İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 25.11.2024 tarih ve 99 sayılı yazısına konu, SZC logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 13.11.2024 tarihinde 20:07’de yayınlanan “Arena” adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda; 6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; Yayın hizmetleri "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz, haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur." ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle, “%3 oranında idari para cezası uygulanması” yönünde oy çokluğu ile alınan Üst Kurul kararına karşı oy kullandım.
KARŞI OY KULLANMA GEREKÇELERİM AŞAĞIDA BELİRTİLMİŞTİR:
Medya kuruluşları bünyesinde medya mensuplarının ve program konuklarının gündeme ilişkin değerlendirmeler yapması, kamuoyunu bilgilendirme çabaları ve gazetecilik mesleğini icra etmeleri son derece doğal bir durumdur. Medya mensuplarının ve program konuklarının hiçbir baskı altında kalmadan eleştiri sınırlarını gözeterek görüşlerini ifade edebilmeleri toplumun haber alma ve medyanın da haber verme özgürlükleri içerisinde değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Demokratik toplumlarda yasama, yürütme ve yargı organlarının yanı sıra dördüncü güç olarak karşımıza çıkan medya, fikir ve kanaatlerin özgürce açıklanabildiği bir alan olarak kabul görmektedir. Bu özgürlük, gazetecilik meslek ilkeleri çerçevesinde gerçekleştiğinde ifade özgürlüğünün temelini de oluşturmaktadır.
İfade özgürlüğü hem ulusal hukuk hem de uluslararası hukuk ile koruma altına alınmıştır. Öyle ki;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ‘Kişinin Hakları ve Ödevleri’ başlıklı İkinci Bölümü’nde düzenlenmiş olan 25. maddesinde, herkesin düşünce ve kanaat hürriyetine sahip olduğu, her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimsenin, düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamayacağı ve suçlanamayacağı hükme bağlanmakta, 26. Maddesinde ise, herkesin, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğu, bu hürriyetin Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsadığını, bu fıkra hükmünün, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel olmadığı, bu hürriyetlerin kullanılmasının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabileceği hükmü bulunmaktadır.
5187 sayılı Basın Kanunun "Basın özgürlüğü" başlıklı 3. maddesinde de, "Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlakının, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç islenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesi ifade özgürlüğünü düzenlemektedir. Madde metni şöyledir: “1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamları tarafından müdahale edilmeksizin ve ulusal sınırlar dikkate alınmaksızın, görüş sahibi olma, bilgi ve düşünceleri edinme ve yayma özgürlüğünü içerir. Bu Madde devletlerin yayıncılığı, televizyon veya sinema işletmelerini izin alma koşuluna bağlamasını engellemez. 2. Bu özgürlüklerin kullanımı, beraberinde ödev ve sorumlukları getirdiği için, ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü veya kamu emniyeti menfaatlerine, düzensizliğin veya suç işlenmesinin önlenmesi, sağlık veya ahlakın korunması, başkalarının şöhret veya haklarının korunması, gizli olarak elde edilen bilgilerin açıklanmasının önlenmesi veya yargı organlarının otorite ve tarafsızlığının sürdürülmesi için yasa tarafından öngörülen ve demokratik bir toplumda gerekli olan formalitelere, koşullara, kısıtlamalara veya cezalara tabi tutulabilir.”
İfade özgürlüğünün öznesi herkestir ve her türlü ifadeyi koruma altına almaktadır. Bu hakka içerik bakımından sınırlama getirilmemiştir. Bir ifadenin “değerli-değersiz”, “topluma yararlı-yararsız” veya “ticari yarar amacıyla yapılması-yapılmaması” biçiminde ayrıştırılması ifade özgürlüğü açısından kayda değer sayılmaz. Anayasa Mahkemesi’ne göre de, “hem gerçek hem de tüzel kişiler için geçerli olan ifade özgürlüğü siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi her türlü ifadeyi kapsamına almaktadır. Açıklanan ve yayılan bir düşüncenin, içeriğinden hareketle kişiler ve toplum açısından “değerli-değersiz” veya “yararlı-yararsız” biçiminde ayrıştırılması sübjektif unsurlar ihtiva eder. Bu değerlendirmelerden hareketle ifade özgürlüğünün alanının belirlenmeye çalışılması bu özgürlüğün keyfi biçimde sınırlandırılması sonucunu doğurabilecektir. İfade özgürlüğü, başkaları açısından “değersiz” veya “yararsız” görülen düşüncelerin açıklanması ve yayılması özgürlüğünü de içermektedir.”
Ancak her hak gibi ifade özgürlüğünün de bir norm alanı mevcuttur. Bu durumun sonucu olarak bazı ifadeler ifade özgürlüğünün kapsamında değerlendirilirken bazıları kapsam dışında değerlendirilebilmektedir. Irkçılık, nefret söylemi, savaş propagandası içerikli ifadeler insan hakları hukukunda ifade özgürlüğü içerisinde değerlendirmez. Bu yöndeki sınırlamalar bu hakka yönelik ‘olumlu’ sınırlamalar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda ele alınan değerlendirmeler sonucunda bir haber programı sunucusunun ve program konuğunun ekrana getirilen haber sonrası dile getirdiği yorumların, mesleğin icrası ve demokratik toplum geleneğinin bir gereği olarak hükümetin politikalarını eleştirdiği yorumlar olduğu görülmektedir. Söz konusu bu yorumlar dile getirilirken eleştiri sınırları içerisinde kalarak dile getirildiği, nefret söylemine ya da ayrımcılığa yer vermediği, kamusal sorumluluk anlayışıyla kamunun haber alma hakkını sağlamaya yönelik bir niyetle sarf edildiği son derece açıktır. Ulusal ve uluslararası mevzuatta demokratik ülkelerin gelişiminin ifade özgürlüğüne bağlı olduğu yukarıda açıklanmıştır. Gazetecilik mesleğini icra etmeye çalışan bir haber programı sunucusunun ve konuğunun eleştiri sınırları içerisinde kalan yukarıdaki ifadelerine yönelik uygulanan yaptırım kararının ifade özgürlüğünün ihlali olduğunu, ölçülü ve hakkaniyetli olmadığını ve Üst Kurul’un tarafsızlığını tartışılır hale getireceğini düşündüğüm gerekçeleriyle karara karşı oy kullandım. 12.03.2026


