İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 13.02.2017 tarih ve 247 sayılı yazısına konu; KANAL D logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 08.02.2017 tarihinde saat 12:27’de yayınladığı “Kısmetse Olur” adlı programa ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
KANAL D logosu ile yayın yapan kuruluşta hafta içi her gün saat 12:30’da cumartesi günleri 00:30’da ve Pazar günleri 23:30’da sunuculuğunu Seda AKGÜL’ün yaptığı erkek ve kadın yarışmacıların evlilik yapmak amacıyla birbirlerini tanımaya çalıştıkları “Kısmetse Olur” adlı programın 08.02.2017 tarihli bölümünde, ayrıntıları uzman raporunda belirtildiği üzere, kanser tedavisi gören babasının hastalığı nedeniyle zor zamanlar geçirmekte olan ve yayında da mutsuz olduğu her halinden belli olan Merve'ye babasının rahatsızlandığını haber veren zarf yayın esnasında verilmektedir. Canlı yayın olmasa da yarışmacıya babasının rahatsızlandığı haberinin bu şekilde verilmesi onun hıçkırıklar içerisinde ağlamasına sebep olmakta ve yarışmacının bu halleri dramatik bir müzikle birlikte duygu sömürüsüne yol açacak şekilde ekrana getirilmektedir. Ayrıca eve gelen ikinci zarfla bu sefer yarışmacının babasının öldüğü arkadaşlarına söylenerek olay uzatılmakta ve söz konusu durumun etkisinin devam ettirilmesi sağlanmaktadır. Bahsi geçen haberin verilmesiyle birlikte evde bulunan kişilerin çoğunluğunun duygusal anlar yaşadıkları, şoka girdikleri ve ağladıkları görülmektedir.
Kitle iletişim araçlarından birisi ve hem görsel hem de işitsel yayın yapılması nedeniyle en gelişmiş durumda olan televizyonların, bir anda ulaştığı ve etki alanına aldığı seyirci sayısı düşünüldüğünde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşların ne denli sorumlu ve dikkatli davranmaları gereği ortaya çıkmaktadır.
Yayıncılık faaliyetinde; fikir, kültür, duygu, inanç, köken, ekonomik durum açısından değişik katmanlardan oluşan toplumu, bütün olarak ele almak, onu barışa, huzura ve birlikte kavuşturucu amaçlarla program hazırlamak önemlidir. Bu nedenle de, her programın verdiği mesajın toplumda nasıl algılanacağını bilmek, kitlelerin bunları seyrettikten sonra duygu ve düşüncelerinde ve davranışlarında nelere yol açacağını hesaplamak, sorumlu bir yayıncının yapması gerekendir.
Evlilik programlarının toplum üzerindeki yozlaştırıcı pek çok etkileri söz konusudur. Bu etkilerden biri mahremiyet ile ilgili olan algının değiştirilmesidir. Mahrem etimolojik köken itibariyle haram, yasak, gizli, özel alana ait olan, tabu gibi anlamlara gelir. Evlilik doğası itibariyle mahrem olduğu kadar toplumun temel yapı taşını oluşturması hasebiyle önemli bir müessesedir. Evlilik programları, evliliğe giden yolda mahrem olarak yaşanması gereken ilişkiyi paylaşıma açmakta dolaysıyla mahremiyet kavramına mündemiç olan gizlilik zamanla bozularak asıl anlamını kaybetmektedir. Bununla birlikte çocukların ve gençlerin evlilik, mahremiyet, aile gibi algıları,
toplumsal değer kavramları zamanla aşınmaya başmakta ve kendi değerlerine yabancı, sanal bir dünyanın şekillendirdiği suni bir paradigmaya sahip bir kitle ortaya çıkmaktadır.
İhlale konu yayında, yarışmacının bu olay karşısındaki tepkilerinin ekrana getirilmesinin ve şahsa zihinsel olarak yaşatılan zor saatlerin bu şekilde ekrana malzeme yapılmasının kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığı, bahse konu yayında, yarışmanın formatından uzaklaşılarak bir insanın acısı üzerinden reyting alma uğruna insanın doğuştan sahip olduğu dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez hak ve özgürlüklerden olan ve insana duyulan saygının kaynağı olarak ifade edilen "insan onuru" nun hiçe sayıldığı, ayrıca ailevi bir hususun bu şekilde ekranlara taşınmasının da özel hayatın gizliliğine aykırılık teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle mezkur yayında; 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (f) bentlerinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz,…" ve (f) bendinde yer alan "Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." ilkelerinin ihlali nedeniyle,
Kuruluşa, 16.06.2011, 16.07.2011 tarihli yayınları nedeniyle evvelce 06.07.2011, 16.08.2011 tarih ve 2011/42, 2011/50 sayılı toplantılarda alınan 18, 29 no’lu Üst Kurul Kararıyla 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca, 04.10.2011 tarihli yayını nedeniyle evvelce 15.11.2011 tarih ve 2011/64 sayılı toplantıda alınan 39 no’lu Üst Kurul Kararıyla 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, uyarı yaptırımı uygulandığı tespit edildiğinden, aynı hükümlerin tekraren ihlali nedeniyle, Kanun’un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ihlalin tekrarı halinde medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar idari para cezası verilir” hükmü uyarınca kuruluş hakkında idari para cezası uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla; aynı yayınla, birden fazla yayın ilkesi ihlali olduğundan ve her iki ihlalin de idari para cezası yaptırımını gerektirdiğinden, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 15’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince, bahse konu ihlallerden en ağır (tek) cezanın verilmesi öngörüldüğünden,
İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ocak 2017 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 25.369.597,34 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı (%1) 253.696,00 TL. İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
Ayrıca, konunun değerlendirilmek üzere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına gönderilmesine,
Oy Birliği ile karar verildi.


