İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 13.01.2016 tarihli ve 42 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“A Haber logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 24.10.2015 tarihinde saat 22:00'de sunuculuğunu Bekir HAZAR ve Ergün DİLER'in yaptığı "YAZ BOZ" adlı program yayınlanmıştır. Söz konusu programla ilgili olarak, Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş ve Aydın DOĞAN vekili Av. Aslıhan DURMAZ 25.12.2015 tarih ve 35784 sayılı yazı ile Üst Kurul'a başvurarak programda müvekkilleri hakkında kullanılan ifade ve beyanların 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un c, ç, ı, i ve j maddelerine aykırı olduğunu ve taleplerinin gereğinin yapılmasını ifade etmekte ve programla ilgili şu şikayetleri sıralamaktadır:
"Şikayete konu programda, Hayyam GARİPOĞLU ile yapılan röportajdan parçalara yer verilmiş ve her bir bölümün ardından, program sunucuları Bekir HAZAR ve Ergün DİLER, Hayyam GARİPOĞLU'nun söyledikleri hakkında yorumlarda bulunmuşlardır. Hayyam GARİPOĞLU verdiği röportajda, "Petrol Ofisi ihalesini kaybetmesinden sonra, Aydın DOĞAN'ın yönlendirmesi ile Hürriyet Gazetesi'nde kendisi hakkında imajını karalayıcı türden haberler yapıldığını, bu haberlerle "bu adam kötü adamdı, bu adam cinayetle ilgili adam, bu adam kara para ile ilgili adam imajını oluşturmanın" hedeflendiğini, bu algı operasyonunun asıl amacının "Aydın DOĞAN'ın Petrol Ofisi'ni alınca herhangi bir laf edilmesini önlemek için yapıldığı yönünde şüphelerinin bulunduğunu, "Aydın DOĞAN'ın Medya sektöründe aynı zamanda banka sahibi de olan medya patronları Cem UZAN, Mehmet Emin KARAMEHMET, Erol AKSOY ve Dinç BİLGİN'i, kendi medya organları aracılığıyla hortumcu hortumcu diye haber yaparak ortadan kaldırdığını, bu esnada kendisi hakkında da sürekli yazılıp çizildiğini ve neticede kendisinin de piyasadan silindiğini iddia etmektedir. "Yaz Boz" programının sunucuları ise Aydın DOĞAN'ın medya organlarını kullanarak iş dünyasını şekillendirdiğine, bu nedenle Doğan Medyası'ndan korkulduğuna, Hayyam GARİPOĞLU'nun iddialarına benzer şekilde diğer medya patronlarının sektörden çekilmesinde Aydın DOĞAN'ın etkisi olduğuna dair gerçeğe aykırı dayanaksız yorumlarda bulunmuşlardır. Röportaj verildiği sırada ise, "Doğan Medya ihalenin iptali için siyasi irade üzerinde nasıl baskı oluşturdu?", "Tüm bu olaylardan sonra Petrol Ofisi yeni bir ihale ile Doğan Grubu'na verildi", "Doğan Medyası algı operasyonlarıyla beni kötü bir iş adamı olarak tanıttı", "Aydın DOĞAN, medyası aracılığıyla tüm rakiplerini bitirdi" şeklinde alt yazılar ve program seslendirmeleri yapılarak kasıtlı bir şekilde izleyicilere müvekkiller aleyhine algı oluşturmaya çalışılmıştır."
Söz konusu yayınlar ve şikayet dilekçesinde yer alan deşifre metinleri incelenmiş olup, şikayet edilen hususlara, bu hususlara ilişkin tarafımızca yapılmış deşifre metnine ve yapılan tespitlere aşağıda yer verilmiştir.
Yaz Boz adlı program içerisinde Hayyam GARİPOĞLU ile yapılan röportaj üç bölüm halinde yayınlanmıştır. Şikayete konu olan hususlarda Hayyam GARİPOĞLU'nun yaptığı açıklamalar şunlardır:
(Klip-1 Hayyam GARİPOĞLU'nun açıklamaları-YAZ BOZ)
Haber Yazısı: Mesut YILMAZ ve Doğan Grubu Beni Batırmak İçin El Ele Verdi.
Hayyam GARİPOĞLU: Şimdi şu Hürriyet Gazetesi'nin manşeti tüm manşeti. Mesut YILMAZ Bey Başbakan ben burada polislerin arasında ellerinde efendime söyleyeyim organize şubeye götürülüyorum. Mesut Bey diyor ki o ülkenin başbakanı bir günde 700 trilyon el değiştirdi Malki cinayeti olduğunda bunun arkasında Garipoğlu var diyor.
Muhabir: Diyor ki Başbakan Malki cinayeti kilit. El değiştiren inanılmaz paralar var. Bu konuda dikkatler Evcil ve Garipoğlu'na çevrildi diyor.
Hayyam GARİPOĞLU: Çevrildi diyor. Ama ülkenin Başbakanı diyor. Ve beni ellerim kelepçeli polislerin altında şeye götürüyorlar. Şimdi bu tamamen asparagas, tamamen yalan, tamamen komplo bunu bunu söyleyen Başbakan da biliyor, bunu basan gazete de biliyor, medya da biliyor.
Muhabir: Bunun amacı neydi. Perde arkası?
Hayyam GARİPOĞLU: Bunun amacı işte Petrol Ofisi'nin Petrol Ofisi'ni bana vermediler etmediler ondan sonra da bu adam kötü adamdı, bu adam efendime söyleyeyim cinayetle ilgili adam, bu adam kara parayla ilgili adam imajını oluşturmak için. Şimdi ben Aydın DOĞAN Beye de çok kızıyorum mesela. Şimdi kendisi de banka sahibi birgün kendisi hakkında alsalar ellerinde kelepçeleseler organize şubeye götürseler ve bir karşı bir medya kendisinin böyle resimlerini bassa ve kendisinin hiçbir ilgisi alakası olmasa ne yapabilir, ne edebilir. Şimdi bahsettiği 700 Trilyon 14 Milyar dolar eder. Güya Nesim MALKİ öldüğü gün 14 Milyar dolar el değiştirmiş. Halbuki Nesim MALKİ öldüğü gün 21 bankadan haciz geldi. Bunlar hep sabit devletin kayıtlarında sabit bilmem ne sabit. 21 bankadan borçlarından dolayı haciz geldi. 14 Milyar dolar diyor bir gecede 14 Milyar dolar uluslararası değil uluslararası devletler bir milyar iki milyar dolar kredi almaya çalışıyor. 14 Milyar dolar Türkiye'de yok ki. Türkiye'deki o dönemde o gün bütün bankalardaki şahıslardaki paraların toplamı beş milyar dolar. Hepsi Nesim MALKİ'nin kasasında değil. Yani anlatılmayacak kadar yalan.
Haber Yazısı: Petrol Ofisi İhalesine Girmeseydim Şimdi Uluslararası Bir Şirkettim.
Hayyam GARİPOĞLU: Yav Petrol Ofisi olana kadar ihalesi olana kadar ben iyi adamım düzgün adamım, sanayiciyim, bankacıyım herşey. Petrol Ofisi'ne keşke girmeseydik. Bilsem böyle şeyler olacağını tövbe ne girerdim ne ederdimde. Hayatım şey yaptı eğer Petrol Ofisi ihalesine girmeseydim biz bugün uluslararası bir bankaydık. Türkiye'de en az 40-50 tane daha fabrika kurmuştuk. En az bir 20-30 bin kişiye daha istihdam sağlayan firmaydık. Çünkü amacımız zaten bu ülkede fabrika kurmak istihdam yaratmak. Niye bu ülkenin nimetleriyle bu kamunun kaynaklarıyla biz bir yere geldik. Burda aldık burda kazandık. Şeyden Suudi Arabistan'da petrol kuyularımız yok ki ordan getirmedik ki burdan kazandık. Belli bir yere geldik rahat yaşıyoruz ediyoruz bunu temin eden kişinin de bu borcunu geri bu ülkeye vermesi lazım. Ben nasıl verecem borcumu nasıl ödeyecem. Ben ancak istihdam sağlayarak, ihracat yaparak, üretim yaparak ülkenin kalkınmasına refaha ulaşmasına faydalı olabilirim düşüncesiyle işleri büyütmekten başka hiçbir hedefimiz yoktu.
Haber Yazısı: Doğan Grubu Beni Karalamak İçin Her Şekilde Üstüme Geldi.
Hayyam GARİPOĞLU: Çıldırmak elden değil ya. Ne yapabilirsin yani feryat ettim, figan ettim, bağırdım, çağırdım ama ne yapabilirsiniz. Siz bir bireysiniz. Bireyin neyi varki?
Muhabir: Ne diyordu polis müdürleri yada polisler size? Sen şuraya geç otur üç gün kalacaksın.
Hayyam GARİPOĞLU: Ya polisler tabi polis genelde biliyordu olayın algı operasyonun olduğunu polis bilmiyor mu polis de biliyor. Bu beni böyle medyaya basan grupta biliyor. Doğan Medya Grubu bilmiyor mu benim Malki cinayetiyle ne alakam olabilir? Petrol Ofisi'nde benim ne yanlışım olur? Benim kara parayla bilmem neyle alakam ne olabilir?
Muhabir: Peki siz içerdeyken göz altındayken bunlar olurken size avukatlarınız söylemedi mi Doğan Grubu böyle bir yayın yapıyor ne bileyim Hürriyet yayın yapıyor.
Hayyam GARİPOĞLU: Diyor ne yapabilirsiniz. Benim medyam yok ki. O istediğini yazıyor. Ben ne söyleyebilirim yani nasıl anlatabilirim kendimi? Ha ben kendime düşen vazifeyi yaptım. Televizyonlara çıktım anlatmaya çalıştım. Kitap bastım. Şu kitabı bastım. 20 bin tane basıldı. 3-4 günde bitti. Şu bile enterasan bakın kitabın başlığında "Sus Konuşma" diye koydum. Beni hapishaneden mahkemelere getirirken 8-10 tane gardiyan olurdu. Jandarma olurdu pardon. Bir tane de jandarmayı özel olarak arkama koyarlar ağzımı kapattırdı. Şimdi ben cezaevi arabasından iner inmez hemen bağırırdım. Bu ülkede sağ duyu sahibi kimse yok mu? Hak nerde hukuk nerde adalet nerde bu ülkede diye bağırırdım. Bağırmayayım diye ağzımı kapatırlardı onun için de "Sus Konuşma" diye kitap yazdım.
(Klip-2 Hayyam GARİPOĞLU'nun açıklamaları-YAZ BOZ)
Dış Ses: Ünlü iş adamı Hayyam GARİPOĞLU Yaz Boz'a konuştu.
Haber Yazısı: Hayyam GARİPOĞLU'ndan Yaz Boz'a Olay Açıklamalar!
Hayyam GARİPOĞLU: Bu Petrol Ofisi ihalesine girdikten sonra hayatımız berbat oldu.
Haber Yazısı: Petrol Ofisi İhalesi GARİPOĞLU Ailesi'ni Neden Yıktı!
Dış Ses: POAŞ ihalesinin perde arkasında neler yaşandı?
Hayyam GARİPOĞLU: Mesut YILMAZ Beyin yeğeni Mehmet KUTMAN bana geldi.
Haber Yazısı: Mesut YILMAZ'ın Yeğeni Hayyam GARİPOĞLU'na Ne Dedi?
Hayyam GARİPOĞLU: İş Bankası'nın hisselerini almadan önce İş Bankası yöneticileri hakkında manşet manşet.
Haber Yazısı: Aydın DOĞAN Kime Neden Baskı Yaptı?
Dış Ses: Doğan Medyası ihalenin iptali için siyasi irade üzerinde nasıl baskı oluşturdu.
Haber Yazısı: Tüm Bu Olaylardan Sonra Petrol Ofisi Yeniden İhale İle Doğan Grubuna Verildi
Hayyam GARİPOĞLU: Petrol Ofisi sonra bu verilen üçüncü grup onlar da parayı bulamadılar efendime söyleyeyim alamadı şey yapamadılar parayı ödeyemedikleri için iptal oldu. Aradan belli bir zaman geçtikten sonra tekrar ihaleye çıktı ve o ihalede Doğan, Aydın DOĞAN Bey şeyi aldı. (Muhabir: Ne kadara aldı.) 1 milyar 260 milyona aldı.
Muhabir: Sizin verdiğinizden daha az zararda.
Hayyam GARİPOĞLU: Yok 100 milyon daha fazlasıyla aldı. Biz 1 milyar 160'a almıştık. O 1.260'a aldı. Aradan bir sene kadar geçmişti. 1.260'a tekrar ihaleye çıktı alındı. Bu olaylar sırasında aklına insanın tabi kötü şeyler geliyor. Bu benim üzerime bu kadar gelinmesi bu kadar benim manşetlere grup gazetelerinde konması bu algı operasyonu yapılmış olsunda bu kendisi Petrol Ofisi'ni alınca herhangi bir laf edilmesin diye mi yapıldı diye kötü olarak düşünüyor insan tabi.
Haber Yazısı: Doğan Grubu İş Bankası Hisselerini Almadan Önce Yöneticileri Aleyhine Yayınlar Yaptı.
Hayyam GARİPOĞLU: Aydın DOĞAN Bey'in bu Petrol Ofisi'nde Aydın DOĞAN Bey'in açısından bakılırsa güzel bir iş Türkiye'nin bütün en büyük gruplarının almaya çalıştığı Türkiye'nin %50 petrol dağıtımı payının olduğu kıymetli bir şey. Petrol Ofisi'nin yalısı var, gemileri var. Türkiye'nin her tarafında 5000 küsur istasyonu var. Deniz kenarlarında depoları var. Kıymetli bir şirket. Zaten kıymetli olmasa bu kadar para etmez bu kadar parayı hiç kimse vermez oraya. O onun yönünden şimdi bir sürü iddialar var tabi Petrol Ofisi ile ilgili ama ben onun muhasebecisi değilim yanında fiilen işinde (Muhabir: Nedir o iddialar yani sizin.) Yani ben fiilen yanında değilim. Onu en iyisini ne yaptığını kendi bilir. İddialar ne bir sürü işte iddialar var. Herkesin bildiği iddialar nedir. İş Bankasıyla efendime söyleyeyim ortak olduğu, bunu birlikte aldılar. Finansmanını İş Bankası'ndan yaptırdığı sonra bu iş neticesinde Petrol Ofisi alınıp satılıyor ve burda bir kar var kar elde ediliyor.
Muhabir: Yani Aydın DOĞAN'ın cebinden yine para çıkmıyor.
Hayyam GARİPOĞLU: İddialar böyle ben fiilen kasasında değilim muhasebesinde değilim ama iddialar İş Bankasıyla birlikte alıyor finansmanını İş Bankası'ndan yaptırılıp alınıyor ama bu doğru mu değil mi bilmiyorum. Ama şöyle özet olarak neticede bakarsan bu işte bir kar eden oldu para kazanıldı. Alınan fiyattan daha yüksek fiyata 1 milyar dolar kadar daha yüksek bir fiyata Petrol Ofisi satıldı ve burda bir kişi kazandı. Bu da iş adamıdır becermiştir, başarmıştır, kazanmıştır. Benim yönümden sadece tenkit edilecek şey herkes başka yönden tenkit edebilir başka hesaplar vardır. Başka işler vardır. Şurda bakın Mesut YILMAZ'ın Bakanı özelleştirmeden sorumlu Bakanı Yüksel YALOVA. Ne dolaplar döndü diyor şeyde Petrol Ofisinde. Petrol Ofisinde ne dolaplar döndü diyor efendime söyleyeyim. Şurda işte Mesut YILMAZ'la o dönemki gazeteler bunlar bakın 90 tarih 28 Temmuz 99 Petrol Ofisi kavgası kendi Bakanı Mesut YILMAZ'a işte ne dolaplar. Şimdi ben işin içinde değilim tabi ne dolaplar döndü ne işler döndü bilmiyorum. Ben netice olarak gördüğümde bir iş adamı başarmış bir bankayla ortak olmuş finansmanını ona yaptırmış olabilir yaptırmamış olabilir efendime söyleyeyim. Benim orda tenkit edebileceğim bir tek şey var. Bana göre yanlış olan yoksa öbürü bence onun başarısıdır, becerisidir, şudur, budur. Bir tek şey var tenkit edilecek şey. İş Bankası ile ortaktı. İş Bankasının hisselerini almadan önce az bir zaman önce bir ay önce 15-20 gün önce bir ay önce İş Bankası yöneticileri hakkında manşet manşet haberler çıkartıldı aleyhte haberler çıkartıldı ve onların hemen (Muhabir: Aynı size yapıldığı gibi.) hemen akabinde de İş Bankasının hisselerini satın aldı. Şimdi bana göre bir medya sahibi birinin medya grubunun onunla ortaksa böyle birşey yapması etiken doğru değil.
Haber Yazısı: Doğan Medyası Algı Operasyonlarıyla Beni Kötü Bir İş Adamı Olarak Tanıttı.
Hayyam GARİPOĞLU: Aynı şeylerde işte bana yapıldığı için benim itibarım gitti efendime söyleyeyim paramız gitti, mallarımız gitti, bankamız gitti. Herşeyim çırılçıplak ortada bırakıldı neyle bu algı operasyonuyla. Şimdi sokakta ben birisini karşılaşsam görsem beni tanımayan birisi ben kendime göre çok düzgün çok doğru başarılı bir iş adamıyım. Ama tanımayan birisi ülkeyi soyan hortumcu diyecek. Niye çünkü herkesin kafasına yaza yaza yaza bu algı operasyonu otutturuldu.
Muhabir: Peki siz mesela MASAK'tan temiz belgesi aldınız adliyeden takipsizlik aldınız. (Hayyam GARİPOĞLU: Kim Duydu?) Aydın DOĞAN'a Doğan Grubu'na götürmediniz mi tekzip için?
Hayyam GARİPOĞLU: Ya yazar mı yapar mı eder mi yav. Ya gitmedim ama yapar mı yazar mı (Muhabir: Avukatlarınız gönderdi mi?) Yok göndermedi göndermedik ama olmayacak bir şeyi yazacak olsa zaten ben DGM'den beni Malki cinayetiyle ilgili beni DGM'den hiç bir alakam yok diye beni dosyadan çıkartıyor onu yazar. On gün önce şuraya bakın on gün önce benden savcılık ifade vermemi istedi Petrol Ofisi hakkında bildiklerimi anlattım. (Muhabir: Ankara'da ifade verdiniz.) Ben de Ankara'ya gittim ilave ettim. Ankara'ya gidip şey yaptım. Ankara'ya ben gidip ilave şunun tarihi tam on gün önce bugün ayın 21'i tam işte buda ayın 10'unda 10 Ekim. Bir sayfa yine benle ilgili yalan yanlış haber yapıyor bakın şurda ne diyor. Yok zimmetten hapis cezası aldı. Ben zimmetten hapis cezası almadım. Yok yurt dışı yasağı var. Ben yurt dışı yasağım yok. Dün yurt dışından geldim. Tamamen algı operasyonu.
(Klip-3 Hayyam GARİPOĞLU'nun açıklamaları-YAZ BOZ))
Haber Yazısı: Aydın DOĞAN Medyası Aracılığıyla Tüm Rakiplerini Bitirdi.
Hayyam GARİPOĞLU: Aydın DOĞAN Bey o dönemde yani yıllarca bu hortumcu hortumcu lafını kullandı. Niye kullandı aslında kendisi medyacı karşısında Mehmet Emin KARAMEHMET Bey var medyası var, bankası var. Erol AKSOY Bey var medyası var, bankası var. Cem UZAN Bey var medyası var, bankası var. Diç BİLGİN var medyası var, bankası var. Bütün bu rakiplerinin medyaları vardı. Bunların hepsinin de bankasına el konuldu, el konulunca bunların hep hortumcu hortumcu gidince bugün bunların hiçbirinin ne bankası var ne medyası var. Dolayısıyla aslında medyasını bu gruplar ortadan kalksın diye veyahutta rakipler ortadan kalksın diye efendime söyleyeyim rekabet olmasın diye üstlerine gitti. Bu arada bizlere devamlı efendime yazdı çizdi biz de hani filler tepişirken otlar ezilir derler ya biz de o arada maalesef gittik.
Hayyam GARİPOĞLU'nun açıklamaları bittikten sonra programın sunucularından Bekir HAZAR "Evet burada Hayyam GARİPOĞLU'nun belirttiği tüm isimler Aydın DOĞAN'dan Mesut YILMAZ'a kadar, Yüksel YALOVA'ya kadar hepsinin cevap hakkı var. Bu arada Yüksel YALOVA'yı da açıklama yapmaya davet ediyorum. (Ergün DİLER: Tabi buradan buyursun gelsin.) Dönen dolaplar POAŞ ihalesinde ne dolaplar döndü diye bir demeci var. Böyle bir demeci var mı? Varsa o dolaplar ne? Ben çok merak ettim. (Ergün DİLER: Anlatmalı. Bu ülkeye Bakanlık yapmış bir insanın anlatması lazım.) Bu ülkeye hizmet etmiş bir insanın anlatması lazım. Eğer o dolapları biliyorsa, varsa o haber doğruysa. Burdan da ona ülkenin çıkarları için Yüksel YALOVA'ya bir çağrı yapıyoruz. Aydın Bey'de Mesut YILMAZ'da ismi geçen herkes Yaz Boz açıktır. Cevap hakkı vardır. Her zaman objektif olarak biz buna hazırız, burdan belirtiyoruz..." şeklindeki açıklamalarıyla kendilerine cevap hakkı doğanlara bu hakkı kullandırtmak istediklerini, Hayyam GARİPOĞLU'nun yaptığı tüm açıklamaların birer iddia olduğunu açıkça belirtmiştir.(Klip4 - Yaz Boz - Bekir HAZAR Cevap Hakkı)
İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin “ifade özgürlüğü” başlıklı 10'uncu maddesinde yer alan “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar...” düzenlemesi ile ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı görülmektedir.
(AvrupaİnsanHaklarıSözleşmesi,http://www.anayasa.gov.tr/files/bireysel_basvuru/AIHS_tr.pdf, Erişim Tarihi, 29.12.2015). Anayasa’nın 25'inci maddesinde “Düşünce ve kanaat hürriyeti” başlığı altında yer alan “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.” ve 26'ncı maddesinde “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlığı altında yer alan “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” hükümlerinden anlaşılacağı üzere ifade hürriyeti Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile de güvence altına alınmaktadır. Anayasa’nın “Basın hürriyeti” başlıklı 28'inci maddesinde düzenlenen “Basın hürdür, sansür edilemez.” ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3'üncü maddesinde yer alan “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.” hükümleri ise basın hürriyetinin güvence altına alındığını göstermektedir. Bununla birlikte İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme, Anayasa ve Basın Kanun’unda ifade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkan basın özgürlüğünün kullanımına ve sınırlamasına yönelik belirli düzenlemelerin olduğu da unutulmamalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2007/7-28 E. ve 2007/34 K. numaralı "İçtihat Metni"nde, demokratik toplumlarda basının önemini vurguladıktan sonra, “Geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlar üzerinde kamuoyunu düşünmeye çağıracak tarzda tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu yöntemlerle denetlemek, ayrıca içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek durumunda olan basına, bu ödevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bir kısım haklar da tanınmıştır. Bunlar; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarıdır. Temelini Anayasa’nın 28'inci vd. maddelerinden alan ve 5187 sayılı Basın Yasasının 3'üncü maddesinde düzenlenen bu haklar, basın yoluyla işlenen suçlarda, hukuka uygunluk nedenlerini oluşturur. Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için, açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerekir... Yargılama konusu haber ve yorum metnindeki eleştiri ve değer yargılarının bir kısmı sert ve çarpıcı bir üslupla dile getirilmiştir. Yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere esasen, eleştirinin sert bir üslûpla gerçekleştirilmesi, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin amacına, psikolojisine, eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgudur. Ancak kabul edilmelidir ki, basın özgürlüğü, belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerir. Gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimler “polemik” niteliğinde olsa da, nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadeler asılsız kişisel saldırı olarak görülemez.” ifadelerine yer vermiştir.
Yargıtay 8'inci Ceza Dairesi 2009/7316 E., 2012/17738 K. nolu içtihat metninde “İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun esaslı temellerinden birini oluşturup, toplumun ilerlemesi ve her bir bireyin gelişimi için temel koşullardan biridir. İfade özgürlüğü, sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız görülen veya ilgilenmeye değmez bulunan "haber" ve "düşünceler" için değil, fakat aynı zamanda aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bunlar çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamaz. Sözleşme'nin 10'uncu maddesinde belirtildiği üzere, bu özgürlüğün istisnaları vardır; ancak bu istisnalar dar yorumlanmalıdır (23.09.1994 tarihli Jersild - Danimarka kararı; 21.01.1999 tarihli Janowski-Polonya kararı; 25.11.1999 tarihli Nilsen ve Johnsen-Norveç kararı; 25.07.2001 tarihli Perna-İtalya kararı).” ifadelerine yer vermiştir. (Yargıtay Kararlarına, UYAP - Bilgi Bankası, http://emsal.yargitay.gov.tr/VeriBankasiIstemciWeb/, adresinden karar/esas numaraları ile sorgulama yapılmak suretiyle ulaşılabilir.)
Yukarıda belirtilen hükümlerden ve kararlardan anlaşılacağı üzere İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme, Anayasa ve Basın Kanunu’nda dolayısıyla hem ulusal hem uluslar arası hukuk metinlerinde ifade özgürlüğünün açıkça güvence altına alındığı bu bağlamda gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarında gerekse Yargıtay kararlarında ifade özgürlüğünün temel alındığı görülmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2007/7-28 E. ve 2007/34 K. numaralı içtihadında, basın özgürlüğünün; belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerebileceğinin kabul edilmesi gerektiğini ve gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimlerin “polemik” niteliğinde olsa da, nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadelerin asılsız kişisel saldırı olarak görülemeyeceğini ortaya koymaktadır. Yargıtay 8'inci Ceza Dairesi’nin 2009/7316 E., 2012/17738 K. nolu içtihat metninde ifade özgürlüğünün aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanacağı belirtilmiştir. Mezkur Yargıtay kararlarından görüldüğü üzere ulusal ve uluslar arası hukuk düzeninde, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kavramlarının demokrasinin bir sonucu olarak geniş anlamda yorumlandığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak medyada bireylere yönelik olarak küçültücü olmamak ve hakaret içermemek kaydıyla belirli ölçüde abartılı, kışkırtmaya başvuran, muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler ve iddialar yer alabilmektedir. Bu nitelikte haber ve iddialar basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir. Ancak demokratik toplumlarda medyanın sorumluluklarının da bulunduğu unutulmamalıdır. Medyanın; abartılı, kışkırtmaya başvuran, muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler ve iddiaların muhataplarına cevap ve düzeltme hakkı tanıması ve/veya karşıt görüşlere yer vermesi demokratik toplumun gelişmesine ve kamuoyunda özgürce kanaat oluşmasına sağlayacağı gibi medyanın kamusal sorumluluğunun ve medya etiğinin bir gereğidir.
Söz konusu yayınlar incelendiğinde, iş adamı Hayyam GARİPOĞLU'nun Petrol Ofisi (POAŞ) ihalesi süreciyle ilgili olarak Aydın DOĞAN'ın sahip olduğu medya organlarının belli oranda etkisi olduğu konusunda yukarıda deşifresi bulunan iddia, yorum ve öngörülerinin ekrana getirildiği görülmektedir. Aydın DOĞAN'ın yıllardır medya sektöründe bulunan birisi olarak artık kamuoyuna malolmuş bir şahsiyet olduğu düşünüldüğünde, kendisinin Petrol Ofisi (POAŞ) ihalesi süreci başta olmak üzere hakkındaki çeşitli konuların; bir kaç haftadır üzerinde konuşulan, haber değeri bulunan ve kamuoyunun ilgisini çekebilecek nitelikte hususlar olduğu; gazete manşetlerinde yer alan ve haber değeri taşıyan konuların bir yorum programı içinde o dönemi bire bir yaşamış aktörlerin kendi ağızlarından irdelenmesi ve yorumlanmasının doğal karşılanabilir bir durum olduğu düşünülmektedir. Program içinde Aydın DOĞAN'a ve şahsına ait medya organlarına yönelik olarak bazı eleştiri ve iddialara yer verildiği bunların ise haber değeri taşıdığı ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Raporumuza temel teşkil eden ulusal ve uluslar arası hukuk uygulamalarında görülebileceği üzere abartılı, kışkırtmaya başvuran, muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberlerin dahi ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirileceği düşünüldüğünde söz konusu yayında kullanılan ifadelerin, ifade özgürlüğü çerçevesinde olduğu kanaati oluşmuştur. Şikayete konu hususlarda röportaj yapılan şahıs tarafından kullanılan ifadeler irdelendiğinde, nesnel bir değerlendirmeyle eleştiri niteliği taşıdığı ve güncel bir tartışma konusu olması nedeniyle de üzerinde kamu yararı olduğu, kamuoyunun gündemini oluşturan konuyla ilgili tartışmalara katkısının olduğu, dolayısıyla ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiği değerlendirilmektedir.
Bu hususlar göz önüne alındığında; A HABER logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşun ilgili yayınında, 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus bulunmadığı kanaatine varılmıştır.”
Şeklinde değerlendirmelere yer verilmiş olduğu
Söz konusu yayın ile 6112 sayılı Kanuna aykırı bir husus bulunmadığı kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının yukarıda alıntılanan uzman raporunda da ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere; söz konusu programın genelinde yapılan yayının ve yorumların, medyanın haber verme işlevi ve kamuoyunun haber alma hakkı bağlamında haber değeri ve niteliği taşıdığı, ifade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkan basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olduğu; röportaj yapılan şahıs tarafından kullanılan ifadeler irdelendiğinde de, nesnel bir değerlendirmeyle eleştiri niteliğini taşıdığı ve güncel bir tartışma konusu olması nedeniyle de üzerinde kamu yararı olduğu, kamuoyunun gündemini oluşturan konuyla ilgili tartışmalara katkısının olduğu, dolayısıyla ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu nedenle mezkur yayınının, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus oluşturmadığı kanaatine varılmıştır.


