İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 05.01.2016 tarihli ve 03 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“A Haber logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta hafta içi her gün saat 15:00'te başlayan "Ajans Gün İçi" adlı haber bülteni yayınlanmaktadır. Sunuculuğunu Duygu LELOĞLU'nun yaptığı haber bülteninde Türkiye ve dünya gündeminde meydana gelen olaylar ayrıntılı bir şekilde izleyicilere aktarılmaktadır.
Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş, Doruk Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş ve Aydın DOĞAN vekili Av. Aslıhan DURMAZ 20.11.2015 tarih ve 34774 sayılı yazı ile Üst Kurula başvurarak A Haber adlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 23.10.2015 tarihinde yayınlanan "Ajans Gün İçi" adlı programda yer alan ifade ve beyanların 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un c, ç, e, ı, i ve j maddelerine aykırı olduğunu ve taleplerinin gereğinin yapılmasını ifade etmekte ve programla ilgili şu şikayetleri sıralamaktadır:
"Doğan Medyası Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı neden hedef alıyor", "Doğan Medyasındaki nefret dili", "Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a düşmanlığa atıf yapıldı", "Bu onları (Doğan Grubu kastedilerek) terör örgütlerini destekler duruma soktu", "Pkk terör örgütü değildir diyorsunuz bu nereye varır böyle" gibi bir takım yalan ve yanlış söylemlere yer vermektedir. Haberin veriliş şekli ve içeriği itibari ile yayıncı kuruluş kasten Doğan Medya Grubunu terör örgütlerini desteklemekle itham etmekte ve velhasıl kamuoyunda bu şekilde bir algı oluşturmaya çalışmaktadır"
Söz konusu haberin saat 15:21:47'de yayınlandığı tespit edilmiş olup, şikayet edilen hususlara ilişkin deşifre metnine ve yapılan tespitlere aşağıda yer verilmiştir.
Söz konusu haber sunucunun "Doğan Medyası Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı neden hedef alıyor? Doğan Medyasındaki nefret dili "Canan BARLAS ile Gündem" programında masaya yatırıldı. Star Gazetesi yazarı Cem KÜÇÜK Doğan Medyasının Cumhurbaşkanı Erdoğan'a olan düşmanlığına atıf yaptı. Bu onları terör örgütlerini savunur duruma soktu diye konuştu." şeklindeki sözleriyle izleyicilere aktarıldıktan sonra habere geçilmiştir. Söz konusu haberde Cem KÜÇÜK'ün "Eskiden her şeyi devlet adına yapıyorum diyen Aydın DOĞAN Pkk'yı destekleyecek bir konuma geliyor. Kendisi desteklemiyor ki şahıs olarak ama adamları medyadaki adamları açık açık D-HKPC'yi de Pkk'yı da 7 Haziran öncesi şu anda da koruyor. Ya koruyor kolluyor. Gözümüzün önünde oluyor. Bunu bize sokaktaki bütün insanlar söylüyor. Şimdi Pkk'ya açık tabi yani kırmızı kitabımıza bir terör örgütü askerimizi, polisimizi şehit ediyor. Eğer siz bunu açık açık destekliyorsanız bu suça girer. Pkk terör örgütü değildir derse bu asker, polis niye şehit oluyor. Devlet kimle mücadele ediyor, ne oluyor? O zaman bu çok basite indirgediğimiz bi şey oluyor ve o zaman ülkenin bütün. Siz şimdi buna terör örgütü değildir diyorsunuz. O zaman biri de kalkıp IŞID terör örgütü değildir derse ne olacak? Öbürü DAEŞ terör örgütü değil. Bu nereye varacak böyle? Devletin kırmızı kitabına giren mücadele ettiği terör örgütleri hangisi ise devletin bunlarla mücadele etmesi asli görevidir bu böyle. Biz de beyaz Türklerin gözünde işte bunu da başardılar ne yazık ki bir kısmının gözünde Pkk'yı, HDP'yi meşru görüyor. Sokakta buna inanıyor. Yani siz Suruç katliamını yada 10 Ekim'deki Ankara katliamını devlet yapmıştıra sokakta inanılır sayısı hiçte az değil. Ne yazık ki az değil. Yani buna bu işte bu medya inandırıyor onlara. Bu medya olmasa onlar da buna inanmaz. Yani biz beyaz Türkleri diye tabir ettiğimiz kesimin Pkk'ya sempati duyabileceğine inanabilirmiydik ya. Ama Erdoğan nefretinden bu var onlarda." şeklindeki sözleriyle Aydın DOĞAN'ı ve Aydın DOĞAN'ın sahip olduğu medya organlarının yayın politikalarını eleştirdiği görülmektedir. (Klip1 - Ajans Gün içi)
Söz konusu haberde temel olarak konuk gazeteci Cem KÜÇÜK'ün Aydın DOĞAN'a karşı Doğan Medya Grubu'nda yapılan yayınlar üzerinden bir takım eleştirilerde bulunduğu görülmektedir. Klip1'den de görüleceği üzere Cem KÜÇÜK, Aydın DOĞAN'ın Pkk terör örgütünü şahsının desteklemediğini, fakat Doğan Medya Grubu'nda çalışan kişilerin yaptıkları yayınların terör örgütlerine destek verir şekilde olduğu konusunda Doğan Medya Grubu'nu eleştirmektedir.
İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin “ifade özgürlüğü” başlıklı 10'uncu maddesinde yer alan “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar...” düzenlemesi ile ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı görülmektedir.
(AvrupaİnsanHaklarıSözleşmesi,http://www.anayasa.gov.tr/files/bireysel_basvuru/AIHS_tr.pdf,Erişim Tarihi, 18.12.2015). Anayasa’nın 25'inci maddesinde “Düşünce ve kanaat hürriyeti” başlığı altında yer alan “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.” ve 26'ncı maddesinde “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlığı altında yer alan “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” hükümlerinden anlaşılacağı üzere ifade hürriyeti Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile de güvence altına alınmaktadır. Anayasa’nın “Basın hürriyeti” başlıklı 28'inci maddesinde düzenlenen “Basın hürdür, sansür edilemez.” ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3'üncü maddesinde yer alan “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.” hükümleri ise basın hürriyetinin güvence altına alındığını göstermektedir. Bununla birlikte İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme, Anayasa ve Basın Kanun’unda ifade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkan basın özgürlüğünün kullanımına ve sınırlamasına yönelik belirli düzenlemelerin olduğu da unutulmamalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2007/7-28 E. ve 2007/34 K. numaralı "İçtihat Metni"nde, demokratik toplumlarda basının önemini vurguladıktan sonra, “Geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlar üzerinde kamuoyunu düşünmeye çağıracak tarzda tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu yöntemlerle denetlemek, ayrıca içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek durumunda olan basına, bu ödevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bir kısım haklar da tanınmıştır. Bunlar; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarıdır. Temelini Anayasa’nın 28'inci vd. maddelerinden alan ve 5187 sayılı Basın Yasasının 3'üncü maddesinde düzenlenen bu haklar, basın yoluyla işlenen suçlarda, hukuka uygunluk nedenlerini oluşturur. Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için, açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerekir... Yargılama konusu haber ve yorum metnindeki eleştiri ve değer yargılarının bir kısmı sert ve çarpıcı bir üslupla dile getirilmiştir. Yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere esasen, eleştirinin sert bir üslûpla gerçekleştirilmesi, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin amacına, psikolojisine, eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgudur. Ancak kabul edilmelidir ki, basın özgürlüğü, belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerir. Gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimler “polemik” niteliğinde olsa da, nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadeler asılsız kişisel saldırı olarak görülemez.” ifadelerine yer vermiştir.
Yargıtay 8'inci Ceza Dairesi 2009/7316 E., 2012/17738 K. nolu içtihat metninde “İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun esaslı temellerinden birini oluşturup, toplumun ilerlemesi ve her bir bireyin gelişimi için temel koşullardan biridir. İfade özgürlüğü, sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız görülen veya ilgilenmeye değmez bulunan "haber" ve "düşünceler" için değil, fakat aynı zamanda aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bunlar çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamaz. Sözleşme'nin 10'uncu maddesinde belirtildiği üzere, bu özgürlüğün istisnaları vardır; ancak bu istisnalar dar yorumlanmalıdır (23.09.1994 tarihli Jersild - Danimarka kararı; 21.01.1999 tarihli Janowski-Polonya kararı; 25.11.1999 tarihli Nilsen ve Johnsen-Norveç kararı; 25.07.2001 tarihli Perna-İtalya kararı).” ifadelerine yer vermiştir. (Yargıtay Kararlarına, UYAP - Bilgi Bankası, http://emsal.yargitay.gov.tr/VeriBankasiIstemciWeb/, adresinden karar/esas numaraları ile sorgulama yapılmak suretiyle ulaşılabilir.)
Yukarıda belirtilen hükümlerden ve kararlardan anlaşılacağı üzere İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme, Anayasa ve Basın Kanunu’nda dolayısıyla hem ulusal hem uluslar arası hukuk metinlerinde ifade özgürlüğünün açıkça güvence altına alındığı bu bağlamda gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarında gerekse Yargıtay kararlarında ifade özgürlüğünün temel alındığı görülmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2007/7-28 E. ve 2007/34 K. numaralı içtihadında, basın özgürlüğünün; belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerebileceğinin kabul edilmesi gerektiğini ve gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimlerin “polemik” niteliğinde olsa da, nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadelerin asılsız kişisel saldırı olarak görülemeyeceğini ortaya koymaktadır. Yargıtay 8'inci Ceza Dairesi’nin 2009/7316 E., 2012/17738 K. nolu içtihat metninde ifade özgürlüğünün aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanacağı belirtilmiştir. Mezkur Yargıtay kararlarından görüldüğü üzere ulusal ve uluslar arası hukuk düzeninde, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kavramlarının demokrasinin bir sonucu olarak geniş anlamda yorumlandığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak medyada bireylere yönelik olarak küçültücü olmamak ve hakaret içermemek kaydıyla belirli ölçüde abartılı, kışkırtmaya başvuran, muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler ve iddialar yer alabilmektedir. Bu nitelikte haber ve iddialar basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir. Ancak demokratik toplumlarda medyanın sorumluluklarının da bulunduğu unutulmamalıdır. Medyanın; abartılı, kışkırtmaya başvuran, muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler ve iddiaların muhataplarına cevap ve düzeltme hakkı tanıması ve/veya karşıt görüşlere yer vermesi demokratik toplumun gelişmesine ve kamuoyunda özgürce kanaat oluşmasına sağlayacağı gibi medyanın kamusal sorumluluğunun ve medya etiğinin bir gereğidir.
Söz konusu haber yayını incelendiğinde haber içerisinde "Canan BARLAS İle Gündem" adlı programa konuk olarak katılan Cem KÜÇÜK'ün Doğan Medya Grubu bünyesinde bulunan yayın kuruluşlarıyla ilgili olarak yaptığı değerlendirmelerin haberleştirilerek verildiği görülmektedir. Aydın DOĞAN'ın yıllardır medya sektöründe bulunan birisi olarak artık kamuoyuna malolmuş bir şahsiyet olduğu düşünüldüğünde, kendisi ve sahip olduğu medya kuruluşları hakkında haber değeri bulunan ve kamuoyunun ilgisini çekebilecek nitelikte hususların; bir yorum programı içinde gazeteciler tarafından irdelenmesi ve yorumlanmasının doğal karşılanabilir bir durum olduğu düşünülmektedir. Program içinde Aydın DOĞAN'a ve şahsına ait medya organlarına yönelik olarak küçültücü, aşağılayıcı ve hakaret edici nitelikte ifadelerin kullanılmadığı fakat bazı eleştiri ve iddialara yer verildiği bunların ise haber değeri taşıdığı ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Raporumuza temel teşkil eden ulusal ve uluslar arası hukuk uygulamalarında görülebileceği üzere abartılı, kışkırtmaya başvuran, muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberlerin dahi ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirileceği düşünüldüğünde söz konusu yayında kullanılan ifadelerin, ifade özgürlüğü çerçevesinde olduğu kanaati oluşmuştur. Şikayete konu hususlarda program katılımcısı tarafından kullanılan ifadeler irdelendiğinde, nesnel bir değerlendirmeyle eleştiri niteliği taşıdığı ve güncel bir tartışma konusu olması nedeniyle de üzerinde kamu yararı olduğu, kamuoyunun gündemini oluşturan konuyla ilgili tartışmalara katkısının olduğu, dolayısıyla ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiği değerlendirilmektedir.
Bu hususlar göz önüne alındığında; A HABER logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşun ilgili yayınında, 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus bulunmadığı kanaatine varılmıştır.”
Şeklinde değerlendirmelere yer verilmiş olduğu
Söz konusu yayın ile 6112 sayılı Kanuna aykırı bir husus bulunmadığı kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının yukarıda alıntılanan uzman raporunda da ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere; söz konusu programın genelinde yapılan yayının ve yorumların, medyanın haber verme işlevi ve kamuoyunun haber alma hakkı bağlamında haber değeri ve niteliği taşıdığı, ifade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkan basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olduğu; program konuğu tarafından kullanılan ifadeler irdelendiğinde de, nesnel bir değerlendirmeyle eleştiri niteliğini taşıdığı ve güncel bir tartışma konusu olması nedeniyle de üzerinde kamu yararı olduğu, kamuoyunun gündemini oluşturan konuyla ilgili tartışmalara katkısının olduğu, dolayısıyla ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu nedenle mezkur yayınının, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus oluşturmadığı kanaatine varılmıştır.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 04.02.2016 gün ve 07 sayılı toplantıda aldığı 48 no.lu karara karşı oy yazısı.
Süleyman DEMİRKAN Şerhidir.


