İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 25.04.2016 tarih ve 423 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda; HABER TÜRK logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş hakkında; 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ihlali nedeniyle yaptırım uygulanmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Habertürk Televizyonu’nda yayınlanan ve siyasi parti temsilcilerinin konuk olarak alındığı “Türkiye’nin Nabzı” adlı programda güncel siyasi gelişmeler ele alınmıştır. Programda değerlendirmelerde bulunan HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan “Güney Kürdistan” ifadesini kullanırken, MHP Milletvekili Uygar Aktan’ın “Kuzey Kürdistan neresidir?” şeklindeki sorusu üzerine “Türkiye’dir” yanıtını vermiş ve Osmanlı belgelerini, padişahların fermanlarını referans göstermiştir. HDP Milletvekili Tan, siyasi, politik kimliğe sahip bir kişidir. Milletvekili olduğu partisinin politikaları çerçevesinde değerlendirmelerde bulunmuştur. Tan’ın kullandığı ifadenin birçok siyasetçi ve lider tarafından kullanıldığı da bilinmektedir. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık görevinde bulunduğu 2013 yılında katıldığı bir televizyon programında Osmanlı’ya göndermede bulunarak bizzat “Kürdistan eyaletinden” söz etmiştir. Dolayısıyla politik kimliğe sahip kişiler tarafından yapılan siyasi değerlendirmelerin ifade ve medya özgürlüğü kapsamında görülmesi, bundan dolayı yayıncı kuruluşların sorumlu tutulmaması gerekir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere ifade özgürlüğü sadece normal karşılanan bilgi ve fikirleri değil, aynı zamanda insanları şok eden ve sarsan bilgi ve fikirleri de kapsamaktadır. İfade özgürlüğü çoğulculuğu, hoşgörüyü ve açıklığı da gerektirmektedir ki bunlar sağlanmadan “demokratik bir toplum“ olamaz. Politik açıklamalarda ifade özgürlüğünün daha geniş yorumlanması gerekir. Ayrıca öncelikle, ifadenin şiddet çağrısı içerip içermediği konusu incelenmeli ve sadece ifade sahibine değil, aynı zamanda kullanılan terimlere ve bu ifadelerin hangi bağlamda söylendiğine bakılması gerekir. Siyasilerin açıklamalarından dolayı yayıncı kuruluşların sorumlu tutulması, medya özgürlüğüne, politik değerlendirmelerin içeriğinin ihlal olarak görülmesi de ifade özgürlüğüne bir müdahale niteliği taşımaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.


