RTÜK Başkanı Daniş: "Çocukların dijital ortamda korunması ortak sorumluluktur"
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Risklerini Araştırma Komisyonu üyelerine, RTÜK olarak çocuklar ve gençlerin kırmızı çizgi olarak gördüklerini aktararak, onların güvenli bir medya ortamına erişmelerine yönelik Üst Kurul faaliyetleri kapsamında yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Toplantıda RTÜK Başkan Yardımcısı Dr. Deniz Güler, "Çocukların Medyadaki Zararlı İçeriklerden Korunması" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumda, çocukların zararlı içeriklerden korunmasına yönelik RTÜK tarafından yürütülen çalışmalar, güncellenen Akıllı İşaretler Koruyucu Sembol Sistemi, medya kullanım alışkanlıklarına ilişkin araştırmalar ve hayata geçirilmesi planlanan yeni koruyucu semboller hakkında bilgi verdi.
RTÜK Başkanı Daniş’in Açıklamaları
Başkan Daniş: “Bu konu; kamu kurumlarının, yayıncıların, teknoloji şirketlerinin, eğitim camiasının ve toplumun ortak sorumluluğudur”
RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, toplantıda yaptığı konuşmada dijitalleşmenin çocuklara sunduğu imkânlara dikkat çekerken, dijital dünyanın beraberinde getirdiği risklere karşı bütüncül bir mücadele yürütülmesi gerektiğini söyledi.
“Dijitalleşme çocukların bilgiye erişmesini kolaylaştırdı ama yeni risk alanlarını da ortaya çıkardı”
Başkan Daniş komisyon toplantısında gerçekleştirdiği konuşmasında şunları söyledi:
“Dijitalleşme, çocukların bilgiye erişmesini, öğrenmesini ve kendilerini ifade etmesini önemli ölçüde kolaylaştırdı. Dijital platformlar, sosyal medya uygulamaları, video paylaşım siteleri ve çevrim içi oyunlar, çocukların karşısına yeni risk alanları da çıkarmıştır. Şiddet içerikleri, siber zorbalık, mahremiyet ihlalleri, dezenformasyon ve yaşlarına uygun olmayan yayınlar; çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir. Üstelik bugün çocukların karşılaştıkları içerikleri yalnızca kendi tercihleri belirlememektedir. Algoritmik öneri sistemleri, izleme alışkanlıklarından hareketle benzer içerikleri sürekli öne çıkarabilmekte ve kimi zaman zararlı içeriklerin görünürlüğünü artırabilmektedir. Bu nedenle çocukların dijital ortamda korunması yalnızca ailelere bırakılabilecek bireysel bir mesele değildir. Bu konu; kamu kurumlarının, yayıncıların, teknoloji şirketlerinin, eğitim camiasının ve toplumun ortak sorumluluğudur.”
“RTÜK’ün önceliği çocuklar için güvenli bir medya ortamını sağlamak”
Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun çocukların güvenli bir medya ortamına erişmesini temel öncelikleri arasında gördüğünü belirten Başkan Daniş, şöyle devam etti: “Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak çocukların hem geleneksel yayıncılıkta hem de internet üzerinden sunulan isteğe bağlı yayın hizmetlerinde güvenli bir medya ortamına erişmesini temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. Bu doğrultuda çalışmalarımızı koruyucu yayıncılık, farkındalık ve eğitim, nitelikli içeriklerin teşviki, etkin denetim ve uluslararası iş birliği anlayışıyla sürdürüyoruz.”
Akıllı İşaretler Sistemine yeni semboller eklenecek
Çocukların korunmasına yönelik en önemli araçlardan birinin Akıllı İşaretler Koruyucu Sembol Sistemi olduğunu ifade eden Başkan Daniş, sistemin dijital yayıncılığın değişen ihtiyaçları doğrultusunda güncellendiğini söyledi.
Başkan Daniş şunları kaydetti:
“Çocukların korunmasına yönelik en önemli araçlarımızdan biri Akıllı İşaretler Koruyucu Sembol Sistemidir. Bu sistem, bir programın taşıyabileceği zararlı içerikler ile hangi yaş grubuna uygun olduğu konusunda izleyicileri yayın öncesinde bilgilendirmektedir. Üst Kurulumuzdan lisanslı dijital platformlarda da kullanılması zorunlu olan Akıllı İşaretler Sistemini, dijital yayıncılığın değişen ihtiyaçlarına uygun biçimde iletişim, psikoloji, sosyoloji gibi alanlarda çalışan akademisyenlerden ve uzmanlardan oluşan bir heyetin çalışmalarıyla güncelliyoruz. Kısa zaman içerisinde uygulamaya başlayacağımız yeni koruyucu sembol sisteminde şiddetin türleri, ayrımcılık ve intihar gibi isteğe bağlı yayın hizmetlerine özel yazılı uyaranlar geliştirildi. Çocukların korunmasına yönelik kriterler güçlendirildi, savunmasız gruplara yönelik koruma yaklaşımı genişletildi. Günümüzde çocuklar için önemli bir sorun olan zorbalık ilk kez çok boyutlu şekilde ele alındı. Kumar gibi davranışsal bağımlılıklar, uyuşturucu gibi maddelerin kullanımı ve dilin doğru kullanımına özen gösterilerek ‘bağımlılık’ ve ‘uygunsuz dil’ olmak üzere iki yeni içerik sembolünün eklenmesi planlanmaktadır. Ayrıca yaş kategorilerine 10+ ve 16+ sembollerinin eklenmesi ve çocuklara yönelik olumsuz içerik taşıyan yayınların yayınlanma saatlerinin yeni semboller ışığında yeniden düzenlenmesi öngörülmektedir. Böylece hem içeriklerin daha doğru sınıflandırılmasını hem de ailelerin daha bilinçli tercihler yapabilmesini hedefliyoruz.”
“Araştırma sonuçlarımız koruyucu politikalarımıza zemin oluşturuyor”
Çocukların korunmasının yalnızca teknik tedbirlerle mümkün olmadığını vurgulayan Başkan Daniş, RTÜK tarafından yürütülen çalışmaların bilimsel araştırmalarla desteklendiğini belirtti.
“Ancak çocukları korumanın yalnızca teknik tedbirlerle mümkün olmadığını biliyoruz. Bu nedenle çalışmalarımızı bilimsel araştırmalarla destekliyoruz. Medyametre Medya Kullanım Alışkanlıkları Araştırması, Gençlerin Medya Kullanımı ve Dijital Okuryazarlık Araştırması, Televizyon Yayınlarında Şiddet Araştırması ile Çocukların Yeni Medya Kullanım Alışkanlıkları ve Siber Zorbalık Araştırması; çocukların medya kullanım biçimlerini, karşılaştıkları riskleri ve korunma ihtiyaçlarını veriye dayalı olarak ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, geliştirdiğimiz koruyucu politikaların bilimsel bir zemine dayanmasına katkı sağlamaktadır.”
“Amacımız çocukların dijital dünyanın imkânlarından güvenli ve bilinçli biçimde yararlanmalarını sağlamak”
RTÜK olarak amaçlarının çocukları dijital dünyadan tamamen uzaklaştırmak olmadığını belirten Başkan Daniş, çocukların dijital imkânlardan güvenli, bilinçli, dengeli ve haklarına uygun biçimde yararlanmalarını sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Başkan Daniş konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Çocuklar için güvenli bir dijital gelecek ancak kamu kurumlarının, ailelerin, eğitim camiasının, yayıncıların, teknoloji şirketlerinin ve uluslararası kuruluşların ortak sorumluluk anlayışıyla mümkün olacaktır. Bu anlayışla koruyucu yayıncılık yaklaşımımızı geliştirmeye, medya okuryazarlığını güçlendirmeye, nitelikli içerikleri desteklemeye, teknolojik denetim kapasitemizi artırmaya ve çocuklarımız için daha güvenli bir dijital gelecek oluşturmak üzere iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğiz.”
Gençlerin medya kullanım alışkanlıkları verilerle anlatıldı
Başkan Daniş’in konuşmasının ardından RTÜK Başkan Yardımcısı Dr. Deniz Güler, “Çocukların Medyadaki Zararlı İçeriklerden Korunması” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.
Güler sunumunda, “Türkiye’de Gençlerin Medya Kullanımı ve Dijital Okuryazarlık Araştırması 2025” kapsamında elde edilen bulgular paylaştı. Araştırmanın sonuçlarına göre gençler arasında en yüksek kullanım oranına sahip mecra yüzde 89,2 ile sosyal medya oldu. Sosyal medyayı yüzde 77,4 ile televizyon, yüzde 65 ile isteğe bağlı yayın hizmetleri ve yüzde 28,8 ile radyo takip etti.
Gençlerin günlük ortalama sosyal medya kullanım süresinin 3 saat 24 dakika olduğu, İsteğe bağlı yayın hizmetlerinin günlük ortalama 58 dakika, televizyonun 40 dakika ve radyonun 38 dakika kullanıldığı aktarılan bilgiler arasında yer aldı.
Gençlerin televizyon izleme süresi 40 dakikaya geriledi
Güler, sunumda yer verilen televizyon izleme alışkanlıklarına göre gençlerin yüzde 77,4’ünün televizyon izlediği, yüzde 22,6’sının ise televizyon izlemediği, gençlerin günlük televizyon izleme süresinin yıllar içerisinde belirgin biçimde azaldığına dikkat çekti. Günlük televizyon izleme süresinin 2018 yılında yaklaşık 2 saat 51 dakika olduğu, 2020 yılında 2 saat 5 dakikaya, 2022 yılında 1 saat 40 dakikaya ve 2025 yılında 40 dakikaya gerilediğini, bu değişimin, gençlerin medya tüketim tercihlerinin geleneksel yayıncılıktan sosyal medya ve isteğe bağlı yayın platformlarına doğru yöneldiğinin bir işareti olduğu komisyon toplantısında bulunan katılımcılar ile paylaştı.
Gençlerin yüzde 28,8’i radyo dinliyor
Araştırmada, radyo dinleme alışkanlıklarına ilişkin sonuçlara da yer verildiğini, 15-21 yaş grubundaki bireylerin yüzde 28,8’inin son bir ay içerisinde radyo dinlediği, yüzde 71,2’sinin ise radyo dinlemediği ve gençlerin günlük ortalama radyo dinleme süresinin 38 dakika olduğunu söyledi. Gençlerin Günlük radyo dinleme süresinin 2009 yılında 3 saat 25 dakika, 2014 yılında 2 saat 58 dakika, 2019 yılında 54 dakika, 2022 yılında 52 dakika ve 2025 yılında 38 dakika olarak ölçüldü.
Her 10 gençten 6’sı dijital yayın platformlarını izliyor
Dijital yayın platformlarının kullanımına ilişkin verilerde gençlerin yüzde 65’inin dijital yayın platformlarını izlediği, hiç izlemeyen yüzde 35’lik kesim ile birlikte ve dijital yayın platformlarında geçirilen günlük ortalama sürenin 2022 yılına göre sürenin 2025 yılında 58 dakikaya gerilemiş olduğunu gözlemlediklerini aktardı. Araştırma sonuçları doğrultusunda her 10 gençten yaklaşık 6’sının dijital yayın platformlarını izliyor.
Gençlerin yüzde 89,2’sinin sosyal medya hesabı bulunuyor
Araştırmadaki diğer sonuçlar şöyle:
Gençlerin yüzde 89,2’sinin en az bir sosyal medya hesabına sahip, yüzde 10,8’inin ise herhangi bir sosyal medya hesabının bulunmadığını söylüyor. Gençlerin sosyal medya profillerinin görünürlüğüne ilişkin sonuçlarda, katılımcıların yüzde 25’inin hesabının herkese açık olduğu, yüzde 75’inin ise sosyal medya profilini herkese açık şekilde kullanmadığı tespit edilerek, bu sonuçların, her 10 gençten yaklaşık 9’unun sosyal medya hesabına sahip olduğunu ve yaklaşık 2’sinin profilini herkese açık kullandığını gösterdi.
Sosyal medyanın en olumsuz yönü “gerçek hayattan uzaklaştırması”
Gençlerin yüzde 30,1’i sosyal medyanın en olumsuz yönünü “gerçek hayattan uzaklaştırması” olarak değerlendirirken, bunu yüzde 18,5 ile siber zorbalık ve şiddet, yüzde 13,6 ile dezenformasyon ve yalan haberler, yüzde 12,8 ile zengin ve gösterişli hayatlara özendirme, yüzde 9,7 ile kişilerde oluşan estetik ve vücut algısı izliyor.
Katılımcıların yüzde 6,1’i sosyal medyanın olumsuz bir yönünün bulunmadığını belirtirken, yüzde 4,9’u alışveriş bağımlılığı ve aşırı tüketime yönlendirmeyi, yüzde 4,3’ü ise diğer olumsuzlukları dile getirdi.
Gençlerin haber alma kaynağında sosyal medya ilk sırada
Araştırma sonuçlarına göre gençlerin yüzde 82,4’ü sosyal medyayı, yüzde 75,6’sı internet haber sitelerini, yüzde 53,7’si ise televizyonu haber alma kaynağı olarak kullandığı yer aldı. Gençler, Sosyal medyanın haber alma alışkanlıklarında ilk sıraya yerleşmesinin, dijital medya okuryazarlığı, doğru bilgiye erişim ve dezenformasyonla mücadele çalışmalarının önemini daha da artırdığını söylüyor.
Sonuçlara göre her 10 gençten yaklaşık 6’sının dijital okuryazarlık düzeyinin yüksek.
Dijital Okuryazarlık ve Yaş Sınırı Görüşü
Araştırma sonuçlarına göre her 10 gençten yaklaşık 6'sının dijital okuryazarlık düzeyi yüksek.
Katılımcıların %88,1'i sosyal medya kullanımında bir yaş sınırı bulunması gerektiğini düşünüyor; öne çıkan görüşe göre uygun yaş sınırı 16 olmalı.
Güler, elde edilen verilerin çocukların sosyal medya platformlarına erişimi, yaş doğrulama sistemleri, ebeveyn kontrolü ve dijital platformların sorumluluklarına yönelik yürütülecek çalışmalar açısından önem taşıdığını ifade etti.
Son beş yılda 454 idari yaptırım uygulandı
Güler, RTÜK’ün 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun çerçevesinde denetim ve yaptırım süreçlerini kararlılıkla sürdürdüğünü söyledi.
Çocuklara karşı genel ahlaka aykırılık, dilin kaba kullanımı, bağımlılık riski içeren yapımlar, suç, şiddet ve istismar içerikleri nedeniyle son beş yılda 454 kez idari yaptırım uygulandığını belirten Güler, çocukların korunmasına yönelik 8 kamu spotunun yayımlandığını ve 2 öncelikli yayın kararı alındığını aktardı.
Koruyucu yayıncılık, farkındalık ve denetim çalışmaları sürdürülüyor
Araştırna sonuçlarının ardından Güler, Üst Kurul faaliyetleri kapsamında 314 bilgilendirici ikame program yayını gerçekleştirildiğini, çocukların korunmasına yönelik 26 kamu spotunun yayımlandığını ve çocuk ile aile yapımının desteklendiğini paylaştı. Medya okuryazarlığı, dijital riskler, çevre bilinci ve dezenformasyon gibi konularda farkındalık çalışmalarından söz ederek, denetim faaliyetleri kapsamında da şiddet, müstehcenlik, ayrımcılık ve çocukların gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklerin titizlikle denetlendiği, çocukların üstün yararı gözetilerek yayıncılık ilkelerinin kararlılıkla uygulandığı belirtti.
Çocuk dostu yayıncılık ilkeleri geliştiriliyor
Güler, “Çocuk Dostu Basılı, Görsel-İşitsel ve Yazılı Yayın İlkelerinin Geliştirilmesi ve Uygulanmasının Teşvik Edilmesi” çalışmalarını dile getirdi.
Akıllı İşaretler Sınıflandırma Sistemi ile çocukların ve ailelerin yayınların içeriği konusunda önceden bilgilendirildiğini belirten Güler, RTÜK ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan Medya Okuryazarlığı Konusunda İş Birliği Protokolü kapsamında öğrencilere, öğretmenlere ve ailelere yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü kaydetti. Sunumda ayrıca 2023-2028 Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı doğrultusunda çocukların güvenli medya ortamında büyümesini sağlamak amacıyla koruyucu yayıncılık, farkındalık ve bilinçlendirme ile etkin denetim çalışmalarına devam edildiği vurguladı.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulunu aşağıdaki sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.


