İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 28.03.2016/307 tarih/sayılı yazısı ve ilgili Uzman raporunun incelenmesi sonucunda ULUSAL 1 logosuyla yayın yapan Ulusal Kanal İletişim Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş. unvanlı kuruluş hakkında alınan “6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan ‘Hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamaz’ hükmünün ihlali ” yönündeki Oyçokluğu kararına Karşıoy kullandım.
Bilindiği gibi Başbakanlık tarafından 19.03.2016 tarihinde İstanbul’daki terör saldırısı ile ilgili yayın yasağı getirilmiş ve bu husus saat 11:50’de RTÜK web sitesinde yayınlanarak kamuoyuna duyurulmuştur. Bahse konu kararın bu yasağın ihlal edildiği gerekçesiyle alındığı anlaşılmaktadır.
Hatırlanacağı üzere, 10.10.2015 tarihinde Ankara Garı’nda meydana gelen patlama ile ilgili olarak da yine Başbakan Yardımcısı tarafından yayın yasağı getirilmiştir. Ancak Üst Kurul, 11.11.2015 tarihli toplantısında bu yasağa rağmen yayın yapan çok sayıda kuruluşun yayınlarını incelemiş, “(…) yayın yasağının kapsamı dışına çıkılmadığı ve haber niteliği çerçevesinde kalındığı anlaşılmakla 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus olmadığı kanaatine varılmıştır” değerlendirmesi ile cezaya gerek görmemiştir. Yayın yasakları konusunda, Hukuk Müşavirliğinin görüşüne de uygun olarak ‘yayınların kamu düzenini bozup bozmadığı yönünde değerlendirme yapılmasının ve eşitlik ilkesi uyarınca yayınlar hakkında yukarıda bahsedilen toplantı kararları da dikkate alınarak karar verilmesinin’ gerekli olduğu açıktır.
Bahse konu terör saldırısı ULUSAL 1 ekranlarında toplumun haber alma ve bilgi edinme hakkı çerçevesinde ele alınmış rapora konu olan yayınlar da yasağın duyurulmasından sadece bir kaç dakika sonra ekrana getirilmiştir.
Bilgi edinme hakkı, hatırlanacağı üzere Türkiye’nin de taraf olduğu birçok uluslararası belgede temel bir hak olarak yer almaktadır. Örneğin
-1948 tarihli Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi “Madde 19 - Herkesin görü ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, karışmasız görüş edinme ve herhangi bir yoldan ve hangi ülkede olursa olsun bilgi ve düşünceleri arama, alma ve yayma özgürlüğünü içerir.”;
-1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi “Madde 10- İfade özgürlüğü Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir.(…)”
-2000 tarihinde kabul edilen Avrupa Birliği Temel İnsan Hakları Şartı “Madde 11- İfade ve Bilgi Özgürlüğü 1. Herkes ifade özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kamu yetkililerinin müdahalesi olmaksızın ve sınırları dikkate almaksızın görüş sahibi olma, bilgi ve düşünce edinme ve yayma özgürlüğünü de içerir. 2. Medya özgürlüğüne ve çoğulculuğuna saygı gösterilecektir” düzenlemelerine yer vermektedir.
Dolayısıyla, bilgi edinme ve haber alma hakkının dikkate alınmamasının ve mahkemelerin ya da Başbakanlık’ın verdiği yayın yasaklarının uygulanmasında yukarıdaki evrensel ilkelerin göz ardı edilmesinin hem çağdaş toplum yönetimi anlayışına, hem de sektörün reel gerçeklerine aykırı olacağı düşüncesindeyim. Yapılması gereken, tüm kuruluşları toptan bir anlayışla cezalandırmak yerine verilen yayın yasağının kapsamının dikkatli çizilmesi, iyi tanımlanması ve uygulamada temel hakları da gözeten bir yaklaşımın benimsenmesidir.
Buradaki gibi bir yayında da ihlal olduğu kararı alınmasının hatalı olduğu, bu tutumun yayıcı kuruluşlar üzerinde disipline edici değil, tam tersine caydırıcı ve teşvik kırıcı etkisinin olacağı görüşündeyim. Yayında ihlale yol açan bir husus görmediğimden kararda Karşıoy kullandım.


