İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 24.03.2017 tarih ve 419 sayılı yazısına konu; ATV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 14,15,16.03.2017 tarihlerinde, saat 16:15’de yayınladığı “Esra Erol’da” adlı programa ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Ayrıntıları bahse konu yayına ilişkin izleme raporunda belirtildiği üzere; ATV logosu ile yayın yapan TURKUVAZ AKTİF TELEVİZYON PROD. A.Ş. unvanlı kuruluş tarafından yayınlanan “Esra Erol’da” adlı programın 14,15,16.03.2017 tarihlerinde yayınlanan bölümlerinde, - ... burada sizin dans ettim dediğiniz gün vardı ya Esra Hanım. Burada hatırlar mısınız? Dansa işte, seçtikleri hanımefendilerle dansa kalksın dediniz.- Canerlerin evlilik teklifinde, evet.- Onun öncesinde Gökhan Bey yanıma oturdu, benden hoşlandığını ve talip çıkmak istediğini söyledi, ama ne dersin dedi. Böyle bir şey söylersem cevabın ne olur dedi? Ben de beyfendi, efendi gözüktüğü için neden olmasın, yani hayırlısı olsun dedim, gülümsedim. Bunun üzerine hatta telefon konuşmalarımız da oldu. Hatta buradan ekipten bir iki arkadaşımız da bunu biliyor. Telefon görüşmelerimiz de oldu ve Gökhan Bey, hala Alev'in hakkında başka biriyle konuşuyor benimle ilgili "Alev'in aklında hala başka birisi var emin değilim emin olsam çıkıcam, beni ikna etmesi gerekiyor o anlamda bana güven vermesi gerekiyor." dedi. Ben de üzerine Gökhan Bey'e mesaj attım. - Senin aklında hala Arda'nın olduğunu düşünüyor.- Evet, hatta bana onu da sordu burada otururken. Dedim ki asla öyle bir şey yoktur benim içinde zaman kaybıdır, geçip gitti zaten konuşmaya da gerek yok. Onun üstüne zaten hemen biz dansa kalktık, bu konuşma danstan önce olan bir konuşma.- Yani bu on beş gün önceki olaydan bahsediyoruz.- Evet, ama Antalya'ya gittiğinde Gökhan Bey telefonla da görüştük biz. Hatice Abla o dediğim kişi Hatice Abla'yla da benimle alakalı konuştu, üzerine yani bu olay pazartesi günü yaşanan bir şey. Ben üzerine ona mesaj attım Arda'da aklımın olmadığına dair sonuçta baktığımda ben buraya evlenmeye geldim. Gökhan Bey'de benim için iyi bir aday olabilir diye düşündüm. Bu gayet mantık çerçevesinde. Onun akabinde İklim ile en yakın arkadaşım olduğu için İklim'e anlattım. O da bana dedi ki Gökhan bana da aynısını söyledi "İşte sen bana talip çık ya da ben sana talip çıkayım." yani dedim bu işte bir terslik var. Şimdi şöyle bir şey söyleyeceğim, Emel Hanıma söylüyorum. Gökhan Bey benim nazarımda beni yanılttı. Ben gerçekten artık insanlardan anlayabildiğimi düşünüyordum... Benim nazarımda herkese mavi boncuk dağıtıyor...- ...Sen burada herkese mavi boncuk dağıtıyorsun Gökhan kusura bakma ve hatta bayanlara diyorsun ki sen bana talip çık öyle bir dünya yok, kusura bakma.- Kime diyorum?- Gamze hadi, lütfen ya.- Gamze mesajın duruyor.- Bir saniye ama beni bir dinler misin?- Bir saniye, Gamze burada kimlere mesaj attı bana talip çıkar mısın diye bir dakika dur bekle ve gör. Bak Melih'e attın değil mi, bak Serhat'a yazdın. Bak mavi boncuk dağıtanı gördün mü Alev hiçbir şey demiyorum.- ... Gamze dediğin insanı da gördük. Dört kişiye birden aynı anda yazıyor, tutuyorsun Gamze'yi atıyorsun ortaya. Gamze sen hiç konuşma, sen hiç konuşma bak kaç kişiye yazmışsın burada ben de varım, ben, Serhat, Serhat konuşsana bi dostum ... Bak Melih'i de yazdın Melih de var. Ya bırak ya kendi kazdığınız kuyuya kendiniz ... Gamze dediğin insan bak kaç kişiye yazmış.” şeklinde ifadeler kullanıldığı görülmüştür. Söz konusu evlilik programında; katılımcıların beğendikleri aday ile yakınlaşmalarına, birbirlerini tanımalarına imkan verildiği, programlarda damat ve gelin adaylarının arasında tartışmalar yaşandığı, yeni adaylarla görüşmelerde eski talipler ile geçmişte yaşanan olayların sürekli olarak gündeme getirildiği, bu hususların aile yapısına aykırı olduğu ve adayların birbirlerine karşı kullandıkları ifadelerin toplumumuzun en önemli ve değerli kurumlarından aile kurumunun ciddiyeti ile bağdaşmadığı, gelin ve damat adayların birbirlerine karşı insan onurunu hedef alan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve ağır ithamlarda bulundukları görülmüştür.
Kitle iletişim araçlarından birisi ve hem görsel hem de işitsel yayın yapılması nedeniyle en gelişmiş durumda olan televizyonların, bir anda ulaştığı ve etki alanına aldığı seyirci sayısı düşünüldüğünde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşların ne denli sorumlu ve dikkatli davranmaları gereği ortaya çıkmaktadır.
Yayıncılık faaliyetinde; fikir, kültür, duygu, inanç, köken, ekonomik durum açısından değişik katmanlardan oluşan toplumu, bütün olarak ele almak, onu barışa, huzura ve birlikte kavuşturucu amaçlarla program hazırlamak önemlidir. Bu nedenle de, her programın verdiği mesajın toplumda nasıl algılanacağını bilmek, kitlelerin bunları seyrettikten sonra duygu ve düşüncelerinde ve davranışlarında nelere yol açacağını hesaplamak, sorumlu bir yayıncının yapması gerekendir.
Evlilik programlarının toplum üzerindeki yozlaştırıcı pek çok etkileri söz konusudur. Bu etkilerden biri mahremiyet ile ilgili olan algının değiştirilmesidir. Mahrem etimolojik köken itibariyle haram, yasak, gizli, özel alana ait olan, tabu gibi anlamlara gelir. Evlilik doğası itibariyle mahrem olduğu kadar toplumun temel yapı taşını oluşturması hasebiyle önemli bir müessesedir. Evlilik programları, evliliğe giden yolda mahrem olarak yaşanması gereken ilişkiyi paylaşıma açmakta dolaysıyla mahremiyet kavramına mündemiç olan gizlilik zamanla bozularak asıl anlamını kaybetmektedir. Bununla birlikte çocukların ve gençlerin evlilik, mahremiyet, aile gibi algıları, toplumsal değer kavramları zamanla aşınmaya başmakta ve kendi değerlerine yabancı, sanal bir dünyanın şekillendirdiği suni bir paradigmaya sahip bir kitle ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; toplum kültürünün oluşmasını sağlayan aile müessesinin belirli toplumsal normların ve hukuki süreçlerin sonucunda evlilik vasıtasıyla gerçekleştirildiği, söz konusu yayında kişilerin birbirlerine karşı insan onurunu hedef alan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve ağır ithamlarda bulundukları, bu sayede bu kişilerin hem birbirlerine hem de geleneksel Türk aile kavramına zarar verdikleri, ayrıca bu tarz davranış, söylem ve tutumların kamuoyunda evliliğe dair algıyı olumsuz yönde etkileyebileceği, bu nedenle mezkur yayında; 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (f) bentlerinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
6112 sayılı Kanun’un,
a-) 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlaline OYBİRLİĞİ İLE,
b-) 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlaline Üst Kurul Üyesi İsmet DEMİRDÖĞEN ve Süleyman DEMİRKAN’ın karşı oyu ve oy çokluğu ile,
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan, "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.", (f) bendinde yer alan; "Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." ilkelerinin ihlali nedeniyle,
Kuruluşa, 28.09.2011 tarihli yayınları nedeniyle evvelce 15.11.2011 tarih ve 2011/64 sayılı toplantısında alınan 44 no’lu Üst Kurul Kararıyla 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile 06.10.2011 tarihli yayını nedeniyle evvelce Üst Kurulun 15.11.2011 tarih ve 2011/64 sayılı toplantısında alınan 37 no’lu Üst Kurul Kararıyla 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, uyarı yaptırımı uygulandığı tespit edildiğinden, aynı hükümlerin tekraren ihlali nedeniyle, Kanun’un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ihlalin tekrarı halinde medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar idari para cezası verilir” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
Bu itibarla; aynı yayınla, birden fazla yayın ilkesi ihlali olduğundan ve her iki ihlalin de idari para cezası yaptırımını gerektirdiğinden, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 15’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince, bahse konu ihlallerden en ağır (tek) cezanın verilmesi öngörüldüğünden,
İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Şubat 2017 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 42.704.488,22 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 854.090,00 TL. İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
Ayrıca, konunun değerlendirilmek üzere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına gönderilmesine,
Karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 29.03.2017 gün 13 sayılı toplantıda aldığı 46 no.lu karara karşı oy yazısı.
Süleyman DEMİRKAN Şerhidir.
Üst Kurulun 29.03.2017 gün 13 sayılı toplantıda aldığı 46 no.lu karara karşı oy yazısı.
İsmet Özdal DEMİRDÖĞEN Şerhidir.


