İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 05.01.2016 tarihli ve 01 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“A Haber logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta her cuma saat 22:00'de sunuculuğunu Mehmet Ali ÖNEL'in yaptığı "DEŞİFRE" adlı yorum programı yayınlanmaktadır. Türkiye ve dünya gündeminde meydana gelen olayların değerlendirildiği programın 02.10.2015 tarihli bölümüne Yeni AKİT Gazetesi Genel Yayın Müdürü Hasan KARAKAYA, Emniyet İstihbarat Eski Daire Başkanı Bülent ORAKOĞLU, emekli Diplomat Vahit ÖZDEMİR, Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat KELKİTLİOĞLU konuk olarak katılmışlardır.
Fettullah GÜLEN vekili Av. Nurullah ALBAYRAK 19.10.2015 tarih ve 32386 sayılı yazı ile Üst Kurula başvurarak A HABER adlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 02.10.2015 tarihinde saat 22:00'de yayınlanan "DEŞİFRE" adlı programda, şikayet dilekçesinde yer aldığı şekliyle "Program içeriğinde konuşmacı, müvekkilim ve sevenleri hakkında bu konuda verilmiş bir mahkeme kararı olmadığı halde 'Fetullahçı Terör Örgütü' ifadesini kullanarak çeşitli suçlamalarda bulunmuş, onları hedef göstermiştir. Muhatap kanal ve konuşmacılar halkı gerçek bilgilerden haberdar etme amacı gütmemekte müvekkilim hakkında iftira niteliğinde iddialar ortaya atarak müvekkilimin kamuoyunda itibarını zedelemeyi ve kin ve nefretin odağı haline getirmeyi hedeflemektedir. Kanalın, yayınladığı çoğu programda ve konuşmacıların katıldıkları programlarda sözü bir şekilde müvekkilim ve sevenlerine getirmeleri de bu iddiamızı destekler mahiyettedir. Medyanın toplum üzerindeki etkileyici gücü göz önünde bulundurulduğunda söz konusu algı çalışmalarının, müvekkilimin kişilik haklarına yönelik zararının boyutu daha iyi anlaşılacaktır. Kaldı ki yargılama devam etmektedir. Konuşmacıların ifadeleri, yargıya intikal eden bir olayda olayın tek taraflı aktarılmasına, kişilerin kamuoyu nezdinde mahkum edilmesine neden olmaktadır. Bu durum 6112 sayılı Kanun'un 8/i'de belirtilen "Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimse suçlu ilan edilemez veya suçluymuş gibi gösterilemez, yargıya intikal eden konularda yargılama süresince, haber niteliği dışında yargılama sürecini ve tarafsızlığını etkiler nitelikte olamaz.' hükmüne aykırılık teşkil etmektedir." denilmiş ve söz konusu yayının, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Yayın Hizmeti İlkeleri" başlıklı 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c), (ç), (e), (ı), (i) ve (k) bentlerine aykırı olduğu ve bu nedenle mezkur medya hizmet sağlayıcı kuruluş hakkında idari para cezası ile birlikte, idari tedbir kararı verilmesi istenmiştir.
Söz konusu yayın ve dilekçede yer alan deşifre metinleri incelenmiş olup, şikayet edilen hususlara ilişkin tarafımızca yapılan deşifre metnine ve yapılan tespitlere aşağıda yer verilmiştir.
Programın sunucusu Mehmet Ali ÖNEL'in "Şimdi bir tarafta baktığınızda eli kanlı, eli silahlı bir terör örgütü var. Ama onun arkasına baktığınızda güya legal işler yapan işte bir takım iş çevreleri, medya çevreleri hatta dini cemaat olduğunu savunan bir takım çevreler var ki akıl, havzala alır gibi değil. Bütün bu cephe nasıl oluştu Türkiye'ye karşı? Nasıl yorumluyorsunuz?" şeklindeki sorusuna konuk Bülent ORAKOĞLU'nun Klip-1'den de görüleceği üzere "Hep şu gündeme getirildi. Yani mesela Güneydoğu bölgesinde ve bu bilhassa bu Fetullahçı Terör Örgütü'ne mensup legal mi, illegal mi olduğu anlaşılmayan bu medya organları tarafından yazıldı. Birşey oluyor hemen deniliyor ki efendim istihbarat zaafiyeti var. Yani çünkü oradaki yeni atanan istihbarat daire başkanı elinden geldiği kadar diyelim. Yani tam temizlendiğini söyleyemeyiz. Bunlar 40 yıldan beri bu devlet kurumlarına sızıyorlar. Tabi yalnız emniyete de sızmıyorlar. Bakın bu Fetullahçı Terör Örgütü'nün şu anda çok önemli bir şekilde devlet kurumları içerisinde faaliyetlerini sürdürdüğü de biliniyor. Yani bunu hepimiz biliyoruz. Yani Türkiye'nin çok önemli kurumları, yani şimdi isim vermeyeyim, bunlar da kendilerine birşey olmadan yani herhangi bir darbe yara almadan faaliyetlerini sürdürüyorlar... Şimdi bu örgüt bir terör örgütü nasıl dava açıyor. Şimdi peki PKK dava açtığı zaman mahkemeler bunu, şimdi bugün açık bir şekilde bu örgütü deşifre eden Fetullahçı Terör Örgütü'nün PKK ile CIA ile Alman İstihbarat servisleri ile ve bilhassa İngiliz gizli servisi ile ilişkilerini deşifre eden herkes mahkemeye veriliyor." şeklindeki ifadeleriyle cevap verdiği görülmektedir.
Yine sunucunun "Şimdi şunu da hatırlayalım mı? Yani tabi bunlar iddia, tabi siz daha fazlasını biliyorsunuz. Bu paralel yapının istihbarat uzmanları, işte onlara çalışan istihbaratçılar diyelim, KCK içindeki devlet elemanlarını PKK'ya ihbar ettiler. Listesini verdiler bununla ilgili. Çıktı mı haberleri biliyorsunuz? şeklindeki sorusuna konuk Bülent ORAKOĞLU'nun klip-2'den de görüleceği üzere "Bakın şimdi bugün Fetullahçı Terör Örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti Kurumlarının hepsi mücadele etmek zorunda. (Sunucu: Ediliyor mu peki?) Edilmiyor işte. Bilhassa bak üniversiteler. Ben şimdi mesela bu 7 haziran seçimleri öncesinde 5, 6 yere konferansa gittim. Ya her gittiğim yerde bilhassa Erzurum'da, bilhassa Afyon'da her gittiğimiz yerde yani oradaki üniversiteler konusunda çok ciddi şeyler aldım. Hala bana şeyleri geliyor. Belge, bilgi herşey geliyor. Biz de onları ilgili yerlere veriyoruz. Yani şu anda üniversitelerde çok ciddi bir şekilde hakimiyetleri söz konusu." şeklindeki ifadeleriyle cevap vermektedir.
Yayın yoluyla düşünceyi açıklama özgürlüğünün kapsadığı bir hak da olayların eleştirisidir. Bu hakkın hukuka aykırı nitelik taşımadan kullanılabilmesi için eleştiri ile bu konunun kamuoyuna açıklanış biçimi arasında düşünsel bir bağlılığın olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yayında kullanılacak ifadeler ölçülü bir dille ekrana getirilmelidir. Görevlerinden biri de halkı bilgilendirmek olan medyanın, haberleri verirken eleştiri ve yoruma yer vermesi son derece doğaldır. Üstelik hakkında eleştiri yapılan kişiler siyasetçi, gazeteci, akademisyen, sanatçı gibi yaptıkları görevler nedeniyle büyük oranda kamuya mal olmuş kişiler ise bu eleştiri sınırının daha geniş tutulması da doğaldır.
Doğal haklardan kabul edilen ifade hürriyeti, çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilmez ve devredilmez bir niteliğe sahiptir. Öğretide değişik tanımlara rastlanmakla birlikte, genel bir kabulle ifade/düşünce hürriyeti, insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikir ve kanaatlerinden dolayı kınanmama, bunları meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve özgürlüğüdür. Demokrasinin "olmazsa olmaz şartı" olan ifade hürriyeti, birçok hak ve özgürlüğün temeli, kişisel ve toplumsal gelişmenin de kaynağıdır.
Toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade hürriyeti, sadece kabul gören, zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir. (Prof. Dr. D. Tezcan, Yard. Doç. M. R. Erdem, Yrd. Doç. O. Sancaktar, Türkiye'nin İnsan Hakları Sorunu, 2. Baskı, sf. 462)
"Paralel Yapı" tartışmaları, son dönemde Türkiye gündeminin başlıca konularından birisi olmuştur. Bu tartışmaların, söz konusu yapının yurt içi ve yurt dışındaki gizli veya açık faaliyetlerinin kamuoyu tarafından tüm yönleriyle bilinmesi açısından son derece yararlı olduğu ve bu bilgilerin kamunun yararına olduğu açıktır. Şikayete konu hususlarda program konuğu tarafından kullanılan ifadeler irdelendiğinde, nesnel bir değerlendirmeyle eleştiri niteliğini taşıdığı ve güncel bir tartışma konusu olması nedeniyle de üzerinde kamu yararı olduğu, kamuoyunun gündemini oluşturan konuyla ilgili tartışmalara katkısının olduğu, dolayısıyla ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiği değerlendirilmektedir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/7864 Esas ve 2015/1693 Karar sayılı kararında Fetullah GÜLEN hakkında, "Katılan her ne kadar siyasetçi değilse de, kendisinin ve lideri olduğu cemaatin gerçekleştirdiği söylem ve faaliyetler ile bunların topluma etkileri itibariyle ülkemizin son dönemdeki siyasi gündeminde ön sıralarda yer almış ve kamuya mal olmuş bir kişidir. AİHM kararlarına göre, kamuya mal olmuş kişilere yönelik açıklamalar ve eleştirilerde ifade özgürlüğü hakkını kullanan kişi daha geniş bir korumadan yararlanmaktadır." denilmektedir. Bu nedenle, program konuğu Bülent ORAKOĞLU'nun Fettullah GÜLEN ve onun lideri olduğu iddia edilen yapılanma hakkındaki sözlerinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Sonuç olarak, mezkur yayında, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a herhangi bir aykırılık tespit edilmemiştir.”
Şeklinde değerlendirmelere yer verilmiş olduğu
Söz konusu yayın ile 6112 sayılı Kanuna aykırı bir husus bulunmadığı kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının yukarıda alıntılanan uzman raporunda da ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere; söz konusu programın genelinde yapılan yayının ve yorumların, medyanın haber verme işlevi ve kamuoyunun haber alma hakkı bağlamında haber değeri ve niteliği taşıdığı, ifade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkan basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olduğu; program konuğu tarafından kullanılan ifadeler irdelendiğinde de, nesnel bir değerlendirmeyle eleştiri niteliğini taşıdığı ve güncel bir tartışma konusu olması nedeniyle de üzerinde kamu yararı olduğu, kamuoyunun gündemini oluşturan konuyla ilgili tartışmalara katkısının olduğu, dolayısıyla ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu nedenle mezkur yayınının, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus oluşturmadığı kanaatine varılmıştır.


