenen suçlarda, hukuka uygunluk nedenlerini oluşturur. Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için, açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerekir... Yargılama konusu haber ve yorum metnindeki eleştiri ve değer yargılarının bir kısmı sert ve çarpıcı bir üslupla dile getirilmiştir. Yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere esasen, eleştirinin sert bir üslûpla gerçekleştirilmesi, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin amacına, psikolojisine, eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgudur. Ancak kabul edilmelidir ki, basın özgürlüğü, belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerir. Gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimler “polemik” niteliğinde olsa da, nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadeler asılsız kişisel saldırı olarak görülemez.” ifadelerine yer vermiştir.
Yargıtay 8'inci Ceza Dairesi 2009/7316 E., 2012/17738 K. nolu içtihat metninde“İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun esaslı temellerinden birini oluşturup, toplumun ilerlemesi ve her bir bireyin gelişimi için temel koşullardan biridir. İfade özgürlüğü, sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız görülen veya ilgilenmeye değmez bulunan "haber" ve "düşünceler" için değil, fakat aynı zamanda aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bunlar çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup, bunlar olmaksızın "demokratik toplum"olamaz. Sözleşme'nin 10'uncu maddesinde belirtildiği üzere, bu özgürlüğün istisnaları vardır; ancak bu istisnalar dar yorumlanmalıdır (23.09.1994 tarihli Jersild - Danimarka kararı; 21.01.1999 tarihli Janowski-Polonya kararı; 25.11.1999 tarihli Nilsen ve Johnsen-Norveç kararı; 25.07.2001 tarihli Perna-İtalya kararı).” ifadelerine yer vermiştir. (Yargıtay Kararlarına, UYAP - Bilgi Bankası, http://emsal.yargitay.gov.tr/VeriBankasiIstemciWeb/, adresinden karar/esas numaraları ile sorgulama yapılmak suretiyle ulaşılabilir.)
Yukarıda belirtilen hükümlerden ve kararlardan anlaşılacağı üzere İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme, Anayasa ve Basın Kanunu’nda dolayısıyla hem ulusal hem uluslar arası hukuk metinlerinde ifade özgürlüğünün açıkça güvence altına alındığı bu bağlamda gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarında gerekse Yargıtay kararlarında ifade özgürlüğünün temel alındığı görülmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2007/7-28 E. ve 2007/34 K. numaralı içtihadında, basın özgürlüğünün; belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerebileceğinin kabul edilmesi gerektiğini ve gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimlerin “polemik” niteliğinde olsa da, nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadelerin asılsız kişisel saldırı olarak görülemeyeceğini ortaya koymaktadır. Yargıtay 8'inci Ceza Dairesi’nin 2009/7316 E., 2012/17738 K. nolu içtihat metninde ifade özgürlüğünün aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanacağı belirtilmiştir. Mezkur Yargıtay kararlarından görüldüğü üzere ulusal ve uluslar arası hukuk düzeninde, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kavramlarının demokrasinin bir sonucu olarak geniş anlamda yorumlandığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak medyada bireylere yönelik olarak küçültücü olmamak ve hakaret içermemek kaydıyla belirli ölçüde abartılı, kışkırtmaya başvuran, muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler ve iddialar yer alabilmektedir. Bu nitelikte haber ve iddialar basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir. Ancak demokratik toplumlarda medyanın sorumluluklarının da bulunduğu unutulmamalıdır. Medyanın; abartılı, kışkırtmaya başvuran, muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler ve iddiaların muhataplarına cevap ve düzeltme hakkı tanıması ve/veya karşıt görüşlere yer vermesi demokratik toplumun gelişmesine ve kamuoyunda özgürce kanaat oluşmasına sağlayacağı gibi medyanın kamusal sorumluluğunun ve medya etiğinin bir gereğidir.
Söz konusu haber yayını incelendiğinde, Sabah Gazetesi'de yer aldığı ifade edilen bir haberden hareketle Türkiye'den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne su temin eden projenin açılışı için Doğan Medya Grubu'na reklam verilmemesi, bu konuyla ilgili olarak Doğan Medya Grubu ile Kalyon Grup arasında gerçekleşmiş olan e-mail trafiği ve Doğan Medya Grubu'nun reklam gelirlerindeki payının düşmesi nedeniyle yayın politikasının değişmesinin eleştirel bir şekilde haberleştirilerek verildiği görülmektedir. Aydın DOĞAN'ın yıllardır medya sektöründe bulunan birisi olarak artık kamuoyuna malolmuş bir şahsiyet olduğu düşünüldüğünde, gerek kendisi gerekse sahip olduğu medya kuruluşlarının yayın politikalarının ve içerdikleri haberlerin bir haber bülteninde haberleştirilmesi, irdelenmesi ve yorumlanmasının doğal karşılanabilir bir durum olduğu düşünülmektedir. Program içinde Aydın DOĞAN'a ve şahsına ait medya organlarına yönelik olarak küçültücü, aşağılayıcı ve hakaret edici nitelikte ifadelerin kullanılmadığı fakat bazı eleştiri ve iddialara yer verildiği bunların ise haber değeri taşıdığı ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Raporumuza temel teşkil eden ulusal ve uluslar arası hukuk uygulamalarında görülebileceği üzere abartılı, kışkırtmaya başvuran, muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberlerin dahi ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirileceği düşünüldüğünde söz konusu yayında kullanılan ifadelerin, ifade özgürlüğü çerçevesinde olduğu kanaati oluşmuştur. Şikayete konu hususlarda söz konusu haber yayınının ve haber içerisinde kullanılan ifadeler irdelendiğinde, nesnel bir değerlendirmeyle eleştiri niteliğini taşıdığı ve güncel bir tartışma konusu olması nedeniyle de üzerinde kamu yararı olduğu, kamuoyunun gündemini oluşturan konuyla ilgili tartışmalara katkısının olduğu, dolayısıyla ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiği değerlendirilmektedir.
Bu hususlar göz önüne alındığında; A HABER logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşun ilgili yayınında, 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus bulunmadığı kanaatine varılmıştır.”
Şeklindeki değerlendirmelere yer verilmiş olduğu,
Anılan yayında; 6112 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir hükmün ihlal edilmediği kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği, anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, söz konusu program içinde Aydın DOĞAN'a ve şahsına ait medya organlarına yönelik olarak küçültücü, aşağılayıcı ve hakaret edici nitelikte ifadelerin kullanılmadığı fakat bazı eleştiri ve iddialara yer verildiği bunların ise haber değeri taşıdığı ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği değerlendirilmekle, 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus olmadığı kanaatine varılmıştır.
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere, A HABER logosuyla yayın yapan TURKUVAZ MEDYA YAYIN HİZMETLERİ A.Ş. unvanlı kuruluş hakkında; bahse konu yayını nedeniyle, 6112 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir İDARİ YAPTIRIM UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA, Üst Kurul Üyeleri İsmet DEMİRDÖĞEN, Süleyman DEMİRKAN ve Ersin ÖNGEL’in karşı oylarıyla, oy çokluğuyla karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 24.02.2016 gün ve 12 sayılı toplantıda aldığı 5 no.lu karara karşı oy yazısı.
Ersin ÖNGEL Şerhidir.
Üst Kurulun 24.02.2016 gün ve 12 sayılı toplantıda aldığı 5 no.lu karara karşı oy yazısı.
Süleyman DEMİRKAN Şerhidir.
Üst Kurulun 24.02.2016 gün ve 12 sayılı toplantıda aldığı 5 no.lu karara karşı oy yazısı.
İsmet Özdal DEMİRDÖĞEN Şerhidir.


