İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 13.02.2017 tarih ve 245 sayılı yazısına konu; FLASH TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 20,27.01.2017 tarihlerinde, saat 11:23-11:20 saatlerinde yayınladığı “Dest-i İzdivaç” adlı programa ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Ayrıntıları bahse konu yayına ilişkin izleme raporunda belirtildiği üzere; FLASH TV logosu ile yayın yapan GÖKTUĞ ELEKTRONİK YAY.SAN. VE TİC.İŞLT. A.Ş. unvanlı kuruluş tarafından yayınlanan “Dest-i İzdivaç” adlı programın 20.01.2017 tarihinde, 12.31.40-12.37:48 saatleri arasındaki bölümünde geçen diyaloglarda; “-Alooo- Aloooo- İyi günler efendim- İyi günler İlyas Abi- Hay maşalllah be. Ben Semiha Hanımla görüşeceğim. Semiha Hanım beni bekliyor...- Hı- Alooo. Ya sesiniz niye öyle geliyor. Semiha Hanım Beni bekliyor ben oraya geleceğim- Emin misin Seni mi bekliyor Seniha Hanım?- Ya beni bekliyor. üç dört aydır öyle bir hanıma 100 kişi talip çıkması lazım o beni bekliyor O, benim nasibim o- Allah Allah!- Nasıl anladın?- Ya bekliyor bak orada. Talip çıkmıyor Allah bekletiyor onu, benim nasibim O.- Talip çıkıyor da şartlar uygun olmayabiliyor.- Ya işte şartları uygun olmuyor, anlaşamıyor. Allah yanıltıyor onları- İlyas Abi peki neden seni bekliyor olsun, mesala neden sen neden seni seçsin neden sen?- Ya ben onu yaşatacağım, yatacağım ben yeşil Mengen'liyim- Yeşil Mengen?- Evet- Peki İlyas abi yani bu senin için yeterli tabii ki, yani sen romantik bir adam mısın, nasıl bir adamsın?Bir kendini anlat bize- Anaaammm. Ben fıstık gibi bir adamım fıstık gibi. Daha 74 yaşımdayım fıstık gibim, emekliyim onu yaşatacağım ya.- Fıstık gibi bir adamsın sen!- Hah aynı Semiha Hanım gibi fıstık gibi bir adamıym ya.- Yani birbirinize uyumlusunuz öyle görüyorsun- Oooo pamuk gibi pamuk, pamuk- İlyas abi yaşın kaç- 74, 74 daha öyle 80, 90 olmadık- Tamam canım hayat yeni başlıyor daha- Haaaah. Ah ulan Allah işini rast götürsün senin yav.- Ay amin inşallah ya ellerinden öperim ya. Ağzın bal yesin İlyas abi. Peki Seniha Hanım buyrun bir tanıyalım o zaman İlyas beyi- İlyas Bey hoşgeldiniz- Sağol Seniha hanım sıhhatli günler hayırlı cumalar olsun hepinize- Hayırlı cumalarımız olsun bilmukabele size de. Nereden arıyorsunuz?- Seniha Hanım ben Ankara'dan arıyorum. Ben Ankara'dan başka bir şehirde çalışmadım 40,50 senedir Ankara'dayım da asıl memleketim Bolu Mengen.- Şimdi beni dinlediniz mi siz?- Yav dinliyorum, konuştuğun adamlar da var ben takip ediyon sen beni bekliyon beni. Allah seni bana yazmış.- Allah hayırlı olanı yazsın inşallah, Ankara'yı düşünmüyorum efendim- İlyas abi İstanbul'da yaşamısın Seniha hanım için?- Ya ben İstanbul'a alışkın değilim.- E ama seni bekliyor dedin- Ya şimdi benim arkama hiç takılan yok. Ben Van'da da yaşarım, Muş'ta da yaşarım o başka mesele de...- E neden İstanbul'da yaşamayı düşünmezsin acaba?- Yav Ankara iyi yeşil Mengen iyi. İstanbul ne . İstanbul 2, 3 saatlik yol ya.- İlyas abi talip geldiği zaman Seniha hanıma talip geliyor ya, hani paravan kapanıyor ya hiç böyle üzülüyor muydun, kıskanıyor muydun?- Ay yok canım daha neler!- Ya kıskanıyordum hakkaten bazen iki, üç gün gelmiyor üzülüyordum gitti diye. Onu orda gördüm mü seviniyordum ya.- Peki İlyas abi o zaman bu kadar kıskanmışsın da ona burada paravanlar kapanacak, e olacak burada cünkü. gel vazgeç Ankara'dan istersen.- Olmuyor mu?- İlyas Abi..- Efendim- Sen gel buraya ben sana bir sürü Seniha'lar bulurum gel sen.- Ya ben geliirim gelirim de beni bekleyen Seniha Hanım ya- Allah Allah- O kadar çok sevdin Seniha Hanımı- Ya pamuk gibi nasıl sevilmez be- Çok güzel yüzü var değil mi güler yüzlü- Aboooo- Abooo- Çok tatlı datlıların datlısı- İlyas abi. Sen çık gel buraya sana talip arayalım- Ya Seniha hanım niye beğenmiyor beni- Ay estafurullah ne demek beğenmemek- Gördümü mü beğenecek. Ben 18 lik delikanlı gibiyim yav.- Bak 18 lik delikanlı gibiyim diyor. İlyas abi o seni beğenmedi diye bir şey yok. çünkü görmedi zaten seni. Sadece Ankara'da yaşamak istemiyormuş. Sen en iyisi gel belki kandırırız kızı. Gel bir 14 numaralı bakışından at.”,
27.01.2017 tarihinde saat 11:55’de yayınlanan bölümde; “-Nasıl bir beyefendi gelsin?- İlk başta kötü alışkanlığı olmuyacak, dürüst olacak, Allah korkusu olacak, sevecen olacak, sevgi dolu olacak, bana böyle sevgi sözcükleri söyleyecek, buna ihtiyacım var. Devamlı iltifat edecek, saygılı olacak bayanlara karşı, çok ilgili olacak buna ihtiyacım var, çok ihtiyacım var. Çocuklarıma babalık yapacak buna ihtiyacım var çok ihtiyacım var çocuklarıma babalık yapacak, kıskançta olursa olur artık ne yapalım. Kıskançlığına bir şey demiyorum... - Olmazsa olmazlarınız var mı?- Sigarası olmayacak, kötü alışkanlığı olmayacak- Kesinlikle hayır diyoruz tabiiki asla tasvip etmiyoruz böyle kötü alışkanlıkları. Nuray Hanım şunu söylemişti aslında ben hatırlatayım. Arabası olmazsa olmazları arasındaydı, o beyefendenin arabası olsun.- Arabası olacak, arabası olmazsa hiç gelmesinler, arabası olacak bir kere. Ben çok seviyorum gezmeyi...- Arabası yokta araba alacak birikimi olursa gelebilir mi?- Tamam o da olur beraber seçeriz beraber alırız.- Peki evi olması şart değil dedi, bizde ev var hiçbir sıkıntı yok dedi geçerli mi o kriter- Evet ev şart değil arabası olacak, emekli olacak - Bir de emekli maaşı 2000 tl nin altına düşmeyecek” şeklinde ifadeler kullanıldığı görülmüştür.
Söz konusu programda, adayların çoğu kişiye özel ve aileye özgü yaşadıklarını ekrana taşıyıp, eş seçimindeki tercihini sunarken, kültürümüzde var olan görücü usulü evlendirme geleneği, milyonların önünde başka bir kültüre dönüştürülmeye çalışıldığı, evlenmek isteyen adayların, ekrandan gördükleri kadın ve erkeğin fiziksel cazibesi, güzelliği, sosyo-ekonomik özellikleri, kişisel tercih ve beklentilerine bakılarak gelin ya da damat adaylarının belirlendiği, bu uygulamayla da evlilik ve aile kurumu maddileştirilip, basite indirgendiği, hassas bir konuda ciddi yanlışlara sebebiyet verecek birliktelikler oluşturulmaya çalışıldığı görülmektedir.
Kitle iletişim araçlarından birisi ve hem görsel hem de işitsel yayın yapılması nedeniyle en gelişmiş durumda olan televizyonların, bir anda ulaştığı ve etki alanına aldığı seyirci sayısı düşünüldüğünde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşların ne denli sorumlu ve dikkatli davranmaları gereği ortaya çıkmaktadır.
Yayıncılık faaliyetinde; fikir, kültür, duygu, inanç, köken, ekonomik durum açısından değişik katmanlardan oluşan toplumu, bütün olarak ele almak, onu barışa, huzura ve birlikte kavuşturucu amaçlarla program hazırlamak önemlidir. Bu nedenle de, her programın verdiği mesajın toplumda nasıl algılanacağını bilmek, kitlelerin bunları seyrettikten sonra duygu ve düşüncelerinde ve davranışlarında nelere yol açacağını hesaplamak, sorumlu bir yayıncının yapması gerekendir.
Evlilik programlarının toplum üzerindeki yozlaştırıcı pek çok etkileri söz konusudur. Bu etkilerden biri mahremiyet ile ilgili olan algının değiştirilmesidir. Mahrem etimolojik köken itibariyle haram, yasak, gizli, özel alana ait olan, tabu gibi anlamlara gelir. Evlilik doğası itibariyle mahrem olduğu kadar toplumun temel yapı taşını oluşturması hasebiyle önemli bir müessesedir. Evlilik programları, evliliğe giden yolda mahrem olarak yaşanması gereken ilişkiyi paylaşıma açmakta dolaysıyla mahremiyet kavramına mündemiç olan gizlilik zamanla bozularak asıl anlamını kaybetmektedir. Bununla birlikte çocukların ve gençlerin evlilik, mahremiyet, aile gibi algıları, toplumsal değer kavramları zamanla aşınmaya başmakta ve kendi değerlerine yabancı, sanal bir dünyanın şekillendirdiği suni bir paradigmaya sahip bir kitle ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; toplum kültürünün oluşmasını sağlayan aile müessesinin belirli toplumsal normların ve hukuki süreçlerin sonucunda evlilik vasıtasıyla gerçekleştirildiği, yayında aile müessesesi kurma adına bir araya gelen kişilerin birbirlerine karşı ağır sayılabilecek sözler kullandıkları, bu sayede bu kişilerin hem birbirlerine hem de geleneksel Türk aile kavramına zarar verdikleri, ayrıca bu tarz davranış, söylem ve tutumların kamuoyunda evliliğe dair algıyı olumsuz yönde etkileyebileceği, bu nedenle mezkur yayında; 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (f) bentlerinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
6112 sayılı Kanun’un,
a-) 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlaline Üst Kurul Üyesi Süleyman DEMİRKAN’ın karşı oyu ve oy çokluğu ile,
b-) 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlaline OYBİRLİĞİ İLE,
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan, "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez."ilkesi ile (f) bendinde yer alan; "Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." ilkelerinin ihlali nedeniyle,
Kuruluşa, 05.06.2011 tarihli yayınları nedeniyle evvelce 06.07.2011 tarih ve 2011/42 sayılı toplantısında alınan 25 no’lu Üst Kurul Kararlarıyla 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile 19.07.2011 tarihli yayını nedeniyle evvelce Üst Kurulun 16.08.2011 tarih ve 2011/50 sayılı toplantısında alınan 25 no’lu Üst Kurul Kararıyla 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, uyarı yaptırımı uygulandığı tespit edildiğinden, aynı hükümlerin tekraren ihlali nedeniyle, Kanun’un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ihlalin tekrarı halinde medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar idari para cezası verilir” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
Bu itibarla; aynı yayınla, birden fazla yayın ilkesi ihlali olduğundan ve her iki ihlalin de idari para cezası yaptırımını gerektirdiğinden, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 15’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince, bahse konu ihlallerden en ağır (tek) cezanın verilmesi öngörüldüğünden,
İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Aralık 2016 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 213.647,93 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezası 10.000 (onbin) (2017 yılı için yeniden değerleme oranına göre belirlenen 14.908 (ondörtbindokuzyüzsekiz) Türk Lirasından az olamayacağından 14.908 TL.İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
Ayrıca, konunun değerlendirilmek üzere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına gönderilmesine,
Karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 01.03.2017 gün 09 sayılı toplantıda aldığı 128 no.lu karara karşı oy yazısı.
Süleyman DEMİRKAN Şerhidir.


