İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 06.01.2016 tarihli ve 14 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“A Haber logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta hafta sonu muhtelif saatlerde sunuculuğunu Hikmet ÖZTÜRK'ün yaptığı "Ajans Hafta sonu" adlı haber bülteni yayınlanmaktadır. Türkiye ve dünya gündeminde meydana gelen olayların izleyicilere aktarıldığı programın 06.09.2015 tarihli bölümüne Star Gazetesi yazarı Cem KÜÇÜK canlı yayın konuğu olarak katılmıştır.
Fettullah GÜLEN vekili Av. Nurullah ALBAYRAK 23.11.2015 tarih ve 35363 sayılı yazı ile Üst Kurula başvurarak A HABER adlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 06.09.2015 tarihinde saat 15:41'de yayınlanan "Ajans Haftasonu" adlı programda, şikayet dilekçesinde yer aldığı şekliyle "Program içeriğinde konuşmacı, müvekkilim ve sevenleri hakkında bu konuda verilmiş bir mahkeme kararı olmadığı halde 'Fetullahçı Terör Örgütü' ifadesini kullanarak çeşitli suçlamalarda bulunmuş, onları hedef göstermiştir. Muhatap kanal ve konuşmacılar halkı gerçek bilgilerden haberdar etme amacı gütmemekte müvekkilim hakkında iftira niteliğinde iddialar ortaya atarak müvekkilimin kamuoyunda itibarını zedelemeyi ve kin ve nefretin odağı haline getirmeyi hedeflemektedir. Kanalın, yayınladığı çoğu programda ve konuşmacıların katıldıkları programlarda sözü bir şekilde müvekkilim ve sevenlerine getirmeleri de bu iddiamızı destekler mahiyettedir. Medyanın toplum üzerindeki etkileyici gücü göz önünde bulundurulduğunda söz konusu algı çalışmalarının, müvekkilimin kişilik haklarına yönelik zararının boyutu daha iyi anlaşılacaktır. Kaldı ki yargılama devam etmektedir. Konuşmacıların ifadeleri, yargıya intikal eden bir olayda olayın tek taraflı aktarılmasına, kişilerin kamuoyu nezdinde mahkum edilmesine neden olmaktadır. Bu durum 6112 sayılı Kanun'un 8/i'de belirtilen "Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimse suçlu ilan edilemez veya suçluymuş gibi gösterilemez, yargıya intikal eden konularda yargılama süresince, haber niteliği dışında yargılama sürecini ve tarafsızlığını etkiler nitelikte olamaz.' hükmüne aykırılık teşkil etmektedir." denilmiş ve söz konusu yayının, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Yayın Hizmeti İlkeleri" başlıklı 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c), (ç), (e), (ı), (i) ve (k) bentlerine aykırı olduğu ve bu nedenle mezkur medya hizmet sağlayıcı kuruluş hakkında idari para cezası ile birlikte, idari tedbir kararı verilmesi istenmiştir.
Söz konusu yayın ve dilekçede yer alan deşifre metinleri incelenmiş olup, şikayet edilen hususlara ilişkin tarafımızca yapılan deşifre metnine ve tespitlere aşağıda yer verilmiştir. Programda muhabir Ali ALTUNDAŞ ve canlı yayın konuğu Cem KÜÇÜK arasında soru cevap şeklinde geçen diyaloglar şunlardır:
Muhabir: Fetullahçı Terör Örgütü'nün para kaynağı olduğu iddia edilen İpek-Koza Grubu'na yönelik düzenlenen operasyonla birlikte detaylar da bir bir ortaya çıkmaya başladı. Operasyonla ilgili önemli detayları şu anda Kayseri'den canlı yayın konuğumuz Star Gazetesi yazarı Cem KÜÇÜK'le konuşacağız.
Muhabir: Fetullahçı Terör Örgütü'ne bağlı Balkan-Amerikan Dernekleri Federasyonu'na Akın-İpek'in sahip olduğu İpek-Koza grubundan para transferi gerçekleştirildiği ortaya çıktı ve bu transferde özellikle 18 yaş altı çocukların kullanıldığı belirlendi. Bununla ilgili görüşleriniz nelerdir?
Cem KÜÇÜK: Şimdi geçen hafta Fetullahçı Terör Örgütü'nün finansmanını sağlayan ve finansörü olarak savcının iddia ettiği kişi Akın İpek'ti. Ve onunla ilgili olarak bütün şirketler, bütün intisaklı ne kadar kurum, kişi varsa bunlara yönelik böyle bir operasyon yapıldı. Şimdi bu sizin söylediğiniz en son 18 yaş altı çocukların olduğu böyle bir derneğe bağış yapılması normal. Çünkü anlıyoruz ki toplanan himmet paraları ve gelen bir takım paraların hepsi Akın İpek'in şirketlerinde birleşiyor. Bu oraya bir şekilde oraya havale edilmiş. Daha sonra bu paralar da bu Fetullahçı Terör Örgütü yapılanmasında kime nasıl verilmesi isteniyorsa o şekilde dağıtılmış. Yani bu paraları Akın İPEK kendisi istediği için oralara değil gelen emir gereği oralara vermiştir. Oradan da muhtemelen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığına, birliğine yönelik bir takım operasyonları yapmak için bazı hareketlere girişilmiştir. Önümüzdeki günlerde belki bu yapıdan kimlere nasıl para transferleri yapıldı, örneğin Türkiye aleyhine yazılan yazılar, Türkiye aleyhine çıkan haberler, Türkiye aleyhine yapılan kara propagandalarının önemli bir kısmında eğer Fetullahçı Terör Örgütü varsa bunun da finansörünün, ayağının Akın İPEK üzerinden yapıldığını da biz önümüzdeki günlerde hep beraber biraz daha net bir şekilde göreceğiz.
Muhabir: Kayseri'ye gelecek olursak. Bildiğiniz üzere Koza grubuna ait burada "Himmet Dede Altın Madeni" var. Bu maden yargı kararıyla geçici faaliyet belgesi almıştı. Ve faaliyeti başladı. Ancak yöre halkının şöyle bir iddiası vardı. Çevre katlediliyor. Siyanürle alakalı sıkıntılar vardı. Bu da beş ay önce oradaki siyanür havuzunun taşmasıyla birlikte ete kemiğe büründü . Şu an itibariyle orada herhangi bir yaptırım söz konusu değil. Bununla ilgili de görüşlerinizi alalım.
Cem KÜÇÜK: Şimdi bakın önce olayın milli güvenlik açısından bir bakalım. Akın İPEK ve bağlı olduğu Fetullahçı Terör Örgütü yapılanması devletin kırmızı kitabına girmiş, milli güvenlik siyaset belgesinde yer almış bir yapı, bir çete, bir terör örgütü. Şimdi bu yapılanmanın zaten şirketlerinin ya da başka unsurlarının olması dahi kabul edilemez. Devletin bu şirketlerine operasyon yaptı MASAK üzerinden çoktan el koyması gerekir. Ya bunu önce bu şekilde bir analiz etmek lazım. Diğer meseleye gelince yani o altın Kayseri'deki altın madeni açısından 17/25 Aralık'tan sonra eğer Akın İPEK hala üstelik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kasten hedef almış bir yapının bir üyesi olarak maden şirketi Çevre Bakanlığından belge alabiliyorsa bu da bir skandal. (Klip-1-Cem KÜÇÜK'ün Açıklamaları)
Yayın yoluyla düşünceyi açıklama özgürlüğünün kapsadığı bir hak da olayların eleştirisidir. Bu hakkın hukuka aykırı nitelik taşımadan kullanılabilmesi için eleştiri ile bu konunun kamuoyuna açıklanış biçimi arasında düşünsel bir bağlılığın olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yayında kullanılacak ifadeler ölçülü bir dille ekrana getirilmelidir. Görevlerinden biri de halkı bilgilendirmek olan medyanın, haberleri verirken eleştiri ve yoruma yer vermesi son derece doğaldır. Üstelik hakkında eleştiri yapılan kişiler siyasetçi, gazeteci, akademisyen, sanatçı gibi yaptıkları görevler nedeniyle büyük oranda kamuya mal olmuş kişiler ise bu eleştiri sınırının daha geniş tutulması da doğaldır.
Doğal haklardan kabul edilen ifade hürriyeti, çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilmez ve devredilmez bir niteliğe sahiptir. Öğretide değişik tanımlara rastlanmakla birlikte, genel bir kabulle ifade/düşünce hürriyeti, insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikir ve kanaatlerinden dolayı kınanmama, bunları meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve özgürlüğüdür. Demokrasinin "olmazsa olmaz şartı" olan ifade hürriyeti, birçok hak ve özgürlüğün temeli, kişisel ve toplumsal gelişmenin de kaynağıdır.
Toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade hürriyeti, sadece kabul gören, zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir. (Prof. Dr. D. Tezcan, Yard. Doç. M. R. Erdem, Yrd. Doç. O. Sancaktar, Türkiye'nin İnsan Hakları Sorunu, 2. Baskı, sf. 462)
"Paralel Yapı" tartışmaları, son dönemde Türkiye gündeminin başlıca konularından birisi olmuştur. Bu tartışmaların, söz konusu yapının yurt içi ve yurt dışındaki gizli veya açık faaliyetlerinin kamuoyu tarafından tüm yönleriyle bilinmesi açısından son derece yararlı olduğu ve bu bilgilerin kamunun yararına olduğu açıktır. Şikayete konu hususlarda program konuğu tarafından kullanılan ifadeler irdelendiğinde, nesnel bir değerlendirmeyle eleştiri niteliğini taşıdığı ve güncel bir tartışma konusu olması nedeniyle de üzerinde kamu yararı olduğu, kamuoyunun gündemini oluşturan konuyla ilgili tartışmalara katkısının olduğu, dolayısıyla ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiği değerlendirilmektedir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/7864 Esas ve 2015/1693 Karar sayılı kararında Fetullah GÜLEN hakkında, "Katılan her ne kadar siyasetçi değilse de, kendisinin ve lideri olduğu cemaatin gerçekleştirdiği söylem ve faaliyetler ile bunların topluma etkileri itibariyle ülkemizin son dönemdeki siyasi gündeminde ön sıralarda yer almış ve kamuya mal olmuş bir kişidir. AİHM kararlarına göre, kamuya mal olmuş kişilere yönelik açıklamalar ve eleştirilerde ifade özgürlüğü hakkını kullanan kişi daha geniş bir korumadan yararlanmaktadır." denilmektedir. Bu nedenle, program konuğu Cem KÜÇÜK'ün Fetullah GÜLEN ve onun lideri olduğu iddia edilen yapılanma hakkındaki sözlerinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Sonuç olarak, mezkur yayında, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a herhangi bir aykırılık tespit edilmemiştir.”
Şeklinde değerlendirmelere yer verilmiş olduğu
Söz konusu yayın ile 6112 sayılı Kanuna aykırı bir husus bulunmadığı kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının yukarıda alıntılanan uzman raporunda da ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere; söz konusu programın genelinde yapılan yayının ve yorumların, medyanın haber verme işlevi ve kamuoyunun haber alma hakkı bağlamında haber değeri ve niteliği taşıdığı, ifade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkan basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olduğu; program konuğu tarafından kullanılan ifadeler irdelendiğinde de, nesnel bir değerlendirmeyle eleştiri niteliğini taşıdığı ve güncel bir tartışma konusu olması nedeniyle de üzerinde kamu yararı olduğu, kamuoyunun gündemini oluşturan konuyla ilgili tartışmalara katkısının olduğu, dolayısıyla ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu nedenle mezkur yayınının, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus oluşturmadığı kanaatine varılmıştır.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 04.02.2016 gün ve 07 sayılı toplantıda aldığı 44 no.lu karara karşı oy yazısı.
Süleyman DEMİRKAN Şerhidir.


