İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 06.01.2016 tarihli ve 27 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda
“İLGİ : Aydın DOĞAN vekili AV. Aslıhan DURMAZ'ın 13.11.2015 kayıt tarihi ve 33896
sayılı şikayet dilekçesi.
Ülke TV logolu ve Beyaz İletişim A. Ş. unvanlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 25.10.2015 tarihinde saat 19.42'de sunuculuğunu Turgay GÜLER'in yaptığı, Ahmet KEKEÇ, Savcı SAYAN, Yusuf Ziya CÖMERT ile Hasan ÖZTÜRK'ün katıldığı, "En Sıradışı" isimli programdan bazı görüntülerin ekrana getirildiği "Köşeli Parantez" adlı program ve saat 19.48'de ise sunuculuğunu Hasan ÖZTÜRK'ün yaptığı ve Kadir TOPBAŞ'ın katıldığı "Aslında Ne Oldu?" isimli programdan bazı bölümlerin ekrana getirildiği "Köşeli Parantez" adlı program yayınlanmıştır. (Klip 1 - Köşeli Parantez Tamamı - 25.10.2015)
Aydın DOĞAN vekili Av. Aslıhan Dumlu DURMAZ ilgi yazı ile Üst Kurula başvurarak Ülke TV adlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 25.10.2015 tarihinde yayınlanan söz konusu programda yer verilen beyanatlar ile Aydın DOĞAN ve Doğan Medya Grubu hakkında sistematik şekilde hukuka aykırı, kişilik haklarını ve RTÜK yayın ilkelerini ihlal eden yayın yapıldığını ve yayıncı kuruluş aleyhine yaptırım uygulanması talebini sunmuş, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (c), (ç), (j), (ı) ve (i) bentlerini ihlal ettiğinden bahisle gereğinin yapılmasını ifade etmiştir.
Sunuculuğunu Turgay GÜLER'in yaptığı "En Sıradışı" isimli programdan bazı görüntülerin ekrana getirildiği "Köşeli Parantez" adlı program içeriğinin 12.11.2015 kayıt tarihi ve 33790 sayı ile gelen Aydın DOĞAN ve Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. vekili Av. Aslıhan Dumlu DURMAZ'ın 10.11.2015 tarihli dilekçesinin de konusunu oluşturduğu, özetle aynı yayın olduğu görülmüş ve 6112 sayılı Kanun bağlamında ihlal oluşturmadığı kanaati ile değerlendirme raporu yazılmıştır. Bu bağlamda ilgi şikayet dilekçesinde belirtilen bazı ifadelerin yer aldığı "Köşeli Parantez" adlı programın gerekçeleri belirtilmek suretiyle daha önce raporlaştırılması nedeniyle mükerrer değerlendirme yapılmaması için daha önceki şikayete ve rapora konu olan ifadeler yeniden değerlendirilmemiştir.
İlgi dilekçe bağlamında Kadir TOPBAŞ'ın katıldığı "Aslında Ne Oldu?" isimli programdan bazı bölümlerin ekrana getirildiği "Köşeli Parantez" adlı program içeriği raporda değerlendirilmiştir. Söz konusu yayın incelenmiş olup, şikayet edilen hususlara ilişkin deşifre metnine ve yapılan tespitlere aşağıda yer verilmiştir. (Klip 2 - Kadir Topbaş - Köşeli Parantez - 25.10.2015)
Kadir TOPBAŞ:Mesele ağaç meselesi değil, demek ki.
Hasan ÖZTÜRK:Mesele nedir?
Kadir TOPBAŞ: Mesele, tabi ki orda büyük bir rant, öyle diyeceksiniz. Eğer orda, sayın Aydın DOĞAN orasında, orada bir otel işletmeciliği mi yapacak, başka bir talebi mi var?Olaya öyle bakmak lazım. 2009 seçimlerinden önce, sayın SARIGÜL'le birlikte bana geldiler, bir görüşme için. Burası, burasıyla ilgili imar işte ne olur, geleceği ne olur.
Hasan ÖZTÜRK:Şişli Belediye Başkanı, eski Şişli Belediye Başkanı.
Kadir TOPBAŞ:Tabi, Şişliye bağlı olduğu için Hilton'un bulunduğu alan. Eski Şişli Belediye Başkanıyla. Ne olabilir diye bize geldiler. Bizde mevcudun dışında hiçbir şey yapamazsınız dedik. Bir mimar olarak da başkan olarak da söylüyorum dedim. Ancak deprem riski var diye bahsedildi. Yıkarsınız aynısını yaparsınız. Belki bodrum katlarında ihtiyaç olan bazı otelle ilgili birimler olabilir ama başka bir şey yapılamaz dedim. Mümkün değil deyince, sayın SARIGÜL bana, o anda sayın başkan ya seçimler var, 1 yıldan az zaman kalmıştı, sonra bunu değerlendirirsin filan. Dedim 1 dakika, sakın ha, böyle bir vaat yok, böyle bir şey olmaz. Ben yuvarlak da konuşmam bu iş olmaz dedim, orda bahsettim.Tabi, niyeti belki arazisini değerlendiririm, rezidanslar yaparım, bir ticari şeye çevirebilirim diye adımlar atabilirdi.Ama biz zaten bu işin olmayacağını, sayın Cumhurbaşkanımız da, o dönemde de bundan bilgisi olmuştu bahsetti. Daha sonra da tabi yine onlar, bir planlarla bir şeyler yapabilir miyiz diye müracaat koruma kurullarına müracaatlarla, üniversiteden raporlarla, işte bu düşünüldüğü gibi değil, olabilir falan diye herhalde adım atmak istediler. Onlar tabi ki geçmedi, geçmez de yani...
Yukarıdaki deşifre metninden de görüleceği üzere özellikle italik olarak yazılan ifadelerin, Ülke TV logolu yayın kuruluşunda Aydın DOĞAN ve Doğan Medya Grubu hakkında sistematik şekilde hukuka aykırı, kişilik haklarını ve RTÜK yayın ilkelerini ihlal eden yayın yapıldığına gerekçe olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin “ifade özgürlüğü” başlıklı 10'uncu maddesinde yer alan “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar...” düzenlemesi ile ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı görülmektedir
(AvrupaİnsanHaklarıSözleşmesi,http://www.anayasa.gov.tr/files/bireysel_basvuru/AIHS_tr.pdf, Erişim Tarihi, 07.10.2015). Anayasa’nın 25'inci maddesinde “Düşünce ve kanaat hürriyeti” başlığı altında yer alan “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.” ve 26'ncı maddesinde “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlığı altında yer alan “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” hükümlerinden anlaşılacağı üzere ifade hürriyeti Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile de güvence altına alınmaktadır. Anayasa’nın “Basın hürriyeti” başlıklı 28'inci maddesinde düzenlenen “Basın hürdür, sansür edilemez.” ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3'üncü maddesinde yer alan “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.” hükümleri ise basın hürriyetinin güvence altına alındığını göstermektedir. Bununla birlikte İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme, Anayasa ve Basın Kanun’unda ifade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkan basın özgürlüğünün kullanımına ve sınırlamasına yönelik belirli düzenlemelerin olduğu da unutulmamalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2007/7-28 E. ve 2007/34 K. numaralı "İçtihat Metni"nde, demokratik toplumlarda basının önemini vurguladıktan sonra, “Geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlar üzerinde kamuoyunu düşünmeye çağıracak tarzda tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu yöntemlerle denetlemek, ayrıca içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek durumunda olan basına, bu ödevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bir kısım haklar da tanınmıştır. Bunlar; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarıdır. Temelini Anayasa’nın 28'inci vd. maddelerinden alan ve 5187 sayılı Basın Yasasının 3'üncü maddesinde düzenlenen bu haklar, basın yoluyla işlenen suçlarda, hukuka uygunluk nedenlerini oluşturur. Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için, açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerekir... Yargılama konusu haber ve yorum metnindeki eleştiri ve değer yargılarının bir kısmı sert ve çarpıcı bir üslupla dile getirilmiştir. Yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere esasen, eleştirinin sert bir üslûpla gerçekleştirilmesi, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin amacına, psikolojisine, eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgudur. Ancak kabul edilmelidir ki, basın özgürlüğü, belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerir. Gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimler “polemik” niteliğinde olsa da, nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadeler asılsız kişisel saldırı olarak görülemez.” ifadelerine yer vermiştir.
Yargıtay 8'inci Ceza Dairesi 2009/7316 E., 2012/17738 K. nolu içtihat metninde “İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun esaslı temellerinden birini oluşturup, toplumun ilerlemesi ve her bir bireyin gelişimi için temel koşullardan biridir. İfade özgürlüğü, sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız görülen veya ilgilenmeye değmez bulunan "haber" ve "düşünceler" için değil, fakat aynı zamanda aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bunlar çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamaz. Sözleşme'nin 10'uncu maddesinde belirtildiği üzere, bu özgürlüğün istisnaları vardır; ancak bu istisnalar dar yorumlanmalıdır (23.09.1994 tarihli Jersild - Danimarka kararı; 21.01.1999 tarihli Janowski-Polonya kararı; 25.11.1999 tarihli Nilsen ve Johnsen-Norveç kararı; 25.07.2001 tarihli Perna-İtalya kararı).” ifadelerine yer vermiştir. (Yargıtay Kararlarına, UYAP - Bilgi Bankası, http://emsal.yargitay.gov.tr/VeriBankasiIstemciWeb/, adresinden karar/esas numaraları ile sorgulama yapılmak suretiyle ulaşılabilir.)
Yukarıda belirtilen hükümlerden ve kararlardan anlaşılacağı üzere İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme, Anayasa ve Basın Kanunu’nda dolayısıyla hem ulusal hem uluslararası hukuk metinlerinde ifade özgürlüğünün açıkça güvence altına alındığı bu bağlamda gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarında gerekse Yargıtay kararlarında ifade özgürlüğünün temel alındığı görülmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2007/7-28 E. ve 2007/34 K. numaralı içtihadında, basın özgürlüğünün; belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerebileceğinin kabul edilmesi gerektiğini ve gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimlerin “polemik” niteliğinde olsa da, nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadelerin asılsız kişisel saldırı olarak görülemeyeceğini ortaya koymaktadır. Yargıtay 8'inci Ceza Dairesi’nin 2009/7316 E., 2012/17738 K. nolu içtihat metninde ifade özgürlüğünün aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanacağı belirtilmiştir. Mezkur Yargıtay kararlarından görüldüğü üzere ulusal ve uluslar arası hukuk düzeninde, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kavramlarının demokrasinin bir sonucu olarak geniş anlamda yorumlandığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak medyada bireylere yönelik olarak küçültücü olmamak ve hakaret içermemek kaydıyla belirli ölçüde abartılı, kışkırtmaya başvuran, muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler ve iddialar yer alabilmektedir. Bu nitelikte haber ve iddialar basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir. Ancak demokratik toplumlarda medyanın sorumluluklarının da bulunduğu unutulmamalıdır. Medyanın; abartılı, kışkırtmaya başvuran, muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler ve iddiaların muhataplarına cevap ve düzeltme hakkı tanıması ve/veya karşıt görüşlere yer vermesi demokratik toplumun gelişmesine ve kamuoyunda özgürce kanaat oluşmasına sağlayacağı gibi medyanın kamusal sorumluluğunun ve medya etiğinin bir gereğidir.
Şikayete konu hususlar incelendiğinde ve yayına yönelik yukarıdaki deşifre metni değerlendirildiğinde Aydın DOĞAN ve Aydın DOĞAN'a ait Doğan Medya Grubu'na yönelik küçük düşürücü, aşağılayıcı ve hakaret edici nitelikte ifadelerin bulunmadığı; Aydın DOĞAN ve Doğan Medya Grubu'na yönelik eleştiri niteliğinde bazı yorum ve iddialara yer verildiği kanaati oluşmuştur. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın Şişli Belediye Başkanı ile ziyaretine gelen Aydın DOĞAN’ın Hilton Oteli arazisine yönelik talepleri ile kendisinin bu taleplere ilişkin verdiği cevapları ifade ettiği ve bu taleplere ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu görülmektedir. Şikayete konu diğer ifadeler ise 12.11.2015 kayıt tarihi ve 33790 sayı ile gelen dilekçe kapsamında zaten değerlendirilmiştir. İfade özgürlüğünün, sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız görülen veya ilgilenmeye değmez bulunan "haber", "düşünce ve yorumlar" için değil, fakat aynı zamanda aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanacağı düşünüldüğünde, yayın içeriğindeki ifadelerin de bu nitelikte değerlendirilebileceği kanaati oluşmuştur. Bununla birlikte Aydın DOĞAN’ın kamuya mal olmuş bir medya patronu olduğu ve haber değeri taşıdığı düşünülmektedir. Bu bağlamda medya mensuplarının kamuya mal olmuş, söylem ve faaliyetleri haber değeri taşıyan bir medya patronu olarak Aydın DOĞAN ve Aydın DOĞAN’a ait medya organlarına yönelik olarak eleştirilerinin ifade özgürlüğü bağlamında geniş bir korumadan yararlanacağı düşünülmektedir. Fethullah GÜLEN hakkında verilmiş bulunan Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/7864 esas nolu ve 2015/1693 karar nolu kararında da belirtildiği üzere AİHM kararlarına göre, kamuya mal olmuş kişilere yönelik açıklama ve eleştirilerde, ifade özgürlüğü hakkını kullanan kişi daha geniş bir korumadan yararlanmaktadır. Söz konusu karardan anlaşılacağı üzere kişiler siyasetçi değil ise de söylem ve faaliyetleri ile topluma etkileri bulunan, ülkenin siyasi gündeminde ön sıralarda yer almış ve kamuya mal olmuş kişilere yönelik ifadeler, ifade özgürlüğü bağlamında geniş bir korumadan yararlanmaktadır. Yukarıda belirtilen ulusal ve uluslar arası hukuk uygulamalarında görülebileceği üzere abartılı, kışkırtmaya başvuran, muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberlerin dahi ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirileceği düşünüldüğünde ve Aydın DOĞAN’ın kamuya mal olmuş bir kişi olduğu dikkate alındığında söz konusu yayında kullanılan ifadelerin, ifade özgürlüğü çerçevesinde olduğu kanaati oluşmuştur.
Sonuç olarak; İlgili programda, Aydın DOĞAN'a ve Doğan Medya Grubuna yönelik olarak küçültücü, aşağılayıcı ve hakaret edici nitelikte ifadelerin kullanılmadığı, fakat bazı yorum, eleştiri ve iddialara yer verildiği bunların ise ifade özürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Ülke TV logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşun ilgili yayınında, 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus bulunmadığı değerlendirilmektedir.” Şeklindeki değerlendirmelere yer verilmiş olduğu,
Anılan yayında; 6112 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir hükmün ihlal edilmediği kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği, anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, söz konusu yayında Aydın Doğan'a ve Aydın Doğan ismi üzerinden şahsına ait medya organlarına yönelik olarak küçültücü, aşağılayıcı ve hakaret edici nitelikte ifadelerin kullanılmadığı, fakat bazı yorum, eleştiri ve iddialara yer verildiği bunların ise ifade özürlüğünün bir gereği olarak basın özgürlüğü kapsamında olduğu değerlendirilmekle, 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus olmadığı kanaatine varılmıştır.
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere, ÜLKE TV logosuyla yayın yapan BEYAZ İLETİŞİM A.Ş. unvanlı kuruluş hakkında; bahse konu yayını nedeniyle, 6112 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir İDARİ YAPTIRIM UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA, Üst Kurul Başkan Vekili Esat ÇIPLAK ile Üst Kurul Üyeleri İsmet DEMİRDÖĞEN ve Süleyman DEMİRKAN’ın karşı oylarıyla, oy çokluğuyla karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 24.02.2016 gün ve 12 sayılı toplantıda aldığı 1 no.lu karara karşı oy yazısı.
Süleyman DEMİRKAN Şerhidir.
Üst Kurulun 24.02.2016 gün ve 12 sayılı toplantıda aldığı 1 no.lu karara karşı oy yazısı.
İsmet Özdal DEMİRDÖĞEN Şerhidir.
Üst Kurulun 24.02.2016 gün ve 12 sayılı toplantıda aldığı 1 no.lu karara karşı oy yazısı
Esat ÇIPLAK Şerhidir.


