İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 15.12.2025 tarih ve 104 sayılı yazısına konu, Radyomuğla çağrı işaretiyle yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 19.10.2025 tarihinde saat 20:00’de yayınladığı "Kader Mahkumları Özel Programı" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile ses kayıtlarının incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, Radyomuğla çağrı işaretiyle yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 19.10.2025 tarihinde saat 20:00’de yayınlanan ve hükümlü/tutuklulara yönelik olarak müzik yayını yapılan "Kader Mahkumları Özel Programı" adlı programda yayınlanan şarkılarda “Sanki şehir travma içinde afetten, b..a batmış bir lağımım…Senin gibi bi o... çocuğunu görmedi bu evrende kadim emanetler…Artık senin gibi k...a yazmayı bırakıyorum son kez ben…Fondöteninden, rimelinden, sahte s...k suratına takılan parayım ben, ah…Meleğim, anasının a...ı tersten gösterdiğin aşkımıza ithafen…Aç şu b...n sesini moruk…Desin ki: "Hey Ceg, b..k gibisin!" (B..k gibisin!)…Bi' gün bu paranın a...a koyu'cam, i...e rez al! Uzatma, salaktan yol al…Plan yok, plan bu, planım bu, o...u” şeklinde kaba ve argo ifadelere yer verildiği tespit edilmiştir.
Yayınlarda dilin düzeysiz kullanımı sadece yasayı ihlal etmemekte dil marifetiyle düşünen insanın idrak kabiliyetini bozmakta aynı zamanda değerlerin ve kültürün aktarıcısı dili de tahrif etmektedir. Argo ifadeler ekseriyetle müphem, kaba, tahkir ve tahrik edici anlamlar içermesi münasebetiyle toplumsal bağların ve insani ilişkilerin zedelenmesine, hoşgörünün zayıflamasına, sosyal ilişkilerin bozulmasına sebebiyet verebilmektedir. Haziran 2008 tarihli Türkçe'deki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılması, Türkçenin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan TBMM Meclis Araştırması Komisyonu Raporu'nda "Müstehcen ve Kaba Sözlerin Kullanılması" başlığı altında şu sonuçlara yer verilmiştir: "...Televizyon dizilerindeki karakterlerin kullandığı müstehcen, argo ve kaba kelimeler ertesi gün toplumun içinde hızla yayılmakta ve arkadaş grupları arasında tartışmalara sebep olmaktadır. Bazı çocuklar ve gençler söz konusu karakterleri kendilerine örnek alarak konuşmalarını ve hareketlerini taklit etmektedir. Böylece müstehcen, argo ve kaba sözlerin kullanımının yaygınlaşmasında televizyon ve sokak karşılıklı olarak birbirlerini beslemektedir".
Sosyal bir varlık olarak insanı diğer canlılardan ayıran en bariz özelliği dil ve düşünme yetisidir. Bu minvalde dil, insana diğer canlıların sahip olmadığı düşünme, yoğunlaşma ve içsel uyanıklık imkanını sağlar. Bir milletin kültürünü muhafazası onu gelecek nesillere aktarabilmesiyle mümkündür. Dil iletişim aracı olmanın yanı sıra kimlik, kültür ve düşüncenin temel taşıyıcısıdır, milleti millet kılan temel amillerdendir. Bu itibarla dil bir kültür elçisi mesabesindedir. Dilin temel kaidelere bağlı şekilde kullanılması, dilin işlevlerini tam manasıyla icra etmesini mümkün kılacaktır. Dilin süreğen düzeysiz, kaba ve argo kullanımı ise duygu ve düşüncelerin yanlış anlaşılmasına, iletişimin kopmasına, insan ruhuna hitap eden estetik düşüncenin zemin bulamamasına daha da mühimi bir milletin en kıymetli unsuru olan kültürün yozlaşmasına ve nihayetinde yok oluşuna sebebiyet verebilecektir.
Çağın ihtiyaçlarına uyum sağlayabilmek için kitle iletişim araçları kendini değiştirip dönüştürmektedir, bu değişim içinde lisan konusunda ise gereken hassasiyetin gösterilmesi mühimdir, çünkü geniş kitlelere eş zamanlı olarak erişim sağlama imkanına malik televizyon gibi bir kitle iletişim aracı lisanı da kapsayarak kültürün değişmesinde kritik bir rol alır. Bu bağlamda, yayın hizmeti veren kuruluşlar ülkedeki nüfuz alanlarını unutmamalı ve yayın hizmetlerini dikkatli bir şekilde sunmalıdırlar. Yayıncı kuruluşlar ayrıca gençlerin mezkur ihlale benzer içeriklerden korunması için gayret etmeli; bireylerin dili düzgün ve doğru kullanarak, saygılı bir biçimde, küfür ya da hakaret etmeksizin kendilerini ifade edebileceğini göstermeli; bu bilinci aşılamak ve toplumun değerleriyle çelişmemek şiarıyla yayınlarını hazırlamalıdır. Bununla birlikte dilimizin bilincimiz olduğu; yalnızca düşüncelerimizi yansıtan değil aynı zamanda onları geliştiren bir araç olduğu da unutulmamalıdır.
Radyo yayınlarının aracısız olarak geniş kesimlere ulaştığı dikkate alındığında, ilgili kullanımların çocuk ve gençlerin zihinsel, ahlaki gelişimini olumsuz etkileyebilecek bir durum olduğu aşikar olmaktadır. Bilhassa okul çağından önce televizyon ve radyodaki kaba, argo kullanımların yer aldığı düzeysiz dile yoğun şekilde maruz kalan çocukların dil öğreniminde ciddi zorluklar yaşaması söz konusu olabilmektedir. Bu öngörü medya araçlarında kullanılan argo ve kaba ifadelerin özellikle çocuk ve gençler üzerinde ne kadar yıkıcı sonuçlar doğurabileceği hususunun ciddiyetini ortaya koymaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlenirildiğinde, ihlale konu yayınındaki şarkılarda yer alan kaba ve argo ifadelerin, her yaştan dinleyicinin radyo başında olabileceği bir saatte (20:00) alenen yer almasını önleyecek herhangi bir ses kapama tekniği kullanılmaksızın yayınlandığı, yayıncı kuruluşun içerik olarak bu ve benzeri söylemlerin yer aldığı kısımları dinleyici kitleye aktarmadan önce gidermekle, canlı yayın akışı esnasında bu gibi olumsuz ve nahoş durumlarla karşılaşılmaması için her türlü tedbiri almakla, bu ve benzeri konuşmaların yer aldığı yayınları dinleyici kitleye aktarmadan önce yapımlardan kaynaklı sorunları da gidermekle yükümlü olduğu dikkate alındığında, mezkur yayında sarf edilen kaba ve argo içeriğin doğrudan yayınlanmasının kamusal sorumluluk anlayışıyla bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle ihlale konu yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinin ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde yer alan; "Yayın hizmetleri …Türkçenin, özellikleri ve kuralları bozulmadan doğru, güzel ve anlaşılır şekilde kullanılmasını sağlamak zorundadır; dilin düzeysiz, kaba ve argo kullanımına yer verilemez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %3 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Eylül 2025 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının bulunmadığı değerlendirilerek, radyo kuruluşları için idari para cezasının 1.000 (bin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2025 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 19.476,00 (ondokuzbindörtyüzyetmişaltı) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) İdari para cezasının tebliğinden itibaren bir ay içerisinde, Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Tek İdare Tahsilat Alt Hesabı TR46 0001 0017 6200 9999 9955 88 no’lu hesabına “6112 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiğinin veya 6112 sayılı kanunun 32’nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, aynı maddenin 11’inci fıkrası uyarınca 1 ay içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunulabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,
c) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


