İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 07.04.2026 tarih ve 24 sayılı yazısına konu ULUSAL 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 31.03.2026 tarihinde saat 12:01’de yayınlanan "Gündemin Nabzı" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, ULUSAL 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından 31.03.2026 tarihinde saat 12:01’de Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in Vatan Partisi İstanbul İl Merkezinde düzenlemiş olduğu basın toplantısının canlı olarak yayınlandığı, sunuculuğunu Bengü Kantekin’in yaptığı "Gündemin Nabzı" adlı haber bülteninde, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek tarafından ilgili canlı yayında; “Tam bu sırada Ukrayna İDA’sıyla insansız deniz aracı ona kısaca İDA deniliyor. Boğazımızın 20 mil 21 mil açığında Türk tankerini vuruyor. Petrol taşıyan Türk tankerini vuruyor. Ve siz hâlâ Amerika’nın, Avrupa emperyalizminin, Amerikan emperyalizminin, NATO’nun ondan sonra kontrolünde olan Rusya’nın üzerine sürdüğü Ukrayna’dan gelen bu tehditleri gemimizi ondan sonra hedef almasını vurmasını görmezden gelmeye çalışıyorsunuz. İşte düşman buralarda. Düşmanın kim olduğu açık. Türk gemisini Rusya vurmuyor, Türk gemisini İran vurmuyor, Türk gemisini Çin vurmuyor, Türk gemisini Filistin vurmuyor, Türk gemisini Hamas vurmuyor, Türk gemisini Hizbullah vurmuyor, Yemen vurmuyor Türk gemisini kim vuruyor? Sizin NATO’nuzun ondan sonra gelip de Türkiye’ye karşı bir tehdit olarak kullandığı ve aynı zamanda Türkiye’ye ve Rusya’ya da tehdit olarak ateşe sürdüğü Ukrayna vuruyor. Ve siz hâlâ buna gözünüzü kapayarak bu gerçeğe gözünüzü kapayarak efendim “tehdit Rusya’dan geliyor” diye gizli gizli açıklamalar yapıyorsunuz…Peki şunu da açıklayın, Azerbaycan’dan yola çıkan kargo uçağımızı İsrail’in vurduğunu da açıklasanıza! Niye raporu gizliyorsunuz? Bakın ta kaç ay oldu Azerbaycan’dan kalkan bizim kargo C-130 kargo uçağımızı İsrail indirdi 35 subayımızı şehit etti efendim şehitlerin kanı falan filan üzerine edebiyatlar yapmakta hiç kimse sizle yarışamaz ama 34 subayımızı İsrail'in şehit ettiğini Türk milletine açıklayamıyorsunuz. Hâlâ rapor çıkacak. O raporun peşindeyiz çok açık söyleyelim. O raporu gizleyemezsiniz! O raporu açıklayacaksınız! Çünkü o rapor geçmişe dair bir rapor değildir geleceğe dair bir rapordur. O rapor Türkiye’nin düşmanları kim? Türkiye’yi kim tehdit ediyor bunları ortaya koyacak…Yine misafir olarak ülkemizi ziyaret eden Libya Genelkurmay Başkanı’nın uçağını da İsrail düşürdü hem de Ankara semalarında işte Polatlı’nın üzerinde Ankara il semalarında düşürdü. Onu da açıklayamıyorsunuz. Onu da İsrail’in düşürdüğünü açıklayamıyorsunuz. Türkiye’nin egemenliğini, hava sahasını hava egemenliğini koruyamadığınızı korumadığınızı millete açıklayamıyorsunuz açıklamıyorsunuz. Bunların hepsi nereden geliyor? Bunların hepsi NATO’nun Türkiye’deki masallarına inanmaktan geliyor. NATO’nun psikolojik harekâtları kontrolünde olmaktan ileri geliyor. Onun kontrolünden çıksanız 35-34 subayımızı İsrail’in vurduğunu açıklamak zorunda kalacaksınız. Yine o kontrolden çıksanız kendi hava sahamızda Libya Genelkurmay Başkanının ve yanındaki kurmayların şehit edildiğini açıklayacaksınız açıklayamıyorsunuz.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
İnsan hak ve özgürlüklerinden olan ifade özgürlüğü hakkı, demokratik bir toplumun temel unsurlarını oluşturan çoğulculuk, hoşgörü ve açıklık ilkelerinin var olması bakımından vazgeçilmez bir karakter taşımakla beraber gerek uluslararası sözleşmelerde gerekse ulusal mevzuatımızda bu hakkın kullanılmasının belirli sınırları bulunmaktadır. Anayasa'nın 26'ncı maddesindeki “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlığı altında yer alan; “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayınların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.” hükmüyle düşünce özgürlüğüne getirilebilecek sınırlamalardan bahsedilmiştir.
5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesinde; Basının özgür olduğu, bu özgürlüğün; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içereceği, basın özgürlüğünün kullanılmasının ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlakının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Konuyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de benzer bir hüküm bulunmaktadır. Mezkûr sözleşmenin ifade özgürlüğüne ilişkin 10'uncu maddesinde: "1. Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir. 2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda gerekli tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, nizamın sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin açığa vurulmasının önlenmesi veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı merasime, koşullara, sınırlamalara veya yaptırımlara bağlanabilir." kuralı yer almaktadır.
Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati öneme sahip bir aktördür. Öyle ki; medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü güç olduğu çoğu otorite tarafından kabul edilmektedir. Kitle haberleşmesinin önemi kamusal faaliyetteki gücünden ileri gelmektedir. Bu nedenle medyanın gücünün artması ile medya mensuplarının sorumluluklarının da aynı ölçüde arttığını söylemek mümkündür. Medya mensuplarının söz ve eylemleri ile kamuoyunu bilgilendirmesi tabii bir durumdur. Ancak bu hakları kullanırken tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerinden ödün verilerek kamuoyunu yanlış yönlendirebilecek yayınlardan sakınılması; kişi, kurum, kuruluş ve milletin haklarının da gözetilmesi gerekmektedir. Yayıncılığın kamusal bir sorumluluk olduğu gerçeğinden yola çıkarak gazetecilik olanakları içerisinde üretilen haberlerin tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas alması beklenmektedir. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin gazetecilik mesleğiyle ilgili işaret ettiği ahlaki sorumluluk, toplum bilincinin gelişmesini sağlama, haber ve yorumların kişisel yargılar içermemesi ya da gerçekleri çarpıtmaması ve gizlememesi gibi gazeteciliğin topluma borçlu olduğu etik ilkelere uygun davranılmalıdır.
Medya haberleri ele aldığı konuları doğru ve eksiksiz bir biçimde yansıtmalıdır. Bu husus medyanın güvenilirliği açısından önemlidir. Habercinin temel görevi olayı veya durumu açık ve anlaşılır olarak ortaya koymak, soru işaretlerine mahal vermemektir. Haberlerin gereken ayrıntıları ile doğru olarak topluma sunulmasında kamu yararı bulunmaktadır. Bunun için haberlerde kullanılacak bulguların orijinalliğinden emin olunmalıdır. Tam doğrulanamayan haberler için editöre danışılmalıdır. Habere konu olan tarafların görüşlerine yer verilmeli, taraflara iddialara cevap verme hakkı sunulmalıdır. Nihayetinde haberde etik sınırlar içinde kalmanın en önemli şartı hayati konuların, doğruluğundan kuşku duyulmayacak şekilde tam olarak anlatımıdır. Öte yandan haberciler, olayları olduğundan fazla büyütmemeli, metinde abartılı ifadelerden kaçınmalıdır. Bir başka ifade ile herhangi bir olayda haber değeri olsun veya olmasın hikâye yaratmak için abartıya gitmek ahlaka ve doğruluk ilkesine aykırıdır. Bir topluma ve gruba üye olan muhabirin dini, uyruğu, siyasi eğilimi vardır; bu nedenle haber yazarken değer yargılarını kolayca bir yana bırakamamaktadır. Haberci için olayları taraf olmadan ele almak güçtür. Tarafsız ve değer yargılarından ari bir veri sunmak pek mümkün değildir. Böyle bir durumda yani tam olarak tarafsız ve nesnel olamama durumunda gazeteci olaylara kendi görüşünü katarken karşıt görüşlere de yer vermelidir.
Gerçek ve doğru habercilik başlığı altında, medya mensubu, yazdığı/yaydığı haberin doğruluğunu ve objektifliğini temin etmek için çaba göstermeli, saptırma ya da yanlış anlama yoluyla çarpıtmaları önlemeli, haberin içeriği ile yorumlar arasındaki fark belirgin bir şekilde sunulmalı, yorumlar sadece genel düşünceler veya günlük olaylar üzerine yapılmalı, görüntü ve sesler manipülasyona açık olmamalı, medya mensubu habere ilişkin belgeleri değiştirmemeli, toplum nezdinde önem arz edebilecek haberler ve sosyal önemi olan olayları gizlememeli, önemli detayları atlamamalı, medya mensubu, içerik hazırlarken haber konularını sansasyonel hale getirmekten kaçınmalı, gelebilecek bu yöndeki baskılara direnmeli, bir olaydan hareketle genelleme yapmaktan kaçınılmalı, medya mensubu, daima basın özgürlüğü ilkesini savunmalı, saptırmayı ve sansürü yok etmek için çabalamalı ve haber çalma, gerçeklerin çarpıtılması, iftira, onur kırıcı veya temeli olmayan iddialar ve haberi manipüle etmek üzere edinilen her türlü çıkar, gazetecilik mesleğine karşı yapılmış ağır saldırı ve kamunun güvenine ihanet olarak kabul edilmeli hususları yer almaktadır.
Bununla beraber kitle iletişim araçlarıyla topluma sunulan haberlerde belirli ölçütlerin bulunması da önem arz etmektedir. Buna göre nesnellik, tarafsızlık ve dengelilik, yorumdan ayrılık, yansızlık, sadelik, doğruluk, açıklık ve kesinlik ilkeleri haberlerin üretim ve topluma sunumunda temel ilkeler olarak iş görmektedir.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, gazetecilik mesleğiyle ilgili olarak, "Çözüm Tasarıları" adı altında belirlediği öneriler ele alındığında söz konusu raporla ilişkili aşağıdaki maddeleri içermektedir: Gazetecilik mesleği hak, yükümlülük, özgürlük ve sorumluluk gibi birçok kavramı içinde barındırır. Gazeteciliğin temel ahlaki prensiplerinden biri de haber ile yorum arasındaki belirgin ayrımın çizilmesi ve bunların karıştırılmamasıdır. Haber gerçeklere ve verilere dayalı bilgilendirmedir. Yorum ise yazanın, yayımlayanın ya da medya şirketlerinin düşüncelerini, inançlarını ve kişisel yargılarını içerir. Haber yayımı gerçeklere dayandırılmalı ve doğruluğu ispatlanabilir olmalıdır. Haberin sunumunda ve betimlemelerde tarafsız davranılmalıdır. Haber başlıkları ve özetleri mümkün olduğunca doğruları ve eldeki verileri yansıtmalıdır. Kişi ve kuruluşlarla ilgili olaylar üzerine yapılan yorumlar gerçekleri ve verileri çarpıtmamalı ve gizlememelidir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu yayında; Doğu Perinçek'in basın açıklamasında sarf ettiği "Azerbaycan’dan kalkan bizim kargo C-130 kargo uçağımızı İsrail indirdi 35 subayımızı şehit etti." ifadelerine yönelik olarak Millî Savunma Bakanlığı tarafından kamuoyuna “düşen uçakta 20 kahraman silah arkadaşımız şehit oldu” şeklinde açıklama yapılmış olup; konuyla ilgili araştırmaların devam ettiğinin belirtildiği, aynı basın açıklamasında yine Doğu Perinçek tarafından dile getirilen "Libya Genelkurmay Başkanı’nın uçağını da İsrail düşürdü!" ifadelerin de alt yazı şeklinde aktarıldığı, konuya ilişkin resmî makamlar ve Libya hükümeti tarafından yapılan açıklamalarda kazanın teknik arıza kaynaklı olduğu ve Türkiye ile koordineli araştırmaların devam ettiğinin belirtildiği görülmektedir. Ulusal güvenliği ilgilendiren konularda açıklama ya da yorumlarda bulunan kişiler kadar yayıncı kuruluşların da sorumluluğunun var olduğu hususu dikkate alındığında, medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından canlı yayın şeklinde son dakika ve alt yazılarla hem Azerbaycan-Gürcistan sınırında hem de Libya Genelkurmay Başkanı ve heyetinin içinde bulunduğu Ankara'da düşen uçaklara ilişkin ekrana taşınan doğruluğu teyit edilmemiş bilgi ve açıklamaların olduğu gibi aktarıldığı, bunun yanı sıra söz konusu ifadelerin doğruluğunun teyit edilip edilmediğine dair herhangi bir açıklamanın yapılmadığı, dolayısıyla, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun doğruluğu teyit edilmeyen, kamu düzeni ve millî güvenliği ilgilendiren konularda teyide muhtaç bilgilerin sadece haber değeri taşımasından dolayı soruşturulmaksızın doğruluğundan emin olunmaksızın kamuoyuna doğrudan aktarılmasının sorumlu gazetecilik ve yayıncılık anlayışıyla bağdaşmadığı gibi tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine de aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan, "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “8 inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri
kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %2 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Şubat 2026 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 1.942.991,27 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2026 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 245.386,00 (ikiyüzkırkbeşbinüçyüzseksenaltı) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) İdari para cezasının tebliğinden itibaren bir ay içerisinde, Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Tek İdare Tahsilat Alt Hesabı TR46 0001 0017 6200 9999 9955 88 no’lu hesabına “6112 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiğinin veya 6112 sayılı kanunun 32’nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, aynı maddenin 11’inci fıkrası uyarınca 1 ay içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunulabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,
c) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir. …” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Dr. Necdet İPEKYÜZ ve Tuncay KESER’in karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.


