İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 25.12.2024 tarih ve 119 sayılı yazısına konu NOW logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 15, 22.12.2024 tarihlerinde 20:00 ve 21:00 saatlerinde yayınlanan “Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar” adlı dizi film yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Dizi filmde yer alan bazı sahnelerin; henüz fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini tamamlamamış çocuk ve gençler ile toplumsal değerleri bilhassa da aile kavramını olumsuz yönde etkileyebileceği kanaatiyle, 6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan; "Toplumun millî ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle “oy çokluğu” ile alınan karar karşı oy kullandım.
KARŞI OY KULLANMA GEREKÇELERİM AŞAĞIDA BELİRTİLMİŞTİR:
NOW logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta yayınlanan “Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar” adlı dizinin 15, 22.12.2024 tarihlerindeki bölümlerinde bazı sahnelerin, "Toplumun millî ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle, Üst Kurul çoğunluğu tarafından medya hizmet sağlayıcı kuruluşa yaptırım uygulanmış, sanatsal ifade özgürlüğüne müdahalede bulunulmuştur.
Genel olarak dizi filmlerin veya sinema yapımlarının, toplumsal hayata dair önemli etkileri arasında, içerisinde eğitici/öğretici unsurları barındırabilme olasılığı çerçevesinde; “davranış modeli” oluşturabilme gibi bir işlevinin de bulunduğu varsayılmaktadır. Söz konusu yaptırım kararı da, Uzman raporunda ve Kurul Kararında bu kapsamda gerekçelendirilmiştir.
Ancak, kabul edilmesi gereken ve göz ardı edilen önemli bir husus; bu tür yapımların etkisinin, bir belgesel ya da haber, haber programları kadar, eğitici/öğretici/bilgilendirici/yol gösterici nitelikte olamayacağıdır. Filmlerin iç dinamiğinde yer alabildiği varsayılan bu etkiler nedeniyle, bir belgesel yapımı gibi değerlendirilerek; izleyici kitlesi üzerinde öğretme amacını taşıdığı gibi bir yargıya varılması, doğru bir yaklaşım değildir.
Dizi filmler reyting amaçlı yapımlardır ve içlerinde ilgi çekecek, eğlendirecek veya izleyicinin tepkisini çekerek gündem yaratacak niteliklerin yer alması, ön planda tutulmaktadır.
Bu durum Kurul Kararında da “Televizyonlarda yayınlanan dizi filmlerde aile içi çarpık ilişkiler, evlilik dışı ilişkiler, aldatma, cinsellik vb. konular zaman zaman işlenebilmektedir.” şeklinde kabullenilmektedir.
Bu tespite rağmen, dizideki kimi sahneler, “aile tablosunun çarpık ilişkiler, kaoslar, çıplaklık ve cinsellik gibi temeller üzerine oturtulduğu” görüşüyle, yaptırım gerekçesi yapılmıştır.
Gerçek bir olaydan esinlenen yapımda, aile içi ilişkiler bir hikâyeyi anlatabilmek için kurgulanırken, evli çiftler arasında günlük yaşamda da karşılaşılan tartışma sahnelerinden, herhangi bir şiddet ya da abartı içermediği halde, zorlama bir yorumla aile birliğine zarar verebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu gerekçenin sağlam bir zemine oturmadığı açıktır.
Ayrıca evli çiftin tartışma sahnelerinden sonra birlikte mutlu zaman geçirdiği sahneler de verilirken, bu sahneler de “karı-koca mahremiyeti”nin ihlali olarak nitelenip, genel ahlaka aykırılık saptamasıyla yine yaptırım gerekçesi yapılmıştır.
Öznel değerlendirmeler ve zorlama gerekçelerle uygulanan yaptırım kararı; adil ve ölçülü değildir,
Bununla birlikte; dizi filmlerin içerik olarak değerlendirilmesi kapsamında; sinema filmlerinden ayrılan nokta; dizi filmlerin süreklilik özelliğinin bulunması nedeniyle, verilen mesajın anlaşılabilmesi için, ele alınan konunun işleniş şeklinin, senaryo bütünlüğü içinde değerlendirilmesi gerekliliğidir. Dizi filmlerde; “iyi” ve “kötü” karakterlerin sunumu açısından, denge sağlanabilme zorunluluğu bulunmamakla birlikte, senaristler tarafından bu konuda hassasiyet gösterildiği dolayısıyla, bir dizinin tek bir ya da iki bölümüne değil, olayın ilerleyen bölümlerdeki gelişimine de bakılması gerekliliği ortadadır. Bilindiği üzere; bir dizi filmde sadece “iyi” karakterlerin yer alamayacağı da, “kötü” karakterler olmasa “iyi” karakterlerin yeterli etkiyi yaratamayacağı da açıktır. Aksi halde, “iyi” olanın daha iyi anlatımında ve/veya “kötü” olanın “iyi” olana dönüşebileceği gerçeğinin izleyiciye aktarılmasında, sinemanın yedinci sanat olarak insanlığın sanatsal değerleri arasındaki yerini aldığı tarihten bu yana kullanılan ve “Tez- anti tez” üzerinden şekillenen sinematografik diline hiçbir koşulda yer verilememesi sonucunu da doğurur.
Bu noktadan hareketle; dizi filmin ilk iki bölümünde yer alan ve yaptırıma konu edilen olaylara bakılarak; bölgelere veya zamana göre bile değişiklik gösteren “genel ahlak, milli ve manevi değerler” ilkesinin ihlal edildiğini varsaymak zorlayıcı bir yorum olacaktır.
Ayrıca, “Türk aile yapısına uygunluk ve genel ahlak” gibi kavramların somutlaştırılması mümkün değildir ve demokratik ölçütlerle tanımlanmadığında “yasaklar”ın genişleme olasılığı artacaktır.
Bu yönüyle henüz yayına başlamış bir dizi filmin, ilk iki bölümündeki olayların gelişimine ve akışına bakılmaksızın değerlendirme yapılması ve yaptırıma tabi tutulması, haksız, orantısız ve sanatsal ifade özgürlüğünü daraltıcı sonuçlar doğuracaktır.
2- Dizi filmlere uygulanan RTÜK cezaları kapsamında; “yapımın kurgusal bir ürün olduğu ve gerçeklik algısı oluşturan programlardan farklı değerlendirilmesi gerektiği”ne ilişkin bir Danıştay kararı, örnek niteliğindedir. İlk mahkemeden itibaren, yargı süreci şu şekilde ilerlemiştir:
Üst Kurulun, 17.02.2020 tarih ve 2020/08 sayılı toplantısının, 6 numaralı kararıyla; FOX logolu kuruluşta yayınlanan bir diziye, 6112 sayılı Yasa’nın birinci fıkrasının (f) bendinde belirlenen, “Toplumun milli ve manevi değerlerine…” aykırılıktan yaptırım uygulanmıştır. Konunun yargıya taşınması üzerine; Ankara 6. İdare Mahkemesi, 18/12/2020 tarih ve E:2020/901, K:2020/2040 sayılı kararıyla, “…dava konusu işlemin iptaline” kararı vermiştir. Kararın gerekçesinde;
“…dava konusu işleme esas alınan ‘dizi’ yayınının izleyiciyi bilgilendirme, düşündürme, eğitme, öğretme gibi saiklerle yapılan kültür-sanat, eğitim, siyaset, haber vb programlar gibi gerçeklik algısı oluşturan programlardan farklı olarak, belirlenen yaş grupları üzerindeki izleyiciler yönünden, ilgili yayın kuruluşunun ticari gaye ile yaptığı, kurgu ürünü olan yayın niteliği taşıdığı, dava konusu yayının, bir senaryoya bağlı olarak oluşturulmuş kurgusal bir ürün olduğu ve bu tür yayınların pek çoğunda benzer konuların işlendiği hususları göz önünde bulundurulduğunda… dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır..” şeklinde hüküm bildirilmiştir.
Üst Kurulun başvurusu üzerine; Ankara Bölge İdare Mahkemesi, 7. İdari Dava Dairesi tarafından, RTÜK’ün istinaf başvurusunu reddedilmiş, son olarak; Danıştay’a yapılan başvuru neticesinde de; DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRESİ, 29/03/2023 tarih ve 2022/586 E., 2023/1516 K. sayılı ilamı ile “…BİM kararının ONANMASINA” kararı vermiştir.
3- Uzman raporu ve Kurul kararında, “Televizyonlarda yayınlanan dizi filmlerde aile içi çarpık ilişkiler, evlilik dışı ilişkiler, aldatma, cinsellik vb. konular zaman zaman işlenebilmektedir.” şeklinde dikkat çekildiği üzere, benzer konular benzer şekilde pek çok dizide işlenmektedir. Bu nedenle de yaptırım kararlarında eşitlik ve tutarlılık büyük önem taşımaktadır.
Benzer olaylar ve benzer durumlarla ilgili, medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar arasında eşit ve tutarlı bir denetim ve yaptırım sürecinin işletilmesine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin Esas: 2017/3097, Karar, 2021/761 nolu kararının dikkate alınması yerinde olacaktır.
Danıştay 13. Dairesinin 2017/3097 E., 2021/761 K. nolu ilamında;
“Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için gerekli görüldüğünden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişi raporunda özetle; İzlenme oranlarını arttırma ya da üretilen programlara talep yaratmak için TV yapımlarında gerçek hayatın içindeki çatışma alanlarının konu edinildiği, kadın-erkek eşitsizliği, istismar ve aldatma/aldatılma konularının bunlar arasında yer aldığı, bütün bunlar genel anlamda değerlendirildiğinde, toplumsal cinsiyet eşitliğini sarsan ve içerisinde şiddet barındıran durumlar olduğu, ancak belirtilen bu durumların hemen hemen tüm dizi ve programlarda tema olarak kullanıldığı, ne var ki bu tür konuları işleyen programları tamamen yasaklamanın da mümkün olmadığı, dolayısıyla tek bir diziyi ya da programı bu bağlamda sorumlu tutmanın rasyonel görünmediği… dolayısıyla gerçek bir hikâyeye dayanmayan, bir kurgu ve hayal ürünü senaryodan ibaret olan dizinin… ilişkin Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile ....dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ: Açıklanan nedenlerle; Davalının temyiz isteminin reddine… 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA…” hükmü verilmiştir.
Bu nedenlerle; hemen hemen tüm dizilerde benzerlerine rastlanan sahneler nedeniyle NOW TV logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşa uygulanan yaptırım, orantılı değildir, yaptırımların kanuniliği ve eşitliği ilkesine de aykırıdır.
Sonuç olarak yaptırıma konu yapımın; kurgusal bir ürün olduğu, ihlal gerekçesi sayılan sahnelerde aşırılık bulunmadığı ve aile yapısının olumsuz etkilenmesinin mümkün olmadığı, yüzde 3 idari para cezası öngören yaptırımın ölçülü ve hakkaniyetli olmadığı, gerekçeleriyle karara karşı oy kullandım. 13.02.2025