İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 23.12.2015 tarihli ve 1903 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“ÖZGÜR GÜN TV logosuyla yayın yapmakta olan GÜN RADYO VE TELEVİZYON YAY. A.Ş. ticari ünvanlı medya hizmet sağlayıcı kuruluş, 28.11.2015 tarihinde Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir ELÇİ'nin öldürülmesi sebebiyle saat 12:10 ile saat 17:10 arasında özel yayın yapmıştır. Söz konusu özel yayınında sunucu, stüdyo konuğu ve canlı bağlantı yapılan konuklar gündemi değerlendirmişlerdir. Programa katılan konukların Tahir ELÇİ'nin öldürülmesi ekseninde terör örgütü PKK ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalara, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN'nın "Terörle mücadelemiz sürecektir." açıklamasına konukların verdiği tepkilere, Kürt halkının sokaklarda güvenlik güçlerine karşı direneceğini ve asla teslim olmayacağını belirten açıklamaları ile yaşanan bu olayların devleti iç savaşa sürükleyeceğini ve ortada devletin bile kalamayacağını ifade ettikleri açıklamalara yer verilmiştir.
Adı geçen medya hizmet sağlayıcı kuruluşunda 28.11.2015 tarihinde Diyarbakır Baro Başkanı Tahir ELÇİ'nin basın açıklaması yaptıktan az sonra öldürülmesi sonucu 5 saat süreyle özel yayın yapılmıştır. Seçilmiş deşifre metinlerden de açıkça görülebileceği üzere stüdyo konuğu gazeteci Tayip TEMEL, programa canlı bağlantıyla katılan avukat Baki DEMİRHAN, Demokratik Bölgeler Partisi DBP Diyarbakır İl Eş Başkanı Ali ŞİMŞEK ile Barış İçin Öcalan'a Özgürlük Platformu Sözcüsü Zübeyde TEKER'in program boyunca yaptıkları açıklamalar ile sunucunun açıklamalarının mevzuata aykırı olduğu düşünülmektedir.
Sunucunun saat 13:30:27'deki stüdyo konuğuna yönlendirdiği "Peki bu ülkede siyaset neden insanlarının sorunlarını halletme yerine böyle krizler çıkararak çözme ortadan kaldırma yöntemine gidiyor?"(klip-1) sözlerinde de açıkça görülebileceği üzere program boyunca Tahir ELÇİ'nin vurularak öldürülmesinde devleti ve güvenlik güçlerini suçlayan ifadeler ağırlıktadır. Programın başından sonuna kadar sivil polis olduğu tahmin edilen iki kişinin yakındaki sokakta güvenlik güçlerine saldıran ve yanlarından kaçan teröriste ateş eden görüntüleri, yüzlerinde herhangi bir flulaştırma yapılmadan saatlerce ekrana yansıtılmıştır. Program süresince konuklar ve sunucu yanlarından kaçan teröriste ateş eden sivil polis olduğu tahmin edilen iki kişinin Tahir ELÇİ'ye ateş ettiğini ima etmektedirler. Stüdyo konuğu TEMEL'in saat 14:55:00'daki "polislerle ELÇi arasında kameralar var tripodlar var. Birden yani görüntülersivil polisler ELÇİ ve grubunun olduğu tarafa sürekli yani birşey varmıs gibi orda ateş ediyor. Ateş ettikten bikaç saniye sonra Tahir ELÇİ yerde ve yerdeki hali kameralara yansıyor."(klip-2) ifadeleri ile saat 14:59:00'daki "Bir saldırı oluyor bir çatışma yaşanıyor polisle bazı kimliği bizim bilmediğimiz şu gördüğünüz sokağın başında bir çatışma yaşanıyor. Ordan biri bu tarafa doğru kaçıyor. O saldırıdan ya da o çatışmadan sonra. Daha sonraetraftakiler rastgele hem koşanı hem de etrafta açıklama yapan avukatlara gazetecilere rastgele ateş açıyor......Mesela şimdi geçiyor o. Koşana ateş ediyorlar. Acaba hedef aldılar mı ya da ona bişey oluyor mu o koşan kimdir bilmiyoruz tabi. Ama bu seferbütün silahların yönü Tahir ELÇİ'nin olduğu yöne doğru kayıyor.O yüzden yani sizin söylediğiniz şey yani o yaşamını yitiren polisin olay ya da çatışma bir sokak ötede yaşanıyor ve birileri bu tarafa koşarken aslında olay burda."(klip-3) ifadelerinde de güvenlik güçlerini suçlayıcı ifadeler dikkat çekmektedir.
Tahir ELÇİ'nin öldürülmesi olayından sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN'ın başsağlığı mesajının ardından söylediği "Bu olay Türkiye'nin terörle mücadeledeki kararlılığının ne kadar doğru olduğunu göstermiştir. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz." sözleri yayıncı kuruluştaki konuklar tarafından ağır bir şekilde eleştirilmiştir. İlk olarak, saat 15:07:42'de basın açıklaması yaptığı sırada ELÇİ'nin yanında olan meslektaşı Avukat Baki DEMİRHAN'ın canlı olarak katıldığı programda ifade ettiği "Ben sadece şunu söyleyecem şuanda da bir açıklama yapıldı ve terörle mücadelenin devam edeceği söylendi. Sanıyorumterörle mücadele devam ediyor derken insan hakları savunucularını öldürmeye devam edecez. Gaztecileri tutuklama devam edecez. Sivilleri öldürmeye devam etcez. Olayını anlıyoruz.Maalesef görünen o ki daha çok insan ölecekve bu bizim içimizi acıtmaya devam etcek."(klip-4) şeklindeki Cumhurbaşkanı ERDOĞAN'ın açıklamalarına gönderme yapan ifadelerinde terörle mücadele etmeyi gazetecileri ve sivilleri öldürmek olarak nitelemesi terörü teşvik eder nitelikte gözükmektedir. İkinci olarak, özel yayının sunucusu da konuk DEMİRHAN'ın sözlerini tekrar ederek terörle mücadelenin sürdürülmesi açıklamasından rahatsızlığını belirtmiştir. Saat 15:09:05'de sunucunun açıklamaları şu şekildedir; "Sayın seyirciler Avukat Baki DEMİRHAN vurulduğu anda Tahir ELÇİ'nin yanında bulunan Avukat Baki DEMİRHAN konuğumuzdu.Cumhurbaşkanının yaptığı açıklamaya da göndermede bulunarak terörle mücadele devam ettikçe insan haklarını savunanlar öldürülmeye katledilmeye, gazeteciler tutuklanmaya devam edecek görünüyor. Açıklamanın bu şekilde algılandığını söyledi."(klip-5) Üçüncü olarak, saat 15:12:20'de stüdyo konuğu Tayip TEMEL de "Tahir ELÇİ gibi cesur gerçekten cesur insanlar böyle söylerken birileri de şunu diyor. Yani işte terörle mücadele sürecek. Kararlılığımız sürüyor. Bizim ne kadar doğru yolda olduğumuz anlaşılıyor diyor yani. Bir de devlet adına konuşanlar. Dolayısıyla şimdi iki açıklamayı yan yana koyalım. Hangisi çözüm getirir."(klip-6) açıklamalarında ELÇİ'nin cesurluğuna gönderme yaparken "birileri" diye bahsettiği Cumhurbaşkanı ERDOĞAN'ın açıklamalarından duyduğu rahatsızlığı ifade etmiştir. İlaveten, saat 15:17:30'da TEMEL'in "Kürt avukat Kürt insan hakları savunucusu sokak ortasında vuruluyor.Düpedüz rastgele ortaya ateş eden tiple var görüntülerde. Yani kim bunlar bunların kimliklerini açıklamak yerine diyor ki terörle mücadelemiz ne kadar doğru ne kadar haklı görüyorsunuz devam edelim. Şimdi bunu hangi mantık hangi akıl yorumlayabilir değerlendirebilir? Onun için yani bundan sonra devletin devlet yetkililerinin yapacağı açıklamayı elbette takip etmek dikkatle izlemek gerekiyor ama yani güven vermeyen bir devlet erkanı açıklamaıyla karşı karşıyayız. Devlet erkanı hiç güven vermeyen açıklamalar yapıyor."(klip-7) ifadeleri "Terörle mücadele devam edecektir." açıklamasından duyulan rahatsızlığı ifade etmektedir.
Devletin en yüksek makamındaki kişinin saldırılar sonrası "Terörle mücadele sürecektir." açıklamasından daha doğal ve daha normal birşey olamamakla birlikte yayıncı kuruluşun sunucusundan konuklarına kadar bu ifadeyi garipseyen ve eleştiren açıklamaları anlaşılamamaktadır. Yayıncı kuruluştaki bu özel programda Cumhurbaşkanı ERDOĞAN'ın açıklamaları hakkındaki ifadeleri de terörü normalleştirme ve terörü teşvik etme olarak değerlendirilmiştir.
Özel programın ilerleyen saatlerinde programa katılan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) il eşbaşkanı Ali ŞİMŞEK ile programa telefonla bağlanan Barış İçin Öcalan'a Özgürlük Platformu Sözcüsü Zübeyde TEKER'in devletin terör örgütü PKK'ya yönelik yaptığı operasyonları pervasız saldırılar olarak nitelendirdikleri ve Kürt halkının direneceğine vurgu yapan deşifre metine açıkça görülebilecek açıklamaları terör örgütünü ve terörü haklı gösterme, terörün amacına hizmet etme ve halkı kin ve düşmanlığa sevkeder nitelikte değerlendirilmiştir.
Saat 15:27:45'te programa canlı yayınla katılan DBP il eşbaşkanı Ali ŞİMŞEK'in "Sadece Suriçi'nde değil farklı bölgelerdedevletin çok pervasız bi şekilde geliştirdiği insanların onlarca insanın katledildiği bir süreci hep birlikte yaşıyoruz.Nusaybin'de Silvan'da Sur'da farklı ilçelerde bu saldırılar bugüne kadar gelişti ve hep insanlarımız bu saldırılar sonucunda yaşamını yitirdiler. Şuanda Sur'da yine sokağa çıkma yasağı nedeniyle başlamış durumda. Elbette Tahir ELÇİ'ye sıkılan kurşunlar bu saldırı dalgasının bir üst perdeye bir üst aşamaya ulaştığının da kanıtıdır. Artık bu saldırıyı gerçekleştirenler hiçbir şekilde hiçbir ölçü ve sınır tanımadan pervasız bir saldırı içindedirler.Halkımızın bu konuda geçmişten deneyimlerinden hareketle bu saldırılarına karşı direneceğini biliyoruz. Geçmişte de bu saldırılar yaşandı...Buna karşı Amed halkı Kürt halkı sessiz kalmayacak direnecek ve en güçlü bir şeikilde de Tahir ELÇİ başkanımıza hep birlikte sahip çıkacaktır."(klip-8) açıklamaları devletin sokağa çıkma yasağını ve terör örgütüne karşı verdiği mücadeleyi pervasız saldırılar olarak nitelendirmekte bölge halkını kin ve düşmanlığa tahrik ederek toplumda nefret duyguları oluşturabilecek türden açıklamalar olarak değerlendirilmiştir.
Barış İçin Öcalan'a Özgürlük Platformu Sözcüsü Zübeyde TEKER'in telefonla katıldığı programda sarfettiği devleti suçlayan, devletin Tahir ELÇİ cinayetinde suçlu olduğunu ve suçunu örtme politikaları uyguladığını ileri sürdüğü ifadeleri şu şekildedir: "Havuz medyası ve hükumet yanlısı bütün medya kuruluşları Tahir ELÇİ'nin ölümünden PKK'yi sorumlu tuttular. Bu çok ahlaksızca bir tutum. Kabul edilemez bir tutum.Şunu net söylemek gerekiyor ki bu tür PKK'yi hedef gösteren zanlı gösteren yaklaşımların temelinde devletin suçunu örtme politikaları yatıyor yani. Bunu net olarak görmek gerekiyor." (klip-9) Devleti suçlayan ifadelerin yanında TEKER'in saat 15:34:10'da söylediği "Bugün Türkiye'de yaşanan şey Kürdistan şahsında faşizmin canlandırılması halkın bastırılma girişimidir. Bu tür yaklaşımlarla çözüm gelmeyeceği gibi net olarakbilinmelidir ki iç savaşa sürüklenme hızlanmaktadır. Bu konuda hükumete defalarca bizler sivil toplum kuruluşları bireyler olarak çağrılar yaptık. Mutlak suretle çözüm noktasında masaya geri dönülmesi müzakerenin başlaması çağrısı yaptık. Ancak bugüne kadar bunun karşılığındakamu güvenliği gibi yasalarla bastırılmaya çalışılan bir Kürdistan gerçekliğiyle karşılaştık. Tanımamayı bu şekilde ortaya koyan bir devlet yaklaşımı gördük. Bu doğru değil.Bu politikalar öldürmelerle bu mücadelelerin sonu gelmeyeceği gibi kürtler de yok olmayacak. Kürt halkı da yok olmayacak. Türkiye demokrasi güçlerinin talepleri ortadan kalkmayacak. O yüzden bizim herzamanki çağrımız net.Devlet bu konuda mutlak süretle çözüm masasına dönmeli. Barış ve çözüm isteyenleri öldürerek süreci tahrip etmekten vazgeçmelidir. Çünkü yaşanan her ölüm bizim talep ettiğimiz masaya dönme noktasında ciddi bir kırılma yaratıyor. Ve toparlanamayacak bir sürece bizi eviriyor. Bu sürecin sonu neresi olur. Bu sürecin sonu iç savaş olur. Bu iç savaş olduğunda da sadece Kürtler zarar görmez. Bütün Türkiye halkları zarar görür. Eğer Türkiye Devleti gibi bir devlet meselesi söz konusuysa ortada devlet bile kalmaz.Gelinen nokta böyle bir nokta."(klip-10) sözler sırasında sunucunun da hiçbir müdahalede bulunmaması dikkat çekmiştir. Ülkenin içsavaşa sürükleneceği ve ortada devletin bile kalmayacağını belirttiği ifadeleri Türkiye Cumhuriyet Devleti'nin varlık ve bağımsızlığı ile birlik ve beraberliğine aykırı, toplumda kin ve düşmanlığa yol açacak, toplumda nefret duyguları oluşturacak türden açıklamalar olarak değerlendirilmiştir. Devletin iç savaşa sürükleneceğini ve ortada devletin bile kalmayacağını ifade ettiği açıklamalarının ardından TEKER daha da ileriye giderek devletin kamu güvenliği uygulamalarına karşı Kürt halkına devlete karşı direnme çağrısı yaptığı ifadeleri şu şekildedir: "Bu yaklaşım sürdüğü sürece,devletin bu kamu güvenliği üzerinden uyguladığı şiddetle bastırma politikaları sürdüğü müddetçe ölümü göze alan milyonlarca insan olarak sokaklarda direnmeye devam etcez. Bize düşen bu. Biz bugüne kadar bu şekilde bir mücadele verdik halk olarak. Ağır bedeller ödedik. Ama sonuç olarak ödediğimiz bedeller bugün Türkiye'de eğer var ise demokrasinin D'sinden bahsedilecekse bizim halkımızın kazanımıdr. Bu kazanımı yükseltmek mücadeleyi yükseltmek hepimizin görevidir.Sayın Öcalan'ın önderimizin özgürlüğü temelinde yeniyi yaratma sözü de hepimizin sözüdür."(klip-11)
Sonuç olarak, ÖZGÜR GÜN TV logosuyla yayın yapmakta olan GÜN RADYO VE TELEVİZYON YAY. A.Ş. ticari ünvanlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşun bu yayınıyla,
A) Diyarbakır Baro Başkanı Tahir ELÇİ'nin öldürüldüğü gün yapılan ve 5 saat süren özel yayında saat programa telefonla bağlanan Barış İçin Öcalan'a Özgürlük Platformu Sözcüsü Zübeyde TEKER'in "Bu sürecin sonu neresi olur. Bu sürecin sonu iç savaş olur. Bu iç savaş olduğunda da sadece Kürtler zarar görmez. Bütün Türkiye halkları zarar görür. Eğer Türkiye Devleti gibi bir devlet meselesi söz konusuysa ortada devlet bile kalmaz."şeklindeki ifadeleri 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8'nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan, "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı olamaz." ilkesini ihlal ettiği düşünülmektedir.
B) Sunucunun saat 13:30:27'deki stüdyo konuğuna yönlendirdiği "Peki bu ülkede siyaset neden insanlarının sorunlarını halletme yerine böyle krizler çıkararak çözme ortadan kaldırma yöntemine gidiyor?"ifadelerine ek olarak konuklar Avukat DEMİRHAN'ın"Halkımızın bu konuda geçmişten deneyimlerinden hareketle bu saldırılarına karşı direneceğini biliyoruz. Geçmişte de bu saldırılar yaşandı...Buna karşı Amed halkı Kürt halkı sessiz kalmayacak direnecek..."ifadeleri ile Zübeyde TEKER'in "Kürdistan şahsında faşizmin canlandırılması halkın bastırılma girişimidir. Bu tür yaklaşımlarla çözüm gelmeyeceği gibi net olarak bilinmelidir ki iç savaşa sürüklenme hızlanmaktadır... Bu politikalar öldürmelerle bu mücadelelerin sonu gelmeyeceği gibi Kürtler de yok olmayacak. Kürt halkı da yok olmayacak"ifadeleri devletin sokağa çıkma yasağına karşı bölge halkını kin ve düşmanlığa tahrik ederek toplumda nefret duyguları oluşturabilecek türden açıklamalar olarak değerlendirilmiştir. Sunucu ve konukların bu açıklamalarının 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8'nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan, "Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf,bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz." ilkesini ihlal ettiği düşünülmektedir.
C) Tahir ELÇİ'nin öldürülmesinin ardından başsağlığı dileyerek "Terörle mücadelemiz sürecektir." açıklamasını yapan Cumhurbaşkanı ERDOĞAN'ın bu açıklamasına konukların eleştirilerini ifade ettikleri"Terörle mücadele devam ediyor derken insan hakları savunucularını öldürmeye devam edecez. Gaztecileri tutuklama devam edecez. Sivilleri öldürmeye devam etcez. Olayını anlıyoruz.Maalesef görünen o ki daha çok insan ölecek.","Tahir ELÇİ gibi cesur gerçekten cesur insanlar böyle söylerken birileri de şunu diyor. Yani işte terörle mücadele sürecek. Kararlılığımız sürüyor. Bizim ne kadar doğru yolda olduğumuz anlaşılıyor diyor yani. Bir de devlet adına konuşanlar. Dolayısıyla şimdi iki açıklamayı yan yana koyalım. Hangisi çözüm getirir..." sözleri terörü öven, teşvik eden, terör örgütlerini haklı gösteren açıklamalar olarak anlaşılmaktadır. Devletin en yüksek makamındaki kişinin saldırılar sonrası "Terörle mücadele sürecektir." açıklaması yapması kadar doğal birşey olmamakla birlikte konukların terörle mücadele edilmesine tepkiyle yaklaşan açıklamaları ve sunucunun da bu açıklamaları destekler nitelikte tekrar etmesi 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8'nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan, "Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz. Terör eylemini, faillerini ve mağdurlarını terörün amaçlarına hizmet eder şekilde sunamaz." ilkesini ihlal ettiği düşünülmektedir.” Şeklindeki değerlendirmelere yer verilmiş olduğu,
Anılan yayında; 6112 sayılı Yasa'nın; 8. Maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bendlerinin ihlal edildiği kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği, anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
İhlal konusu yayında yer verilen ifadeler ile terör olgusunun varlığı haklı gerekçelere dayandırılarak meşrulaştırılmış ve bu nedenle 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin ihlal edildiği tespit edilmiştir.
6112 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, anılan Yayın Kuruluşu hakkında “İdari Para Cezası” yaptırımının uygulanması gerektiği, kanaatine varılmıştır.
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere, ÖZGÜR GÜN TV logosuyla yayın yapan GÜN RADYO VE TELEVİZYON YAY. A.Ş. unvanlı kuruluş hakkında; 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan; “Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz. Terör eylemini, faillerini ve mağdurlarını terörün amaçlarına hizmet eder şekilde sunamaz.” ilkesinin ihlali nedeniyle, 32 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca;
1- İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ekim 2015 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 28.822,28 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezası 10.000 (onbin) ( 2015 yılı için yeniden değerleme oranına göre belirlenen 13.601 (onüçbinaltıyüzbir - ) Türk Lirasından az olamayacağından 13.601 TL. İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
2- İdari para cezasının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Ankara Kamu Girişimci Şubesi TR98 0001 0025 3300 9999 9951 93 no’lu hesabına “6112 sayılı kanunun 32 nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiği veya 6112 sayılı kanunun 32 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, dava açma süresi içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine, Üst Kurul Üyeleri Süleyman DEMİRKAN ve Ersin ÖNGEL’in karşı oyları ve
Oyçokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 28.01.2016 gün ve 06 sayılı toplantıda aldığı 124 no.lu karara karşı oy yazısı.
Süleyman DEMİRKAN Şerhidir.
Üst Kurulun 28.01.2016 gün ve 06 sayılı toplantıda aldığı 124 no.lu karara karşı oy yazısı.
Ersin ÖNGEL Şerhidir.


