İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 05.01.2016 tarihli ve 02 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“A Haber logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta her salı saat 22:00'de sunuculuğunu Salih NAYMAN'ın yaptığı "Memleket Meselesi" adlı yorum programı yayınlanmaktadır. Türkiye ve dünya gündeminde meydana gelen olayların değerlendirildiği programın 01.09.2015 tarihli bölümüne Milliyet Gazetesi yazarı Nagehan Alçı, Star Gazetesi yazarı Cem KÜÇÜK, AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet METİNER, SETA Ekonomi Araştırmacısı Prof. Dr. Erdal Tanas KARAGÖL konuk olarak katılmışlardır.
Fettullah GÜLEN vekili Av. Nurullah ALBAYRAK 21.10.2015 tarih ve 32397 sayılı yazı ile Üst Kurula başvurarak A HABER adlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 01.09.2015 tarihinde saat 22:00'de yayınlanan "Memleket Meselesi" adlı programda, şikayet dilekçesinde yer aldığı şekliyle "Program içeriğinde konuşmacı, müvekkilim ve sevenleri hakkında bu konuda verilmiş bir mahkeme kararı olmadığı halde 'Fetullahçı Terör Örgütü' ifadesini kullanarak çeşitli suçlamalarda bulunmuş, onları hedef göstermiştir. Muhatap kanal ve konuşmacılar halkı gerçek bilgilerden haberdar etme amacı gütmemekte müvekkilim hakkında iftira niteliğinde iddialar ortaya atarak müvekkilimin kamuoyunda itibarını zedelemeyi ve kin ve nefretin odağı haline getirmeyi hedeflemektedir. Kanalın, yayınladığı çoğu programda ve konuşmacıların katıldıkları programlarda sözü bir şekilde müvekkilim ve sevenlerine getirmeleri de bu iddiamızı destekler mahiyettedir. Medyanın toplum üzerindeki etkileyici gücü göz önünde bulundurulduğunda söz konusu algı çalışmalarının, müvekkilimin kişilik haklarına yönelik zararının boyutu daha iyi anlaşılacaktır. Kaldı ki yargılama devam etmektedir. Konuşmacıların ifadeleri, yargıya intikal eden bir olayda olayın tek taraflı aktarılmasına, kişilerin kamuoyu nezdinde mahkum edilmesine neden olmaktadır. Bu durum 6112 sayılı Kanun'un 8/i'de belirtilen "Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimse suçlu ilan edilemez veya suçluymuş gibi gösterilemez, yargıya intikal eden konularda yargılama süresince, haber niteliği dışında yargılama sürecini ve tarafsızlığını etkiler nitelikte olamaz.' hükmüne aykırılık teşkil etmektedir." denilmiş ve söz konusu yayının, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Yayın Hizmeti İlkeleri" başlıklı 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c), (ç), (e), (ı), (i) ve (k) bentlerine aykırı olduğu ve bu nedenle mezkur medya hizmet sağlayıcı kuruluş hakkında idari para cezası ile birlikte, idari tedbir kararı verilmesi istenmiştir.
Söz konusu yayın ve dilekçede yer alan deşifre metinleri incelenmiş olup, şikayet edilen hususlara ilişkin tarafımızca yapılan deşifre metnine ve tespitlere aşağıda yer verilmiştir. Program sunucusu ve konuklar arasında soru cevap şeklinde geçen diyaloglar şunlardır:
Salih NAYMAN: Paralel yapılanma, bugünkü operasyon nerede? kısa kısa yorum almak isterim... (Koza-İpek grubuna polis tarafından yapılan baskınla ilgili olarak)
Mehmet METİNER: "Hukuki bir süreç işlerken bu süreci medyaya yapılmış bir operasyon gibi göstermek ancak Dumanlı gibi ahlaksızların işi olabilir. Bu Ekrem DUMANLI'ya artık birisi sus demeli. Bir medya teröre destek çıkıyorsa elbette ki hukuken soruşturulur. Umarım ve dilerim Doğan medyası da dahil PKK terörüne, Fetullahçı Terör Örgütü'ne alenen arka çıkan bu medyayı da sorgular. Bir medya mensubu olarak bunu yürekten diliyorum. Bir milletvekili olarak, bu ülkenin bir vatandaşı olarak. Bunda hiçbir şey kimse şey yapmamalı. Bir diğer husus Ekrem DUMANLI denilen zibidi nerede durduğuna karar versin. Bir terör örgütünün üyesidir. Ekranların karşısında Cumhurbaşkanımızı küstahça tehdit etmekten vazgeçsin. Cumhurbaşkanımıza uzattığı o kirli dilini de, kirli üslubunu da ne yapacağımızı herkes bilir." (Klip-1-Mehmet METİNER'in açıklamaları)
Salih NAYMAN: Operasyonun medya grupları ile ilgili olmadığını da bir yandan zaten savcılık da belirtti bir yandan da zaten yok.
Mehmet METİNER: Yani medya grupları ile de ilişkili olabilir. Kimsenin medyayı kutsamasına gerek yok. İnşallah da oraya uzanır yani. O ayrı birşey. Ama şu an itibariyle böyle bir operasyon söz konusu. Ama bakınız 17-25 Aralık operasyonları olduğunda ne diyorlardı bu beyler? Bu zavallı Dumanlı gibiler ne diyorlardı ? Aslında hiç de mümtaz olmayan, ama isminde "er" ve "mümtaz" kelimesi bulunan o haysiyet cellatları ne diyorlardı? Niye yargıdan kaçıyorsunuz? Niye adaletin keskin kılıcına boynunuzu uzatmıyorsunuz diyorlar...(22:07:48) Ekrem DUMANLI televizyon ekranlarına çıkıp Cumhurbaşkanımıza parmak sallamaktan vazgeçsin. Vallahi de billahi de bunun sonuçları çok farklı olur. Terbiyesizliğe, küstahlığa, şirretliğe gerek yok. Hem suçlu hem güçlü pozisyonuna girmesin. Yalan makinesine dönüştü. Haysiyet cellatlığı yaptığı gibi. Tayyip ERDOĞAN gidecek. Tayyip ERDOĞAN gitmeyecek. Aziz millet Tayyip ERDOĞAN'ı götürmez. Ama DUMANLI gibilerinin götürüleceği yer bellidir. Zekeriya ÖZ'ün akıbeti ne ise Ekrem DUMANLI'nın akıbeti de o olacak. (Klip-2-Mehmet METİNER'in açıklamaları)
Salih NAYMAN: Şimdi bir 7 milyar dolar var. O 7 milyar dolar üzerinden açıklamalarda da bulundu Akın İPEK kendi yayın organı olan televizyon kanalında Kanaltürk'te. Aynı zamanda Bugün Gazetesi de onun. Ve orada benim bir trafik cezam bile yok. Benim parayla ilgili herhangi bir tasarrufum yok. Orada şirketin normalde finansal olarak yapabileceği işlerden biri yapılmıştır gibi bir savunması var. Nedir o 7 milyar doların sırrı?
Cem KÜÇÜK: ...Bugün bir kere daha gördük ki yani Fetullahçı Terör Örgütü'nün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ifadesiyle Fetullahçı Terör Örgütü'nün finans ayağının en önemli finansörünün Akın İPEK olduğu bir kere ortaya çıktı. Yani bu benim şahsi iddiam değil. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Harun KODALAK'ın iddiası. Ve bunun için de çok ciddi deliller var.(Klip-3-Cem KÜÇÜK'ün açıklamaları)
Cem KÜÇÜK: Madem suçsuzdun niye kaçtın ifade verseydin. Masak seni uzun zamandır inceliyor. Aslında bu bir yıl önceki iş. Bunu daha önce Takvim Gazetesi, Akşam Gazetesi daha önce yazdılar. Geçen sene bu zamanlar yazılıyordu. Geç kalınmış bile bir işaret. Keşke bu 7 milyar küsür para dışarı çıkılmasa. Gerçi bunları sonra bir daha dolaylı yollardan sisteme sokuyorlar. Ama bakın ne yapıyorlar. Bu ülkede aklı başında bildiğimiz zaman yeminli hükümet düşmanlığından ya da yeminli Tayyip ERDOĞAN düşmanlığından dolayı bu işi medya operasyonu gibi sunuyorlar.(Klip-4-Cem KÜÇÜK'ün açıklamaları)
Mehmet METİNER: Cem parayla terör örgütüne destek olmakla, para marifetiyle, medya marifetiyle terör örgütüne destek olmak arasında nasıl bir fark olabilir ya?
Cem KÜÇÜK: Bu operasyon medyaya operasyon değil. Ama benim kanaatim bir yıldır, bir buçuk yıldır yazıyorum terör örgütlerinin medyası da olmaz. Keşke medyalarına da el konulsaydı. Ama bu o değil. Bak bu iş o iş değil. (Klip-5-Cem KÜÇÜK'ün açıklamaları)
Yayın yoluyla düşünceyi açıklama özgürlüğünün kapsadığı bir hak da olayların eleştirisidir. Bu hakkın hukuka aykırı nitelik taşımadan kullanılabilmesi için eleştiri ile bu konunun kamuoyuna açıklanış biçimi arasında düşünsel bir bağlılığın olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yayında kullanılacak ifadeler ölçülü bir dille ekrana getirilmelidir. Görevlerinden biri de halkı bilgilendirmek olan medyanın, haberleri verirken eleştiri ve yoruma yer vermesi son derece doğaldır. Üstelik hakkında eleştiri yapılan kişiler siyasetçi, gazeteci, akademisyen, sanatçı gibi yaptıkları görevler nedeniyle büyük oranda kamuya mal olmuş kişiler ise bu eleştiri sınırının daha geniş tutulması da doğaldır.
Doğal haklardan kabul edilen ifade hürriyeti, çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilmez ve devredilmez bir niteliğe sahiptir. Öğretide değişik tanımlara rastlanmakla birlikte, genel bir kabulle ifade/düşünce hürriyeti, insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikir ve kanaatlerinden dolayı kınanmama, bunları meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve özgürlüğüdür. Demokrasinin "olmazsa olmaz şartı" olan ifade hürriyeti, birçok hak ve özgürlüğün temeli, kişisel ve toplumsal gelişmenin de kaynağıdır.
Toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade hürriyeti, sadece kabul gören, zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir. (Prof. Dr. D. Tezcan, Yard. Doç. M. R. Erdem, Yrd. Doç. O. Sancaktar, Türkiye'nin İnsan Hakları Sorunu, 2. Baskı, sf. 462)
"Paralel Yapı" tartışmaları, son dönemde Türkiye gündeminin başlıca konularından birisi olmuştur. Bu tartışmaların, söz konusu yapının yurt içi ve yurt dışındaki gizli veya açık faaliyetlerinin kamuoyu tarafından tüm yönleriyle bilinmesi açısından son derece yararlı olduğu ve bu bilgilerin kamunun yararına olduğu açıktır. Şikayete konu hususlarda program konuğu tarafından kullanılan ifadeler irdelendiğinde, nesnel bir değerlendirmeyle eleştiri niteliğini taşıdığı ve güncel bir tartışma konusu olması nedeniyle de üzerinde kamu yararı olduğu, kamuoyunun gündemini oluşturan konuyla ilgili tartışmalara katkısının olduğu, dolayısıyla ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiği değerlendirilmektedir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/7864 Esas ve 2015/1693 Karar sayılı kararında Fetullah GÜLEN hakkında, "Katılan her ne kadar siyasetçi değilse de, kendisinin ve lideri olduğu cemaatin gerçekleştirdiği söylem ve faaliyetler ile bunların topluma etkileri itibariyle ülkemizin son dönemdeki siyasi gündeminde ön sıralarda yer almış ve kamuya mal olmuş bir kişidir. AİHM kararlarına göre, kamuya mal olmuş kişilere yönelik açıklamalar ve eleştirilerde ifade özgürlüğü hakkını kullanan kişi daha geniş bir korumadan yararlanmaktadır." denilmektedir. Bu nedenle, program konukları Cem KÜÇÜK ve Mehmet METİNER'in Fetullah GÜLEN ve onun lideri olduğu iddia edilen yapılanma hakkındaki sözlerinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Ayrıca Ekrem DUMANLI'nın medya sektöründe, Akın İPEK'in ise hem medya hem de sahip olduğu holding nedeniyle çeşitli sektörlerde yıllardır bulunmaları ve tanınmaları nedeniyle artık kamuoyuna malolmuş kişilikler oldukları düşünülmektedir. Dolayısıyla bu şahısların sahip oldukları ya da başında bulundukları medya kuruluşlarının geçmiş ve günümüzdeki yayın politikaları ile ilgili konunun; bir kaç haftadır üzerinde konuşulan, haber değeri bulunan ve kamuoyunun ilgisini çekebilecek nitelikte bir husus olduğu; haber değeri taşıyan konuların bir yorum programı içerisinde irdelenmesinin de doğal karşılanabilir bir durum olduğu düşünülmektedir.
Sonuç olarak, mezkur yayında, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a herhangi bir aykırılık tespit edilmemiştir.”
Şeklinde değerlendirmelere yer verilmiş olduğu
Söz konusu yayın ile 6112 sayılı Kanuna aykırı bir husus bulunmadığı kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının yukarıda alıntılanan uzman raporunda da ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere; söz konusu programın genelinde yapılan yayının ve yorumların, medyanın haber verme işlevi ve kamuoyunun haber alma hakkı bağlamında haber değeri ve niteliği taşıdığı, ifade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkan basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olduğu; aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden ibareler içermekle beraber somut nitelikte bir kişi ya da kuruma yönelik yoğun bir şekilde küçük düşürücü, aşağılayıcı ve hakaret edici nitelikte ifadelerin bulunmadığı görülmüştür. Bu nedenle mezkur yayınının, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus oluşturmadığı kanaatine varılmıştır.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 04.02.2016 gün ve 07 sayılı toplantıda aldığı 42 no.lu karara karşı oy yazısı.
Süleyman DEMİRKAN Şerhidir.


