İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 02.01.2017 tarih ve 03 sayılı yazısına konu; KANAL D logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 24.11.2016, 07-08 ve 21.12.2016 tarihlerinde, saat 12:43, 12:45, 12:42’de yayınladığı “Kısmetse Olur” adlı programa ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Kanal D logosu ile yayın yapan kuruluşta sunuculuğunu Seda AKGÜL’ün yaptığı “Kısmetse Olur” adlı evlilik programında erkek ve kadın yarışmacıların evlilik yapmak amacıyla birbirlerini tanımaya çalıştıkları, adayların belirli zaman dilimlerinde “kırmızı oda” adı verilen mekanlarda veya kadın ve erkek yarışmacılar için ayrı olmak üzere ikiye ayrılmış evin içerisinde bir araya geldikleri programda; ayrıntıları uzman raporunda belirtildiği üzere, damat ve gelin adayları arasında “..yani ilk izlenimde gerçekten, hani ben on onbeş dakikadır burada oturuyorum, hani oynanacak bir tipsin, öyle söyleyeyim… Sen benim karşıma geçmiş sen oynanılacak bir kadın diyorsun, sen nesin?... Saçma saçma imalar yapma beni sinirlendirme tamam mı? Ben sen değilim yanar döner olayım… Sus be!, Sen nasıl bir insansın?, Sen kimsin?... Senin kocan olsa ne olur?... İstediğimden hoşlanırım, iki gün sonra da başkasından hoşlanırım ne olacak…” şeklinde ifadeler kullanıldığı,
Söz konusu programda; her hafta adaylardan biri elenmekte, her hafta damat ya da gelin adaylarından biri bir miktar para ile ödüllendirilmekte bunun yanı sıra evlenen kişilere çeşitli maddi imkanlar sunulmakta ve böylece program evlilik ve yuva kurma formatı görünümünde olmakla birlikte esasında yarışma formatında sunulmaktadır. Bu durum ise evlilik kurumu üzerinden sunularak evlilik kurumuna yönelik çok ciddi zararlar verilmektedir. Adaylar elenip evden ayrılmamak için arkadaş grupları oluşturmakta birbirlerine karşı aşırı derecede kırıcı davranarak birbirlerini çekiştirerek, birbirlerine sürekli hakaret etmekte ve fiziksel müdahalelere kadar varan tartışmalar yaşanmaktadır. Evde daha fazla kalabilmek, para ve diğer ödülleri alabilmek için kıyasıya mücadele eden yarışmacılar, olumsuz rol modeli oluşturan söz, davranış ve tutumlara başvurarak; birbirlerinin onurunu hedef alan aşağılayıcı ve küçük düşürücü ithamlarda ve fiziksel müdahalelerde bulundukları görülmüştür.
Kitle iletişim araçlarından birisi ve hem görsel hem de işitsel yayın yapılması nedeniyle en gelişmiş durumda olan televizyonların, bir anda ulaştığı ve etki alanına aldığı seyirci sayısı düşünüldüğünde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşların ne denli sorumlu ve dikkatli davranmaları gereği ortaya çıkmaktadır.
Yayıncılık faaliyetinde; fikir, kültür, duygu, inanç, köken, ekonomik durum açısından değişik katmanlardan oluşan toplumu, bütün olarak ele almak, onu barışa, huzura ve birlikte kavuşturucu amaçlarla program hazırlamak önemlidir. Bu nedenle de, her programın verdiği mesajın toplumda nasıl algılanacağını bilmek, kitlelerin bunları seyrettikten sonra duygu ve düşüncelerinde ve davranışlarında nelere yol açacağını hesaplamak, sorumlu bir yayıncının yapması gerekendir.
İhlale konu programda, yarışmacıların birbirlerine karşı onur kırıcı, küçük düşürücü ve aşağılayıcı nitelikte ifadeler kullandıkları, reyting uğruna insanın doğuştan sahip olduğu dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez hak ve özgürlüklerden olan ve insana duyulan saygının kaynağı olarak ifade edilen “insan onuru”nun da hiçe sayıldığı kanaatine varılmıştır.
Söz konusu programda evlenme ve eş bulma sürecinin bir yarış olarak sunulduğu, maddi temeller, suçlamalar ve atışmalar üzerine kuran bir yapıyı ortaya çıkardığı ve bunların yanında son derece normal durummuş gibi ortaya konulduğu görülmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; temeli bireylerin birbirini karşılıklı olarak benimseyip sahiplenme duygusuna dayanan evlilik kurumu üçüncü şahıslara kapalı bir kurum olup, aynı çatı altında kalan damat adaylarının aynı kadınla ilgilenmeleri ya da bir kadının aynı çatı altında yaşayan birden fazla erkeğe aynı anda ilgi göstermesi evliliğin temeli olan sahiplenme duygusunu zayıflatacağı gibi duygusal bir çöküşe sebebiyet vererek mutlak bir çatışmaya götürebilmektedir. Sahiplenme duygusunun körelmesi ise bireylerin duygusal bağlarını zayıflatarak evliliğin anlamsızlaşmasına ve aile kurumunun çökmesine sebebiyet verebileceğinden, programın özellikle evlilik çağındaki genç kuşaklara hitap etmesinden dolayı mutluluk hayalleriyle yuva kurma ümidindeki gençler açısından çok daha zararlı bir durum teşkil etmektedir. Program ise yarışma formatında olup hem adayların kendi aralarında hem de karşı cinsle olan sürekli mücadele ve çekişmesine dayanmaktadır. Söz konusu programın, yukarıda bahsedilen olumsuz söz ve davranışların yoğun bir biçimde bulunması nedeniyle, hem ailevi değerlere hem de insan onuruna aykırılık teşkil ettiği vatandaşların da şikâyetlerini RTÜK iletişim merkezine ilettikleri hususları dikkate alındığında, mezkur yayında; 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (f) bentlerinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlaline Üst Kurul Üyesi Süleyman DEMİRKAN’ın karşı oyu ve oy çokluğu ile,
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlaline OYBİRLİĞİ İLE,
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan, "İnsan onuruna...aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içermez." ve 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan "Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." ilkelerinin ihlali nedeniyle,
Kuruluşa, 16.06.2011, 16.07.2011 tarihli yayınları nedeniyle evvelce 06.07.2011, 16.08.2011 tarih ve 2011/42, 2011/50 sayılı toplantılarda alınan 18, 29 no’lu Üst Kurul Kararıyla 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca, 04.10.2011 tarihli yayını nedeniyle evvelce 15.11.2011 tarih ve 2011/64 sayılı toplantıda alınan 39 no’lu Üst Kurul Kararıyla 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, uyarı yaptırımı uygulandığı tespit edildiğinden, aynı hükümlerin tekraren ihlali nedeniyle, Kanun’un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ihlalin tekrarı halinde medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar idari para cezası verilir” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
Bu itibarla; aynı yayınla, birden fazla yayın ilkesi ihlali olduğundan ve her iki ihlalin de idari para cezası yaptırımını gerektirdiğinden, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 15’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince, bahse konu ihlallerden en ağır (tek) cezanın verilmesi öngörüldüğünden,
İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Kasım 2016 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 39.705.696,23 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı (%1) 397.057,00 TL. İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
Ayrıca, konunun değerlendirilmek üzere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına gönderilmesine,
Karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 04.01.2017 gün 01 sayılı toplantıda aldığı 24 no.lu karara karşı oy yazısı.
Süleyman DEMİRKAN Şerhidir.


