Toplantı No : 2017/17
Toplantı Tarihi : 26.04.2017
Karar No : 88

Karar Konusu : 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (f) bentlerinin ihlali nedeniyle İdari Para Cezası, (KANAL D-DTV HABER VE GÖRSEL YAYINCILIK A.Ş.)

İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 21.04.2017 tarih ve 525 sayılı yazısına konu; KANAL D logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 17,23, 24.03.2017 tarihlerinde 12:34-12:15-12:14 saatlerinde yayınladığı “Kısmetse Olur” adlı programa ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;

Ayrıntıları bahse konu yayına ilişkin izleme raporunda belirtildiği üzere; KANAL D logosu ile yayın yapan DTV HABER VE GÖRSEL YAYINCILIK A.Ş. unvanlı kuruluş tarafından yayınlanan “Kısmetse Olur” adlı programın 17,23, 24.03.2017 tarihlerinde 12:34-12:15-12:14 saatlerinde yayınlanan bölümlerinde; gelin ve damat adaylarının birbirleriyle olan ilişkilerini ortaya koymak amacıyla birbirlerine karşı onuruna kırıcı, küçük düşürücü, aşağılayıcı nitelikte karşılıklı kavgaya varan konuşmalara yer verildiği görülmüştür.

Söz konusu evlilik programında, aile yapısı ve evlilik kurumu açısından pek çok zararlı ve olumsuz içeriğin mevcut olduğu, öncelikle programın yapısı bir yarışma anlayışıyla her hafta adaylardan birinin elendiği ve her hafta damat ya da gelin adaylarından birinin bir miktar para ile ödüllendirildiği, bu durum ise evlilik kurumu üzerinden sunularak evlilik kurumuna yönelik çok ciddi zararlar verilmektedir. Adaylar elenip evden ayrılmamak için arkadaş grupları oluşturmakta birbirlerine karşı aşırı derecede kırıcı davranmakta ve birbirlerini sürekli çekiştirmektedirler. Çatışma ve dedikodunun bu programın ana unsurlarını oluşturduğu, söz konusu programın yapıldığı evde daha fazla kalabilmek, para ve diğer ödülleri alabilmek için kıyasıya mücadele eden yarışmacılar, olumsuz rol modeli oluşturan söz, davranış ve tutumlara başvurmakta; rekabette birbirlerinin onurunu hedef alan aşağılayıcı ve küçük düşürücü ithamlarda bulunmaktadırlar.

Bunun yanında; yarışmacıların beğendikleri aday ile yakınlaşmalarına, birbirlerini tanımalarına müsade edildiği, bu durum yarışmacıların, eş adayı veya sevgili olması durumuna bakılmaksızın başka adayların o kişilere talip olabilmelerine imkan tanındığı, bunun doğal bir sonucu olarak yarışmacılar arasında çatışmalar yaşanması veya birbirlerinin arkalarından konuşmaların yapıldığı, temeli bireylerin birbirini karşılıklı olarak benimseyip sahiplenme duygusuna dayanan evlilik kurumu üçüncü şahıslara kapalı bir kurumdur. Aynı çatı altında kalan damat adaylarının aynı kadınla ilgilenmeleri ya da bir kadının aynı çatı altında yaşayan birden fazla erkeğe aynı anda ilgi göstermesi evliliğin temeli olan sahiplenme duygusunu zayıflatacağı gibi duygusal bir çöküşe sebebiyet vererek mutlak bir çatışmaya götürecek bir durumdur. Aksi durumda sahiplenme duygusunun körelmesi ise bireylerin duygusal bağlarını zayıflatarak evliliğin anlamsızlaşmasına ve aile kurumunun çökmesine sebebiyet verecek bir durumdur. Söz konusu programın özellikle evlilik çağındaki genç kuşaklara hitap etmesinden dolayı mutluluk hayalleriyle yuva kurma ümidindeki gençler açısından çok daha zararlı bir durum teşkil etmektedir. Bilindiği gibi evlilik uzlaşmaya dayalı bir kurumdur. Çiftler uzlaşabildikleri ölçüde birlikte yaşama ve aileyi devam ettirebilme imkanına sahiptirler. Bu program ise yarışma formatında olup hem adayların kendi aralarında hem de karşı cinsle olan sürekli mücadele ve çekişmesine dayanmaktadır. Evlilik kurumunun uzlaşma yerine çatışmayla temellendirilmesi evliliğin bizzat kendi amacına aykırı olup onun sarsılıp yıkılmasına sebebiyet verebilecek bir durumdur. Söz konusu programın, ayrıntıları uzman raporunda bahsedilen olumsuz söz ve davranışların bulunması nedeniyle, hem ailevi değerlere hem de insan onuruna aykırılık teşkil ettiği, bunun yanında, konuya ilişkin olarak RTÜK iletişim merkezine çok sayıda şikayet bildirimi yapıldığı anlaşılmıştır.

Kitle iletişim araçlarından birisi ve hem görsel hem de işitsel yayın yapılması nedeniyle en gelişmiş durumda olan televizyonların, bir anda ulaştığı ve etki alanına aldığı seyirci sayısı düşünüldüğünde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşların ne denli sorumlu ve dikkatli davranmaları gereği ortaya çıkmaktadır.

Yayıncılık faaliyetinde; fikir, kültür, duygu, inanç, köken, ekonomik durum açısından değişik katmanlardan oluşan toplumu, bütün olarak ele almak, onu barışa, huzura ve birlikte kavuşturucu amaçlarla program hazırlamak önemlidir. Bu nedenle de, her programın verdiği mesajın toplumda nasıl algılanacağını bilmek, kitlelerin bunları seyrettikten sonra duygu ve düşüncelerinde ve davranışlarında nelere yol açacağını hesaplamak, sorumlu bir yayıncının yapması gerekendir.

Evlilik programlarının toplum üzerindeki yozlaştırıcı pek çok etkileri söz konusudur. Bu etkilerden biri mahremiyet ile ilgili olan algının değiştirilmesidir. Mahrem etimolojik köken itibariyle haram, yasak, gizli, özel alana ait olan, tabu gibi anlamlara gelir. Evlilik doğası itibariyle mahrem olduğu kadar toplumun temel yapı taşını oluşturması hasebiyle önemli bir müessesedir. Evlilik programları, evliliğe giden yolda mahrem olarak yaşanması gereken ilişkiyi paylaşıma açmakta dolaysıyla mahremiyet kavramına mündemiç olan gizlilik zamanla bozularak asıl anlamını kaybetmektedir. Bununla birlikte çocukların ve gençlerin evlilik, mahremiyet, aile gibi algıları, toplumsal değer kavramları zamanla aşınmaya başmakta ve kendi değerlerine yabancı, sanal bir dünyanın şekillendirdiği suni bir paradigmaya sahip bir kitle ortaya çıkmaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; toplum kültürünün oluşmasını sağlayan aile müessesinin belirli toplumsal normların ve hukuki süreçlerin sonucunda evlilik vasıtasıyla gerçekleştirildiği, söz konusu programın yapıldığı evde daha fazla kalabilmek, para ve diğer ödülleri alabilmek için kıyasıya mücadele eden yarışmacıların olumsuz rol modeli oluşturan söz, davranış ve tutumlara başvurduğu, rekabette birbirlerinin onurunu hedef alan aşağılayıcı ve küçük düşürücü ithamlarda bulundukları bu sayede bu kişilerin hem birbirlerine hem de geleneksel Türk aile kavramına zarar verdikleri, ayrıca bu tarz davranış, söylem ve tutumların kamuoyunda evliliğe dair algıyı olumsuz yönde etkileyebileceği, bu nedenle mezkur yayında; 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (f) bentlerinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.

6112 sayılı Kanun’un,

a-) 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlaline OYBİRLİĞİ İLE,

b-) 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlaline Üst Kurul Üyesi Süleyman DEMİRKAN’ın karşı oyu ve oy çokluğu ile,

Bu itibarla;

6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan, "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez."ilkesi ile (f) bendinde yer alan; "Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." ilkelerinin ihlali nedeniyle,

Kuruluşa, 16.06.2011, 16.07.2011 tarihli yayınları nedeniyle evvelce 06.07.2011, 16.08.2011 tarih ve 2011/42, 2011/50 sayılı toplantılarda alınan 18, 29 No’lu Üst Kurul Kararıyla 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile 04.10.2011 tarihli yayını nedeniyle evvelce 15.11.2011 tarih ve 2011/64 sayılı toplantıda alınan 39 No’lu Üst Kurul Kararıyla 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, uyarı yaptırımı uygulandığı tespit edildiğinden, aynı hükümlerin tekraren ihlali nedeniyle, Kanun’un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ihlalin tekrarı halinde medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar idari para cezası verilir” hükmü uyarınca kuruluş hakkında idari para cezası uygulanması gerektiği,

Bu itibarla; aynı yayınla, birden fazla yayın ilkesi ihlali olduğundan ve her iki ihlalin de idari para cezası yaptırımını gerektirdiğinden, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 15’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince, bahse konu ihlallerden en ağır (tek) cezanın verilmesi öngörüldüğünden,

6112 sayılı Kanun’un 32’nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca ihlalin ağırlığı ve yayın ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak; İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Şubat 2017 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 29.732.884,85 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 594.658,00 TL. İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,

Karar verildi.


Toplantıya Ait Şerhler

Toplantı No : 2017/17 Toplantı Tarihi : 26.04.2017 Karar No : 88

Üst Kurulun 26.04.2017 gün 17 sayılı toplantıda aldığı 88 no.lu karara karşı oy yazısı.
Üst Kurul Üyesi
Süleyman DEMİRKAN Şerhidir.