İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 14.01.2026 tarih ve 6 sayılı yazısına konu NOW logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 11, 18.12.2025 tarihlerinde saat 20:00’de yayınlanan "Halef: Köklerin Çağrısı" adlı dizi film yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; NOW logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından 11, 18.12.2025 tarihlerinde saat 20:00’de yayınlanan "Halef: Köklerin Çağrısı" adlı dizi filmin,
11.12.2025 tarihli bölümünde; “Ya işte böyle hemşire hanım. Hadi beni geçtim. Ziyan Ağa'ya kafa tutabilecek misin? Melek ile Yıldız kardeş yani! He ya. Baba bir kardeşler. Ama bak gözünü seveyim ha. Hiç kimseye hiçbir şey deme. Bu sırrı dillendirme. Melek asıl o zaman zarar görür…Bundan sonrasına Serhat Ağa karar verecek ki karar da verdi aslında. Sen kocamda gözü olan adi bir yalancısın. Senin problemin ne biliyor musun: Sen kadın olmayı unutmuşsun, sen ne sevmeyi biliyorsun ne de sevilmeyi, çürümüşsün, çürüksün, kalbin çürümüş...Ee Melek Hanım artık sen çürük meyvesin, ben taze meyveyim; kim olsa benim koynuma girer.”,
18.12.2025 tarihli bölümünde ise; “Öyle ya da böyle en azından iki kadından tek kadına indin en sonunda. Tek kadın dırdırı çekeceksin. İyi tarafından bak: Köklerine dönmüşsün. Yıldız hayırdır yengem? Yenge Serhat Melek'ten boşanmaya karar verdi...E gözün aydın boncuk. Bundan sonra Serhat sadece senin kocan olacak demektir. Yakında resmi nikâhı da yapar artık...İmam nikâhlı karısısın sonuçta…Sana bakınca bütün kızgınlığım geçiyor. Niye biliyor musun: Çünkü ben en azından kocamın diğer karısı kim onu biliyorum. Böyle sana "ah ah vah vah ya bu Nurgül ablanın hâli ne olacak derken bütün kızgınlığım geçiyor işte…Serhat Yıldız'ı konaktan bile gönderemedi. Benim çocuğum ona ne diyecek: Anne mi diyecek, abla mı diyecek, Yıldız teyze mi diyecek, ne diyecek! Ya ben çocuğuma babasının iki tane karısı olduğunu nasıl anlatacağım!” şeklinde diyaloglara yer verildiği görülmüştür.
Tarihsel gelişim süreçleri içerisinde her toplumda genel kabul gören bir takım düşünce ve kurallar vardır. Toplumda hazır olarak bulunan ve toplumun ortak duygu ve düşüncelerini yansıtan bu düşünce ve kurallar, "toplumsal değer" olarak şekillenir ve nesilden nesile aktarılır. Toplumsal değerler, toplum düzeninin devamlılığı için çok önemli olduğu gibi aile, din, hukuk, eğitim ve ekonomi gibi kurumlar da toplumsal değerin etkisi altında şekillenmektedir.
Değerler, toplumun bütün özelliklerini etkileme ve belirleme gücüne sahiptir. Bu sebeple değerler, toplumun heyecan ve duygularına hitap ederek toplumsal düzenin korunması ve sürdürülmesini sağlar. Değerlerin bu özelliği toplum üzerinde bir denetim mekanizması da oluşturmaktadır. Nitekim toplumsal değerler, bazı durumlarda toplumsal düzeni sağlayan yazılı kurallardan bile daha etkili olabilmekte ve yasaların hazırlanmasında da bu değerler önemli bir gösterge olmaktadır.
Normlar, akla gelen ilk anlamıyla “ölçü” veya “kural” anlamında kullanılmaktadır. Sosyolojik manada göz önüne alındığında ise norm: "insan davranışlarının ölçüldüğü, değerlendirildiği, beğenildiği ya da kınandığı ölçü ve kurallardır" biçiminde ifade edilen, ideal davranış veya belirli doğrulara dayanan ilkeler olarak anlamlandırılmaktadır. Bu ilkelerin kaynağını oluşturan ana ölçüt ise toplum tarafından kabul edilen bazı değerlerdir. Normlar, toplumsal hayatta insanların yaşamında geçerli olan gelenek-görenek, hukuk ve genel davranış biçimlerinde kendini göstermekte ve toplumsal bütünlük içerisinde toplumun “doğru davranış” veya “ideal” olarak kabul ettiği değerlere dayanmaktadır. Bu değerlere toplumda yaşayan bireylerin tümü tarafından uyum sağlanmasa bile bu değerler, toplumun ekseriyeti tarafından davranış ölçütleri olarak kabul edilmektedir.
Aile kurumu ise insanlığın başlangıcından bu yana sağlıklı bir toplumsal hayatın ontolojik temeli olarak toplumsal kurumlar arasında büyük öneme sahiptir. Kişilerin yaşamlarını idame ettirdikleri ilk sosyal çevre olmasıyla birlikte aile, insanı topluma ve hayata bağlamaktadır. Böylelikle aile, toplumun sürekliliğini sağlamaktadır. Aile, çocuk, genç, yetişkin, yaşlı, erkek veya kadın herkes için en doğal ve temel sığınaktır. Fertler, toplumsal hayata ilk olarak ailede hazırlanır. Aile kurumu toplumun en doğal ve temel birimi olup ailenin toplum ve devlet tarafından korunma hakkına sahip olduğu hususu, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 16'ncı maddesi başta olmak üzere, evrensel düzeyde kabul gören birçok insan hakları metninde yer almaktadır. Anayasamızın 41'inci maddesine göre de "Aile, Türk toplumunun temelidir." Sadece mevzuat bağlamında değil, değerler hiyerarşimizde de ailenin korunması ve aile bağlarına ihtimam gösterilmesi en üst sıralarda yer almaktadır.
Bununla birlikte, kadın bedenlerinin istismar alanına dönüşmesinin temsilinde medya oldukça önemli bir rol üstlenmektedir. Medya tarafından oluşturulan karakterler, sosyal normlar ve kimlikler, toplumların kültürel, ahlaki ve sosyal değerlerinin anlaşılmasında ve sürdürülmesinde kilit bir rol icra
etmektedir. Aynı şekilde ifade edilmelidir ki kadınların televizyon dizilerindeki temsil edilme şekilleri, kadınların toplumdaki konumlarını, kadınların yaşamlarının izleyiciler nezdinde algılanması hususunda da önemli mesajlar iletmektedir. Bu açıdan televizyon dizileri içeriklerinde kadınların toplumdaki, iş ve aile hayatındaki konumlarının ve rollerinin, kadınlara ithaf edilen ve kadını temsil eden figürlerin toplumsal, kültürel, ahlaki ve ailevi açıdan sorunlara yol açabilecek nitelikte yansıtılmamasında kilit rol oynamaktadır. Televizyon dizilerinde kadınlara ilişkin verilen mesajlar, izleyicilerin zihnindeki gerçeklik ve toplumsal ilişki algısını etkilemektedir. Zira dizilerde işlenen hikâyeler belli mesajları derin bir etkiyle izleyiciye sunmaktadır. Dolayısıyla dizilerde kadınların duygusal, bedensel, ruhsal dokunulmazlıklarını ihlal edici ve istismar içeren nitelikte içeriklere yer verilmemesi gerekmektedir.
Söz konusu dizide Serhat’ın Melek ile evliliği sürerken Yıldız ile de nikâhlanması/evlilik bağı kurmuş olması ve ilerleyen bölümlerde iki kadın arasında fiilî bir “eş zamanlı birliktelik (duygusal/romantik ikilik)" inşa edilmesi; ayrıca Melek ile Yıldız’ın baba bir kardeş olduğunun ortaya çıkmasıyla bu üçlü kurguya akrabalık ilişkisinin de eklenmesi gibi anlatıların izleyicide normatif sınırları esneten bir “alıştırma/normalleştirme” etkisi üretme potansiyeli; anlatıya taşınma ve karakterlerle özdeşleşme süreçleri üzerinden açıklanmaktadır. Öte yandan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 230. maddesinin evli olunmasına rağmen başkasıyla evlenme işlemine ceza öngörmesi bir yana poligami temsillerinin Türkiye’de popüler dizi örnekleri üzerinden izleyici alımlaması bağlamında tartışıldığı çalışmalar, poligamik kurguların “patriarkal kodlar” ve “meşrulaştırıcı dramatik gerekçeler”le aktarılmasının, izleyici yorumlarında kabul ve/veya ret ekseninde güçlü bir norm tartışması ürettiğini göstermektedir. Dizide Serhat’ın “bırakamama”, “mecburiyet duyma”, “vicdan ve/veya borç” gibi gerekçelerle her iki kadınla olan ilişkisini de aynı anda sürdürmeye dayanan ifadeleri ve iki kadın arasında kurduğu ilişkisellik, “zorunluluk” ve “haklı gerekçe” diliyle çerçevelenerek duygusal ikiliğin meşrulaştırılmasına elverişli bir anlatı kurgulamaktadır. Anlatıya taşınma ve özdeşleşme arttıkça izleyicinin, karakterin “gerekçelendirme” repertuarını daha kolay içselleştirebildiği, böylelikle norm ihlali içeren davranışların “anlatı-içi mantıkla” sıradanlaşabildiği kabul edilmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu dizi filmde “Bundan sonrasına Serhat Ağa karar verecek ki karar da verdi aslında…sen kocamda gözü olan adi bir yalancısın…sen kadın olmayı unutmuşsun, sen ne sevmeyi biliyorsun ne de sevilmeyi, çürümüşsün, çürüksün...ee Melek Hanım artık sen çürük meyvesin, ben taze meyveyim; kim olsa benim koynuma girer” şeklinde ifadelerle, iki eşliliği sıradan bir rekabet gibi sunan ve mahremiyeti hiçe sayan cümleler tarafların karşılıklı konuşmalarıyla “çözüm/denge” dili içinde olağanlaştırılmakta, evlilik kurumunun tek eşlilik eksenindeki anlamını aşındıran bir çerçeve doğurmaktadır. Bununla birlikte, "İki kadından tek kadına indin en sonunda…Bundan sonra Serhat sadece senin kocan olacak demektir…Çünkü ben en azından kocamın diğer karısı kim onu biliyorum" gibi ifadelerin de çok eşliliği normalleştirir, sıradan bir rekabet hâlinde sunar ve hatta aile birliği ve kutsal yapısını hiçe sayar nitelikte olduğu, "Benim çocuğum ona ne diyecek: Anne mi diyecek, abla mı diyecek, Yıldız teyze mi diyecek, ne diyecek! Ya ben çocuğuma babasının iki tane karısı olduğunu nasıl anlatacağım!" ifadelerinin de çok eşliliğe yönelik itirazı dillendirmekle birlikte dizinin genel anlatı düzeni içinde bu ilişki biçimini “fiilî ve sürdürülen” bir aile gerçekliği olarak merkezde tutup çatışmayı bunun etrafında kurarak izleyici açısından olağanlaştırıcı/alıştırıcı bir etki üretmesine yol açtığı, ayrıca henüz Melek'le olan resmi evlilik birlikteliğini sonlandırmayıp nihai duygu durumu kararı izleyiciye aktarılmayan dizi film karakteri Serhat'ın Yıldız'la oldukça net ve açık bir şekilde yakınlaşması ile Melek'in buna tanık olması, denklemin tüm taraflarını aynı sahnede ve aykırı koşullarda sunmaktadır. Tüm bu söylem ve davranış düzleminin, izleyici nezdinde kadının istismar edilerek aile birliğinin çözülmesine dair bir algı iklimi oluşturmakta mahremiyet ve hiyerarşi sınırlarının belirsizleştiği bir düzeni ön plana çıkardığı; böylece anlatının, dramatik gerilimi artırırken kadın istismarı üzerinden çok eşliliği olağanlaştıran bir temsil uygulaması ile aile başta olmak üzere toplum değerlerine aykırılık noktasını pekiştirdiği, dolayısıyla mezkur dizi filmde; resmedilen ilişkilerin; sadakatsizlik ve değersizleştirme gibi temeller üzerine kurulu sahnelerin kadını istismar eder nitelikte, kadınlar için aşağılayıcı ve onur kırıcı olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle söz konusu yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Anılan yayın kuruluşu hakkında;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %2 oranında idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinde yer alan; "Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Kasım 2025 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 501.720.878,86 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki (%2) 10.034.418,00 Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) İdari para cezasının tebliğinden itibaren bir ay içerisinde, Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Tek İdare Tahsilat Alt Hesabı TR46 0001 0017 6200 9999 9955 88 no’lu hesabına “6112 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiğinin veya 6112 sayılı kanunun 32’nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, aynı maddenin 11’inci fıkrası uyarınca 1 ay içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunulabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,
c) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir. Programlarının yayını veya yayınları süreli durdurulan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yaptırım kararının tebliğine rağmen kararın gereklerine aykırı olarak yayınlarına devam etmesi halinde yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Tuncay KESER’in karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 15.01.2026 tarih, 2026/02 sayılı toplantısında alınan 18 No.lu karara karşı oy yazısı.
Tuncay KESER Şerhidir.


