İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 02.01.2017 tarih ve 01 sayılı yazısına konu; STAR TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 22.09.2016 tarihinde saat 16:19’da yayınladığı “Zuhal Topal’la” adlı programa ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
STAR TV logosu ile yayın yapan kuruluşta hafta içi her gün saat 16:19’da Zuhal TOPAL’ın sunumuyla yayınlanan, evlenmek için başvuran adayların loca olarak tabir edilen bölümde oturduğu, kendileriyle evlenmek için gelen adaylarla önce paravan arkasında daha sonra ise yüz yüze görüşüldüğü ve locada bulunan adayların da birbirlerine talip olabildiği “Zuhal Topla’la” isimli programda; ayrıntıları uzman raporunda belirtildiği üzere; Birkan ve Erkan isimli adayların taliplerine karşı sarf edilen“…Benim için bak bu şekilde giyinmeni istiyorum, mini etekti falandı filandı istemiyorum öyle şeyler. Açık giyinmeni istemiyorum… Benim için erkek arkadaş olamaz, kız arkadaş da benim istediğim kız arkadaşlarla görüşebilirsin. Benim istemediğim kız arkadaşlarla görüşemezsin. Her şey benim korumam altında olacak. Yani bir şeye çıkarken dışarı çıkarken Birkan ben buraya gidiyorum diyeceksin bana. Benden habersiz kesinlikle bir çayı bile alma yerden… Benim istemediğim arkadaş olamaz. Çünkü erkek son söz erkekte biter. Kadın içişleri bakanıdır erkek dışişleri bakanıdır… bu da ben den izin almak zorunda… İzin almak zorunda. Benim istediklerimin dışına çıkamaz. Dışına çıktığı takdirde Birkan diye bir şey bulamaz. Birkan yok olur. Başka bir Birkan gelir ortaya... Bana bakar mısın bir? Bir bana bak. Ben sana diyorsam ki kullanmayacaksın kullanmayacaksın. Benim dediğim olur, tamam mı?... Beni seviyorsa benim sözümü dinleyecek... O zaman okumayacaksın. Bana bakar mısın, bana bakar mısın? Beni bir dinle ya ben seninle konuşuyorum o tarafla konuşmuyorum ya. Ben sana diyorsam ki okumuyacaksın okumayacaksın. Ben sana diyorsam ki yazmayacaksın yazmayacaksın…” şeklinde ifadeler kullanıldığı,
Evlilik programlarında uzun süredir eş arayan Hanife isimli adaya yine loca adaylarından olup, daha önce defalarca kendisine talip olmuş Soner tarafından süpriz yapılacağı, izleyicilere; "Beyaz atlı prensini bekleyen Hanife'ye Soner'den şok yaratacak süpriz şimdi" şeklinde yazı ile duyurulduğu, Soner’in elinde çiçek ve yanında eşek ile stüdyoya geldiği, eşek stüdyoya girmekte direnince Hanife yanına gittiği, devamında adaylar arasında sunucunun da taraf olduğu bir tartışmanın yaşandığı, ve tartışma sırasında orkestranın gerilim müziği çalarak tartışmanın seyirlik kılınılmaya çalışıldığı, tartışma sonunda ise Naz ve Esmira’nın ağlayarak stüdyoyu terk ettiği,
Söz konusu programda; adayların görüştükleri kadın adayları ekran önünde küçümsedikleri, erkek egemen bakış açısıyla yargıladıkları, kadın adayın kıyafetinin nasıl olması gerektiği, nasıl hareket etmesi gerektiği hususu tarafların kendi aralarında halledecekleri meselelerin özellikle stüdyoda bulunan herkes tarafından yorum yapılmak suretiyle programda konuşularak bir tartışma ortamı oluşturulmaya çalışıldığı ve sunucunun olaylar karşısındaki kışkırtıcı tutumunun bunu destekler nitelikte olduğu, stüdyoya eşek getirilmesi olayında olduğu gibi reyting amacıyla (Hanife gibi) sürekli gündemde tutulmaya çalışıldığı, hemen her yaştan bireyin televizyon izlediği saat dilimine denk gelen yapımda adayların birbirlerine bağırmalarına, hakaretlerine göz yumulduğu ve insan onurunun hiçe sayıldığı görülmüştür.
Kitle iletişim araçlarından birisi ve hem görsel hem de işitsel yayın yapılması nedeniyle en gelişmiş durumda olan televizyonların, bir anda ulaştığı ve etki alanına aldığı seyirci sayısı düşünüldüğünde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşların ne denli sorumlu ve dikkatli davranmaları gereği ortaya çıkmaktadır.
Yayıncılık faaliyetinde; fikir, kültür, duygu, inanç, köken, ekonomik durum açısından değişik katmanlardan oluşan toplumu, bütün olarak ele almak, onu barışa, huzura ve birlikte kavuşturucu amaçlarla program hazırlamak önemlidir. Bu nedenle de, her programın verdiği mesajın toplumda nasıl algılanacağını bilmek, kitlelerin bunları seyrettikten sonra duygu ve düşüncelerinde ve davranışlarında nelere yol açacağını hesaplamak, sorumlu bir yayıncının yapması gerekendir.
Evlilik programlarının toplum üzerindeki yozlaştırıcı pek çok etkileri söz konusudur. Bu etkilerden biri mahremiyet ile ilgili olan algının değiştirilmesidir. Mahrem etimolojik köken itibariyle haram, yasak, gizli, özel alana ait olan, tabu gibi anlamlara gelir. Evlilik doğası itibariyle mahrem olduğu kadar toplumun temel yapı taşını oluşturması hasebiyle önemli bir müessesedir. Evlilik programları, evliliğe giden yolda mahrem olarak yaşanması gereken ilişkiyi paylaşıma açmakta dolaysıyla mahremiyet kavramına mündemiç olan gizlilik zamanla bozularak asıl anlamını kaybetmektedir. Bununla birlikte çocukların ve gençlerin evlilik, mahremiyet, aile gibi algıları, toplumsal değer kavramları zamanla aşınmaya başmakta ve kendi değerlerine yabancı, sanal bir dünyanın şekillendirdiği suni bir paradigmaya sahip bir kitle ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; toplumun temelini oluşturan aileye ve onun kurulmasını sağlayan evlilik kurumuna toplumumuzca önem verildiği bilinmektedir. İzleyicilerin program hakkında şikayetlerinin de evlilik kurumunun yozlaştırıldığı, toplumsal ve kültürel değerlerimize aykırılık olduğu yönünde yoğunlaştığı değerlendirildiğinde; televizyon ekranlarında evlilik adı altında sergilenenlerin evlilik kurumunu basite indirgeyip, evliliği tarafların çıkar ilişkisi şeklinde yansıtarak değersizleştirildiği; söz konusu programda evlenme ve eş bulma sürecinin bir yarış olarak sunulduğu, atışmalar ve suçlamalar üzerine kurulan bir yapının ortaya konulduğu, insan onurunun hiçe sayıldığı, kadın adayların ekran önünde küçümsendiği, bu nedenle mezkur yayında; 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç), (f) ve (s) bentlerinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlaline Üst Kurul Üyesi Süleyman DEMİRKAN’ın karşı oyu ve oy çokluğu ile,
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (s) bentlerinin ihlaline OYBİRLİĞİ İLE;
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.", aynı maddenin (f) bendinde yer alan "Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." ve (s) bendinde yer alan "Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez." ilkelerinin ihlali nedeniyle,
Kuruluşa, 17.10.2011 tarihli yayını nedeniyle evvelce 15.12.2011 tarih ve 2011/68 sayılı toplantısında alınan 36 no’lu Üst Kurul Kararıyla 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile 05.07.2013, 04.10.2013 tarihli yayınları nedeniyle evvelce 10.09.2013, 20.11.2013 tarih ve 2013/52, 2013/63 sayılı toplantılarda alınan 15 ve 12 no’lu Üst Kurul kararlarıyla 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, uyarı yaptırımı uygulandığı tespit edildiğinden, aynı hükümlerin tekraren ihlali nedeniyle, Kanun’un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ihlalin tekrarı halinde medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar idari para cezası verilir” hükmü ile,
8’inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinde yer alan “Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez.” hükmünün ihlali nedeniyle, Kuruluşun, Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan Bu Kanunun “8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (g), (n), (s) ve (ş) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir” hükmü uyarınca kuruluş hakkında idari para cezası uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla; aynı yayınla, birden fazla yayın ilkesi ihlali olduğundan ve her üç ihlalin de idari para cezası yaptırımını gerektirdiğinden, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 15’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince, bahse konu ihlallerden en ağır (tek) cezanın verilmesi öngörüldüğünden,
İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ağustos 2016 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 17.577.506,36 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 351.550,00 TL. İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
Ayrıca, konunun değerlendirilmek üzere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına gönderilmesine,
Karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 04.01.2017 gün 01 sayılı toplantıda aldığı 22 no.lu karara karşı oy yazısı.
Süleyman DEMİRKAN Şerhidir.


