İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 01.12.2015 tarihli ve 1849 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“JİYAN TV logosu ile yayın yapan JİYAN TELEVİZYON VE RADYO YAYINCILIĞI A.Ş. adlı medya hizmet sağlayıcı kuruluş, 16.11.2015 ve 17.11.2015 tarihlerinde yayınladığı Ana Haber bülteninde bölücü terör örgütü PKK ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalara, PYD'nin silahlı kanadı olan ve Türkiye Cumhuriyeti resmi makamlarınca terörist olarak kabul edilen YPG'nin TSK'yı suçlayan basın açıklamalarına ve DTK Eş Başkanı Selma IRMAK'ın sözde öz yönetim olarak dillendirilen taleplerine dair açıklamalara yer vermiştir.
Söz konusu medya hizmet sağlayıcının 16.11.2015 tarihinde, saat 20.00'de başlayan Ana Haber bülteninde aşağıdaki deşifre metninde de görüleceği üzere mevzuata aykırı olduğu düşünülen bir yayıncılık gerçekleştirilmiştir. Saat 20.21.55'te Şırnak'ın İdil ilçesinde terör örgütü mensuplarının hendek kazması nedeniyle polis ile bölücü PKK terör örgütü mensupları arasında yaşanan çatışma ekrana taşınmıştır."İdil'de polis ve özel tim müdahalesi, müdahaleye halktan tepki"alt yazısıyla verilen haberde, çatışma sahneleri ve bölge halkının güvenlik güçlerine yönelik tepki görüntüleri ekrana getirilmiştir. Söz konusu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta saat 20.21.55'te olay izleyiciye şöyle aktarılmıştır:
"Şırnak'ın İdil ilçesinde polisin mahallelere müdahale etmesi nedeniyle çatışma çıktı. Sabah erken saatlerde Yenimahalle'ye zırhlı araçlarla giren özel timler ve polislerin rastgele ateş açması üzerine halk polise tepki gösterdi. Polis müdahalesini hendek kazarak engellemeye çalışanyurttaşlarlapolisler arasında çatışma yaşandı. İlçede yoğun silah sesleri yükselirken mahalledeki yurttaşlar zılgıt çekip ses çıkarma eylemi yaparak polis müdahalesine tepki gösterdi." (Klip-1)
Yukarıdaki deşifre metni incelendiğinde PKK terör örgütü mensuplarından"yurttaşlar"olarak bahsedildiği görülmektedir. Bununla birlikte güvenlik güçlerinin halka rastgele ateş açtığı ve polis müdahalesini yurttaşların (PKK'lı teröristler) hendek kazarak engellemeye çalıştığı ifade edilmektedir. Yaşanan çatışmanın sorumlusunun güvenlik güçleri olduğu dile getirilmekte ve"yurttaşlar"olarak nitelendirdikleri PKK'lıların eylemlerinin nedeninin polisin müdahalesi olduğu belirtilmektedir.
Terör örgütlerinin toplum üzerinde infial uyandıran baskı, korkutma, yıldırma, sindirme gibi amaçları olduğu gibi tabanını daha geniş tutmak için yaptıkları terör faaliyetlerine meşruiyet kazandırma çabası da vardır. Bu çabanın bir uzantısı da medya üzerinden gerçekleştirdikleri ideolojik koşullanmaya bağlı olarak kullanılan kavramlar, tanımlamalar ve betimlemelerdir. Öncelikle yukarıda ifade edilen yurttaşlık tanımı Türk Dil Kurumu'na göre "yurtları veya yurt duyguları bir olanlardan her biri, vatandaş" anlamına gelir. Bundan yola çıkarak yaşanan çatışmada devletin güvenlik güçlerine karşı meşru bir savunma hakkının olduğunu ifade etmek en azından yurttaşlık tanımı içerisinde yer alan"yurt duyguları bir olanlar"ifadesi ile bağdaşmamaktadır.
Bununla birlikte Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 66. maddesi Türk vatandaşlığını düzenler. Söz konusu maddeye göre"Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür."Mevcut hukuk sistemimizde normlar hiyerarşisinin tepesinde olan Anayasa'daki metin vatandaşlıkta "devlete vatandaşlık bağı ile bağlılığı" esas alır. Bu amaçla devletin güvenlik güçlerine ve sivillere yönelik terör saldırılarını meşru göstermek ve bunun faillerini yurttaşlar olarak nitelemek anayasanın ifade ettiği vatandaşlık tanımı ile de bağdaşmamaktadır.
Yukarıda ifade edilen argümanlar üzerinden değerlendirme yapıldığında mezkur medya hizmet sağlayıcı kuruluşun kamusal yayıncılık sorumluluğunu ihlal ederek, terör faaliyetlerini meşrulaştırmaya aracılık ettiği ve terörün faillerini kullandıkları tanımlamalar üzerinden (yurttaşlar) akladığı düşünülmektedir. Oysa daha önce de zikredildiği gibi terörün bir amacı da meşruiyettir. İlgili yayıncı kuruluşun bu yayınıyla terörün amacına dolaylı yoldan hizmet ettiği düşünülmektedir. Buna bağlı olarak böyle bir yayıncılık anlayışının PKK terör örgütünü meşrulaştırma çabalarının haricinde bu örgüt mensupları üzerinde motive edici etkisi olacağı ve örgüte katılımı arttırabileceği de yapılan değerlendirmeler arasındadır.
İhlalin olduğu düşünülen ikinci yayın aynı gün saat 20.27.45'te gerçekleşmiştir."Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Rojava'ya yönelik saldırıları devam ediyor"cümlesiyle ile başlayan haberde PYD'nin silahlı kanadı olan ve Türkiye Cumhuriyeti resmi makamlarınca terörist olarak kabul edilen YPG'nin basın açıklamasına yer verilmiştir. Söz konusu basın açıklamasında YPG'nin Türk Silahlı Kuvvetleri'ni sivilleri öldürmekle suçladığı görülmektedir. Açıklamada,"13 Kasım günü 22.00 ile 23.00 saatleri arasında Türk ordusu Kobane'nin batı sınır hattında bulunan Sifket köyü yakınlarında bir saldırı düzenlemiştir. Sınır üzerinde bulunan sivilleri hedefleyen saldırı sonucunda bir sivil şehadete ulaşmıştır."ifadeleri yer almaktadır. (Klip-2)
Söz konusu açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sivilleri hedefleyen saldırısı sonucunda bir sivilin yaşamını kaybettiği belirtilmektedir. İlgili medya hizmet sağlayıcı kuruluşun, söz konusu haberde bu durumu destekleyen kanıt sunmadığı gibi devletin kurumları üzerinden bir yıpratma çabası içine girdiği düşünülmektedir. Buna bağlı olarak yayıncı kuruluşun YPG terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri'ni suçlayan açıklamalarına yer vererek onların propagandalarına hizmet ettiği ve terör örgütlerini haklı gösterdiği de yapılan değerlendirmeler arasındadır.
Söz konusu medya hizmet sağlayıcı kuruluş bir gün sonra 17.11.2015 tarihinde yayınlanan Ana Haber bülteninde DTK Eş Başkanı Selma IRMAK'ın açıklamalarına yer vermiştir. İlgili açıklama, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun ana haber bülteninde şu şekilde işlenmiştir: "Öz yönetim gündemiyle toplanan Demokratik Toplum Kongresi'nin 4. genel kurulunun açıklanan sonuç bildirgesinde demokratik özerklik ve öz yönetim bir statü talebidir vurgusu ön plana çıkarken DTK eş başkanı Selma IRMAK öz yönetimin önemi ve nasıl hayata geçirileceğine ilişkin Dicle Haber Ajansı'na değerlendirmelerde bulundu... Bilinçli bir politikanın ürünü olarak statü talebi olan öz yönetimin hendek savaşlarına sıkıştırılmak istendiğini belirten IRMAK şunları ifade etti: Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhafazakar ve dindar kesimlerin yer aldığı diktatör rejimini hayata geçirmek istiyor. Halklar ise bu rejime karşı yerel demokrasi rejimini talep ediyor.Artık kendi kaderimizi çizmek istiyoruz. Bununla birlikte merkezi yönetime karşı yerelden yönetim talebi ortaya çıkıyor.Biz de halkın bu talebinin yanında durmak durumundayız. Bu kapı demokrasi kapısıdır. Günümüzde demokratik komünal ve eşit bir yaşam yaratılabilinir ve savaş ortamına son verilebilinir. Barış bu şekilde sağlanabilinir.Kürt halkı da bugünkü gücünü buradan almaktadır. Yani Silvan, Cizre, Silopi ve Nusaybin'de halk mücadele ederek kendi kendini yöneterek dile getiriyor.Böyle bir zemin oluşturuldu." (Klip-3)
Mezkur medya hizmet sağlayıcı kuruluşta yayınlanan yukarıdaki açıklamalar terörün olmadığı bir zamanda ifade edilmiş olsaydı düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilirdi. Fakat PKK terör örgütünün hendekler kazarak sözde kurtarılmış bölgeler oluşturması ve bazı belediye başkanlarının özyönetim ilan etmesi gibi durumlar göz önüne alındığında, DTK Eş Başkanı Selma IRMAK'ın açıklamalarının kitleleri mobilize etme gücü olduğu düşünüldüğü için bu durumun söz konusu açıklamayı düşünce özgürlüğü kapsamından çıkardığı değerlendirilmektedir. Düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyen bu ifadelerin medya hizmet sağlayıcı kuruluşta yayınlanması kamusal yayıncılık sorumluluğu ile bağdaşmamaktadır. Çünkü söz konusu açıklamada Selma IRMAK,"artık kendi kaderimizi çizmek istiyoruz. Bununla birlikte merkezi yönetime karşı yerelden yönetim talebi ortaya çıkıyor."diyerek devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü hedef almaktadır. Konuşmasının ilerleyen bölümünde ise IRMAK,"Kürt halkı da bugünkü gücünü buradan almaktadır. Yani Silvan, Cizre, Silopi ve Nusaybin'de halk mücadele ederek kendi kendini yöneterek dile getiriyor. Böyle bir zemin oluşturuldu."diyerek PKK terör örgütünün şehirlerde gerçekleştirdiği terör faaliyetlerini bir halk mücadelesi olarak ifade etmektedir. Bir medya hizmet sağlayıcı kuruluşta devletin güvenlik güçlerine karşı ülkeyi bölmeyi amaçlayan terör saldırılarının bir halk mücadelesi olarak ifade edilmesinin üst kurul mevzuatına aykırı olduğu düşünülmektedir.
Sonuç olarak,JİYAN TV logosu ile yayın yapan JİYAN TELEVİZYON VE RADYO YAYINCILIĞI A.Ş. adlı medya hizmet sağlayıcı kuruluş,
A) 16.11.2015 tarihinde saat 20.21'de yayınladığı haber bülteninde"zırhlı araçlarla giren özel timler ve polislerin rasgele ateş açması üzerine halk polise tepki gösterdi.Polis müdahalesini hendek kazarak engellemeye çalışan yurttaşlarla polisler arasında çatışma yaşandı."şeklinde sunumuyla PKK terör örgütü mensuplarını, faaliyetlerini meşrulaştırdığı ve haklı gösterdiği ve yine aynı gün saat 20.27'de Türkiye Cumhuriyeti resmi makamlarınca terörist olarak kabul edilen YPG'nin Türk Silahlı Kuvvetleri'ni suçlayan basın açıklamasına yer vererek terör propagandasına hizmet ettiği düşünüldüğünden, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan,Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz. Terör eylemini, faillerini ve mağdurlarını terörün amaçlarına hizmet eder şekilde sunamaz."ilkesini,
B) Bir sonraki gün 17.11.2015 tarihinde, saat 20:09'da DTK Eş Başkanı Selma IRMAK'ın açıklamalarına yer vermiştir. Yukarıda tafsilatıyla açıklanan gerekçelere dayanarak düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyen, "Artık kendi kaderimizi çizmek istiyoruz. Bununla birlikte merkezi yönetime karşı yerelden yönetim talebi ortaya çıkıyor...Kürt halkı da bugünkü gücünü buradan almaktadır. Yani Silvan, Cizre, Silopi ve Nusaybin'de halk mücadele ederek kendi kendini yöneterek dile getiriyor. Böyle bir zemin oluşturuldu."şeklindeki ifadelerin,Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırılık teşkil ettiği düşünüldüğünden, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı olamaz."ilkesini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.”
Şeklindeki değerlendirmelere yer verilmiş olduğu,
Anılan yayında; 6112 sayılı Yasanın; 8. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bendinin ihlal edildiği kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği, anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
İhlal konusu yayında, yukarıda (Uzman raporunda) ayrıntılı deşifre metinlerinde belirtilen ifadelerle terör örgütünü övücü açıklamalara yer verilmiş ve bu nedenle 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu nedenle, Kanunun 32 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, anılan Yayın Kuruluşu hakkında “İdari Para Cezası” yaptırımının uygulanması gerektiği, kanaatine varılmıştır.
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere, JİYAN TV logosuyla yayın yapan JİYAN TELEVİZYON VE RADYO YAYINCILIĞI A.Ş. unvanlı kuruluş hakkında; 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan; “Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz. Terör eylemini, faillerini ve mağdurlarını terörün amaçlarına hizmet eder şekilde sunamaz.” ilkesinin ihlali nedeniyle, 32 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca;
1- İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ekim 2015 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının bulunmadığı değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezası 10.000 (onbin) ( 2015 yılı için yeniden değerleme oranına göre belirlenen 13.601 (onüçbinaltıyüzbir - ) Türk Lirasından az olamayacağından 13.601 TL. İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
2- İdari para cezasının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Ankara Kamu Girişimci Şubesi TR98 0001 0025 3300 9999 9951 93 no’lu hesabına “6112 sayılı Kanunun 32 nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiği veya 6112 sayılı Kanunun 32 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, dava açma süresi içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Ersin ÖNGEL’in karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 05.01.2016 gün ve 01 sayılı toplantıda aldığı 36 no.lu karara karşı oy yazısı.
Ersin ÖNGEL Şerhidir.


